17 Mayıs 2015 08:48

Karanfil ne demekti?

Paylaş

Cömert Uygar ERDEM

2004 yılında, üniversite sınavlarına hazırlık için gittiğim dershanedeki sıra arkadaşımın en güzel sorusu şuydu: “Sen hiç Dost’un önünde biriyle buluştun mu?”

Karanfil Sokaktaki “Büyük Dost” olarak anılan Dost Kitabevi’ni kast etmişti. “Dost’un önü,” Ankara’nın ünlü buluşma mekânlarından biridir. Soğuk havalarda içeri girersiniz ve ara ara dışarıyı kollarsınız. Bu süreyi kitap okuyarak geçirenler de olur. Elbette ki buradan sadece buluşma mekânı olarak bahsetmek haksızlık olur. Kızılay’ı hâlâ canlı tutan nadir mekanlardan olduğu söyleniyor.O yıllarda, GİMA, YKM ve Mülkiyeliler Birliğinin önü de Kızılay’ın diğer önemli buluşma noktalarıydı. Metro çıkışlarını tercih edenler de vardı. Benim tercihim Gizem Müziğin önüydü.

Her ne kadar son dönemlerde, sosyal mekânların, kurumların, iş merkezlerinin farklı alanlara taşındığından söz etsek de, Ankara kültür yaşamına ulaşım Kızılay merkezli sağlanıyor. Hâlâ her semtten Kızılay’a gelen bir ulaşım aracı bulabilmeniz mümkün. 

Kızılay’ın hakkını teslim ettik, şimdi başa dönebiliriz; Kızılay artık eski Kızılay değil. Mekânlar birer birer kapanıyor ya da dönüştürülüyor.

KARANFİL SOKAĞIN BİR BÖLÜMÜ

“Sen hiç Dost Kitabevi’nin önünde biriyle buluştun mu?” sorusuna yanıtım “Hayır” olmuştu. Sözleştik ve bir gün Dost’un önünde buluştuk.

Bu konuşmaları yaptığımız dershane, müziği hiç eksik olmayan Karanfil Sokaktaydı. Dersteyken sokakta çalınan şarkıları dinleyebileceğimi hayal ederek bu dershaneyi tercih etmiştim. Ancak şansım yaver gitmedi. Sınıfım binanın arka cephesine bakıyordu. İki soru daha az çözebilirdim. Kendi işgüzarlığım.
Karanfil Sokak, Kızılay’ın işlek sokaklarındandır. Sokağın Yüksel Caddesi ile Ziya Gökalp Bulvarı arasında kalan kısmı; Dost Kitabevi, kasetçiler, kırtasiyeler ve takı eşyası satan dükkanlardan oluşuyordu. On yıllık süreçte sokaktaki bir çok mekân kapandı ya da dönüşüme uğradı. Dershane binası şimdilerde bir banka şubesi olarak kullanılıyor. Bitişiğimizdeki binanın alt katındaki pasajda Barış Müzik, Ezgi Müzik ve ekseriyetle “yabancı” müzik dinleyen müşteri profiline sahip Plakçı Hayri vardı. Sokağın Yüksel Caddesiyle kesiştiği noktada ise Gizem Müzik var.

Plakçı Hayri hâlâ yerinde duruyor. Gizem Müzik bu ay da olacak, sonra olmayacak. Diğerleri kapanalı epey oldu. 

KARANFİL SOKAKTAKİ SON KASETÇİ KAPANIYOR

Gizem Müzik Mayıs sonunda kapanacağını duyurdu. Müdavimler mekânın kapanmamasını istiyor ancak mekân sahiplerinin haklı gerekçeleri var, müzik endüstrisinin vaziyeti karşısında söyleyebilecek pek bir sözse yok.

1990’da açılan dükkanda Erkan Oğur ile İsmail Hakkı Demircioğlu’nun Gülün Kokusu Vardı kasetinin bir sene boyunca teypte kaldığı, sadece bu kasetin 20 bin sattığı anlatılıyor.

Gizem Müzik epeydir kaset satmıyor. Elde kalanlar ise tükenmek üzere. Zaten kapanma hikâyesi de kasetlerin piyasadan kalkmasıyla başlıyor.

Kaset ve CD’lerin birlikte basıldığı dönemde, ekseriyetle kasetler tercih edilirdi. Fiyat olarak daha ekonomik olan kasetin CD’lere göre daha uzun ömürlü olduğunu, bir albümün tamamının dinlenmesini sağladığını ve bu sayede müziğin çabuk tüketilir hale gelmesini önlediğini unutmayalım.

Önceden albüm kapakları okuyarak müzik takibi yapardım. O albümde çalan müzisyenler üzerinden başka müzisyen ve müzik gruplarına ulaşmaya çalışırdım. Yeni sistem solistler üzerinden müzik takibi yapmayı dayatıyor.

Yapımcılarının dağıtım politikaları, müzik dükkanlarının imkân ve potansiyellerini daha da kısıtladı. Albümlerin piyasaya çıkarıldığı gün dijital müzik platformlarında paylaşılması zaten az olan satış oranlarını daha da düşürdü. Trajik bir sonuç ama, müziğin interaktif ortamlarda dinlenebilmesi, mp3 dinleme oranlarını da düşürdü.Yine de “küçük” müzik dükkanlarının kapanmaya başlamasındaki en büyük faktör, kaset basımının durdurulması olarak gösteriliyor. Korsan satıştan imtina eden, ayrıca başka ürünler de satma fikrine sıcak bakmayan dükkanlar birer birer kapanıyor.

Dükkanların satış kampanyaları da ilaç olmadı. Barış Müziğin, 10 kaset alana 1 kaset hediye ettiği kampanyada altıncı kasette kalmıştım.

KARANFİL NE DEMEKTİ?

Sosyal medyada bir fotoğraf aracılığıyla bu soruyu sordum. “Emek,” “Umut” “Yaşam” demekti diyenler oldu. “Eken bilir” diyerek dinlemekten vazgeçemediğim bir Diyarbakır şarkısına, “Üç karanfil” diyerek başa gelen umulmadık hikâyelerle dolu tarihe atıf yapanlar oldu. Rüyaya yorup, başa daha neler gelebileceğini açıklayanlar oldu. “Mavi kot pantolonun arka cebine kahverengi kumaşla yama yapmak” diyerek çocukluk dönemlerimin güzel ama yine de anlatamayacağım bir anısını hatırlatanlar oldu. Anadilindeki sözcükleri arayan bir arkadaşımsa “Karanfil ama hangi dilde?” sorusunu iletti. Karanfil birçok şey demekti. Herkes kendi karanfilini anlattı.

Karanfil Sokak Ankara’da tanıdığım ilk sokaklardan. Eylül aylarında ders kitabı alma; sene içerisindeyse kaset alma amacıyla geliyordum. Dershane dönemim ise bu sokakta geçti. Derslerde müzik dinleyemesem de, teneffüsleri değerlendirmeye başlamıştım. Sokağı şarkılara bulayan Gizem Müziğin önünde beklemek ve kasetlere bakmak keyifli geliyordu. Hoşuma giden şarkıların hangi kasette olduğunu sorup, kaseti inceliyor bazen de alıyordum. Başka bir şarkı için alıp, o gün bugündür Kazım Koyuncu’yu dinlememe yol açan Salkım Söğüt-2 ve akabinde Kazım Koyuncu ve Zuğaşi Berepe’nin bütün kasetlerini buradan aldım.

Bakkalla, manavla kuramadığım ilişkiyi o müzik dükkanlarıyla kurdum. Aldığım albümleri takip ederek dinleyebileceğim müzikleri tahmin eden ve buna göre yönlendiren bir ilişkiydi. Sokaktan geçerken selam verdiğim, oturup albümleri konuştuğum, çıkacak albümlerin ön haberini aldığım, çay içtiğim, albüm sipariş verdiğim bir mekândı.

Bu yüzden benim için Karanfil biraz müzik, biraz da Kazım demekti. Biraz da albüm kapağı okumaktı.

ŞİMDİ NE OLACAK?

Geçen yıl Çanakkale’de eski eşyalar satan bir dükkanda bulduğum Walkman ile kaset çağına geri döndüm. Ülkenin değişik yerlerindeki kasetçileri bulma telaşına düştüm. Bu küçük hikâye, müzik dinleyicilerinin müzik endüstrisinin aldığı konum karşısındaki refleksini özetliyor. Plaklar ve kasetler arşivlenmeye başlandı.

Günceli takip etmek içinse, süper market mantalitesinin bu alana yansıması olan büyük müzik marketlerden alışveriş yapmam gerekiyor. Yaşayacağım anıları şimdiden anlatabilirim. Bir müzik markete girip görevliye aradığım CD’yi soracağım. Bilgisayardan sorgulatıp, CD bulunuyorsa hızlı hareketlerle o CD’yi bana teslim edip yanımdan uzaklaşacak. Kasada kuyruğa girip, ödeme yapıp hızla dışarı çıkmak isteyeceğim. Bir sonraki aşamada, internetten alışveriş yapıp, adresime teslim edilmesini bekleyeceğim.
Albüm kapaklarını okumaktan keyif aldığım sürece bu böyle olacak.

ÖNCEKİ HABER

‘Çiçekle bezeli bahçe’de ne değişti?

SONRAKİ HABER

İzmir Emek Gençliğinden Menemen Belediye Başkanı’na ziyaret

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa