02 Mayıs 2015 17:37

Bir ağızdan...

“Herkes tartışacak, tartışması gerekiyor. Bu hepimizin sorunu, hepimizi etkiliyor, seçim bir partiyi, bir lideri ilgilendirmiyor ki. Bizi daha çok etkiliyor. Benzine, mazota her gün zam geliyor. Biz araba kullanmıyoruz diyebilme şansımız var mı? Kullanmıyoruz ama zamlardan etkileniyoruz.”

Paylaş

Zehra UZDEMİR

“Kusura bakmayın” diyor ev sahibi bizi içeri çağırdığında, sıcacık bir sohbetin orta yerinde kendimizi bulacağımızı biliyoruz. Çaylarımız sıcak, gündem sıcak, bahar kendini göstermeye başladı geç de olsa, dışarısı da sıcak... “Kusura bakmayın” demesi de çayın yanında bize ikram ettiklerini yeterli bulmamasından. Bir masanın etrafında oturmayı tercih ediyoruz. Kendimiz doldurup, kendimiz içelim istiyoruz çaylarımızı.
Konumuz seçimler, artık aylar değil haftalar var. Evlerimizde, işyerlerimizde, sokakta her yerde genci, yaşlısı konuşur oldu.
“Herkes tartışacak, tartışması gerekiyor. Bu hepimizin sorunu, hepimizi etkiliyor, seçim bir partiyi, bir lideri ilgilendirmiyor ki. Bizi daha çok etkiliyor. Benzine, mazota her gün zam geliyor. Biz araba kullanmıyoruz diyebilme şansımız var mı? Kullanmıyoruz ama zamlardan etkileniyoruz.”
YAĞMA HASAN’IN MALI
Hepimiz bir ağızdan konuşuyoruz, konu zamlar olunca, kadınlar ilk önce mutfaktan başlıyor. “Patates bile 4 lira, önceden kuru fasulye pişirir yerdik, onu da yiyemez olduk.”
“Bu seçimlerde de AKP gelirse, başkanlık sistemini de eline geçirirse, adam istediğini yapacak, bir de örtülü ödenek çıkardı, sınırsız. Yağma Hasan’ın malı Türkiye. Nerede kullandığı belli değil...”
“Direkt soruyoruz seçimlerde ne yapıyoruz” diye. “CHP’ye vereceğim tabi ki” diyor arkadaşımızın biri, ama hemen ilave ediyor “Barajı aşsın diye HDP’ye de verebilirim. Kararsızım.” Diğer arkadaşımız bu kararsızlık karşısında hemen söze giriyor, “Demirtaş’ı çok beğeniyorum, şu andaki siyasetçilerin içinde en beğendiğim adam. CHP’li olduğumu da söyleyeyim. Ama bu kirli siyaset içinde nasıl sağlam duracak? Bir de yan çizerler, bütün hayallerim yıkılır...”
“Şu yüzde 10 barajını özellikle kaldırmıyorlar. CHP-MHP bir şekilde giriyor Meclise” diye devam ediyor bir diğer arkadaşımız. “HDP’nin barajı aşması hem AKP’yi geriletecek hem de başkanlık sistemi suya düşecek... İstemezler tabii.”
“Şu Ağrı’da yaptıkları ve ondan sonrakiler, hep HDP’nin kaybetmesi için yapılan çirkin siyasetler. Selahattin Demirtaş ilk açıklamayı yaptığında yalanladılar, gerçek ortaya çıktığında da birbirilerini yalanladılar. TSK bile teşekkür etmek zorunda kaldı. Masum bir insanın ölümüne neden oldular. Çocukları geride kaldı. Yazık bu askere de , halka da...  Çok konuşuldu bu konu ama bu kadar alçalabileceklerini kimsenin aklı almıyor. Eli kanlılara oy vermeyin propagandası yürütülüyor hala... Kimin eli kanlı!”
GERÇEK DEMOKRASİ İÇİN
Sessizlik bir müddet hakim oluyor ortama. “Eli kanlılara oy vermek”... Hayır! Biz gerçek demokrasi arayışında olanlara oy vermeyi düşünüyoruz. Artık hiç bir şey eskisi gibi değil. Gizli kalmıyor. Her şey ortada ama... Ama’sı var işte.”
Sessizliğin bozulması için çaylarını tazelenmesi gerekmiş. “Hiç kimse geçinemiyor artık, geçen gün bir kadın torununa muz alamadığı için ağlıyor.”  
“Bir baba marketin önünden geçerken çocukların başka tarafa bakmasını sağlamaya çalışıyor meyve görüp istemesinler diye. Türkiye’yi bu hale getirdiler. Değişmez diyorlar bu düzen. Değişmediği sürece bizler ezilmeye mahkûmuz.”
Tam çayını yudumlamak üzereyken bir kadın arkadaşımız kaşı havada, biraz kızgınca, “Yoksulluk gittikçe artıyor, işsizlik had safhada, demokrasi yerlerde, hukuk yok, adalet bitti. İşte bunlara dur diyecek Selahattin’in partisini inceliyoruz. MHP de CHP de muhalefet yapmıyor. AKP ne MHP’yi dikkate alıyor ne de CHP’yi. Tek derdi HDP barajı aşarsa bizim başımıza bela olur. Yani AKP’nin başına bela olacak, söylendiği gibi halkın değil. Ve kadınların en fazla olduğu parti. HDP’nin içinde Aleviler var, Sünniler var, Süryaniler, Kürtler, Ermeniler herkes bir bütün halinde.”
Sözünü kesmiyoruz. Arkadaşımızın duygularımıza tercüman oluyor sanki...
OYLAR HDP’YE
Bir arkadaşımız söze giriyor beklemeden; “Ben böyle Cumhurbaşkanı görmedim. Her şeyin, her konunun içinde, ama bu aralar biraz geri çekildi sanki. ‘Davutoğlu öne çıksın AKP kazansın. 400 milletvekilini bir elde edelim, çıkarım meydanlara’ diyor sanki... Bence onlar da içten içe başkanlığa karşılar. Sadece açıkça söyleyemiyorlar. ‘Ankara’nın Parsel parsel satılması’ konusunu bir talimatta kapattılar. Adam bir konuştu Ankara için, sonra kalktı, ‘ben partimi yıpratmak istemiyorum’ dedi. Birbirlerinin açıklarını bildikleri için idare ediyorlar...”
Saatler ilerliyor. Bitirmek istemiyoruz sohbeti ama ertesi gün iş var, hepimiz yorgunuz ve işe gideceğiz. İstemeyerek, tartışmamız yarım kalmış ayrılıyoruz. Ve “oylarımız bu sefer HDP’ye” diyerek vedalaşıyoruz...

 

ÖNCEKİ HABER

Eli sopalılar konuştu: Biz Müslüman'ız onlar terörist

SONRAKİ HABER

"Suudi Arabistan bir gazeteci öldürdü ve Trump bunu önemsemiş gözükmüyor"

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa