Irak ve Suriye’yi Türkiye ‘koruyacak’ ama nasıl?
Irak’ın çiçeği burnunda Başbakanı Ali Ez Zeydi kritik ve çetrefilli dosyalarla dolu kabarık bir çantayla Amerika’ya gitti. Trump ile görüşen Ez Zeydi’nin gündemini ve görüşmelerin içeriğini tahmin etmek zor değil çünkü Amerika seyahati öncesinde Irak özel temsilcisi de olan Tom Barrack ile Ez Zeydi arasında bir ön temas gerçekleşmişti. O görüşmeden önce de Tom Barrack Türkiye-Irak ve Suriye’yi tek destinasyon gibi değerlendirdiği açıklamalar yapmıştı. Zaten 7 Ekim 2023’ten beri İran’sız bir bölge dizaynının sürdüğü biliniyor. Elbette İran’sız bölge demek güç boşluklarının ortaya çıkması demek. Bu güç boşluklarını doldurmaya aday iki ülke öne çıkmıştı; Türkiye ve İsrail ancak İsrail’in agresif politikaları dahil birçok faktör Türkiye’yi daha avantajlı hale getirmişti. Haliyle Türkiye ve İsrail arasındaki bölgesel nüfuz savaşı da iyice tırmanışa geçmişti ve hâl devam ediyor mücadele.
Bu şartlar sahayı yavaş yavaş şekillendirirken Hürmüz krizi somut sonuçları ile patladı. Hürmüz’e muhtaç üretici-tüketici bütün taraflar tek rotaya bağımlı olmanın çok kırılgan şartlar yarattığını düşünerek alternatif enerji ve ticaret rotaları projelerini masa üstüne yığmaya başladılar. Tabi bu arada Trump yönetiminin daha bir vurgulu dile getirdiği NATO’nun yeniden yapılandırılması zorunluluğu tartışılır oldu. Bu tartışmaları özetlersek Amerika artık Avrupa’nın güvenliğini sağlamak gibi bir misyonu sürdürmek istemiyor ve hem Avrupa’da hem de Ortadoğu’da sorumluluklarını NATO’yu yeniden yapılandırarak dağıtmak niyetinde. Amerika’nın hedefi Avrupa ve Ortadoğu gibi ağır yüklerini mümkün olduğunca hafifletip hedef olarak tanımladığı Çin’e odaklanmak ve bunun için de ekonomik ve askeri kozları ile birlikte Asya’ya yönelik Çin’i çevrelemek.
Bütün bunların Irak ya da Türkiye ile ne alakası var diyen olabilir.
Amerika’nın NATO’nun yeniden yapılandırılması aşamasında Türkiye öne çıktı. Bu bağlamda Irak ve Suriye’nin Türkiye’ye neredeyse zimmetlendiğini söylemek yanlış olmaz. Türkiye artık bu iki ülkede güvenliğin ve istikrarın sağlanması sorumluluklarını üstlenmiş gibi görünüyor. Bu sorumluluk dışarıdan bölgenin jandarmalığı gibi görünüyor olabilir ancak Türkiye, Irak ve Suriye üzerinden Avrupa’ya uzanması planlanan enerji ve ticaret güzergahlarının ana istasyonları arasında. Bu nedenle kendisinden önceki istasyonların güvenliği Türkiye’den geçmesi planlanan hatların da güvenliği demek.
Türkiye’deki açılım süreci dahil üç ülkede son bir yılda meydana gelen birçok gelişmeyi bu yeni dizayn çerçevesinde okumak gerek.
Henüz oluşum aşamasında olsa da Amerika ve uluslararası koalisyon Irak’tan çekildikten sonra Irak’ın ve Suriye’nin güvenliği Adana’daki kolordu bünyesinde oluşturulan NATO birimi üzerinden sağlanacak. Şimdilik TSK tarafından çekirdek kadrosu oluşturulan NATO biriminin ana karargahlarından biri de muhtemelen Erbil’de inşa edilen devasa ABD kompleksi olacak. Amerikalıların tamamen el çekmeyeceği bu süreçte istihbarat ve koordinasyon gibi kritik aşamalarda söz sahibi olmaları şaşırtıcı olmaz.
Suriye’de ise ne devlet kurulabildi ne de ordu ancak bu süreçler hızlanacak gibi görünüyor. Geçtiğimiz günlerde Türkiye’den bir fırkateyn Lazkiye’ye gitti. Üst düzey komutanların da yer aldığı bu Lazkiye ziyaretinden sonra Suriye basını Suriye’deki deniz kuvvetlerinin Türkiye tarafından eğitileceğini yazdı. Muhtemelen TSK’nin Suriye’deki faaliyetleri sadece eğitim ile sınırlı kalmayacak; çok sayıda radikal, yağmacı, başıboş silahlı grubun terör estirdiği Suriye sahasında bir ‘mıntıka temizliği’ üstlenmesi de beklenebilir.
Şimdilik bölgenin yeniden dizaynı çerçevesinde planlananların genel çerçevesi bu şekilde ancak Irak’ta ve Suriye’de yani bizzat sahada durum bu planların kolaylıkla uygulanmasına uygun mu? Kesinlikle hayır.
Irak’ta yaklaşık 300 bin silahlı adamın mensubu olduğu Haşd-i Şaabi’nin silahsızlandırılmasına dair süreç devam ediyor. Aslında bir şemsiye yapı olan ve küçüklü büyüklü, İran’a yüzde 100 tabi ya da İran ile hiç alakası olmayan çok sayıda silahlı grubun yer aldığı Haşd-i Şaabi’nin silahsızlandırılması konusunda Amerika baskısını yaptırım tehditlerine varana kadar artırmaya devam ediyor. Ancak her ne kadar İran desteği ile kurulmuş olsa da Haşd-i Şaabi, Irak’ta halkı ve hatta kendini koruyabilecek bir ordu, polis gücü olmaması nedeniyle IŞİD ile mücadeleyi sırtlandı. Malum Amerika Irak’ı işgal ettiğinde ilk yaptığı şey bütün kurumlarıyla devleti çökertmek oldu. O zamandan beri de bir Irak ordusu kurulamadı. Şimdilerde Haşd-i Şaabi içindeki birkaç grup dışında örgütün büyük kısmı silah kullanmanın devlet tekelinde olması gerektiğine, güçlü bir devlet kurulması için silah bırakmaya hazır olduklarına dair açıklamalar yaptılar. Ancak tedirginler çünkü bir Irak ordusu kurulmadan Haşd-i Şaabi’nin silahsızlandırılması güvenlikle ilgili kritik boşluklar yaratacak. Yine neredeyse 300 bin adamın aileleri ile birlikte gelir kaynaklarından mahrum kalması çeteleşmelerin önünü açabilir.
Irak’ta haftalardır devam eden yolsuzluk operasyonlarının arka planını geçtiğimiz haftalarda bu köşeden aktarmıştım. Yolsuzluğun ülkenin kılcal damarlarına kadar sirayet ettiği Irak’ta 2003 yılından beri istikrarın ve güvenliğin olmaması nedeniyle paralel ticaret hatları, para transfer kanalları hatta ülkenin kaynaklarına ilişkin karar verici mekanizmaların ortaya çıktığı yazmıştım. Bu nedenle Irak’taki yolsuzluk operasyonlarının büyük ölçüde kayıt dışı ekonomi hatlarının ortadan kaldırılması olduğu söylenebilir. Ortada devlet olmasa da işlerin yürümesi gerekir sonuçta. Ticaretin devamı da sahada güvenliği sağlayabilen güçlere emanet edilir ki, Irak’ta bu güç Haşd-i Şaabi oldu. Yani Haşd-i Şaabi’nin silahsızlandırılması girişimleri sürerken diğer taraftan bu örgütlerin güçlerinin kaynağı olan para kaynakları kurutuluyor. Bir süre sonra silah bırakmak istemeyen örgütlerin de anlaşmaya mecbur edilmesi planlanıyor.
Türkiye’nin NATO adına ve NATO ile birlikte Irak sahasında güvenliği sağlaması bu ülkedeki yerel güçlerle yeni ilişkiler kurmasını elzem hale getiriyor. Ancak İran ile ilişkilerini de yeniden düzenleyen Türkiye’nin Irak’taki olası faaliyetleri İran’ı rahatsız etse de doğrudan bir çatışma hali hâlâ çok uzak ihtimal.
Suriye’de ise Türkiye’nin karşısındaki en büyük sorun İsrail. Türkiye Suriye’de sahadaki güvenliği sürdürülebilir bir istikrara kavuşturmak için bir ordunun kurulması sürecini hızlandırmak zorunda kalacak muhtemelen. Ancak İsrail Suriye’de ordu kurulmasını hele de hafif silah dışında silahlanma kesinlikle istemiyor. İsrail’in hedefi Suriye’de jandarma-asayiş seviyesinde bir ordu kurulması.
Toparlayacak olursak Irak Başbakanı Ez Zeydi’nin Washington ziyareti Irak kadar Türkiye’yi de ilgilendiren birçok senaryonun somutlaşacağı yeni bir aşamanın ilk adımı!
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et