Beş maddede: Bahçeli ‘süreç’ değil ‘ülke’ tarif ediyor
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli 5 Mayıs günü partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmasında “Barış ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” kurulmasını önermiş ve bu önerisi ile asıl olarak Abdullah Öcalan’a bir ‘statü’ verilmesi gerektiğini dile getirmişti. “Tıkandı”, “duraksadı”, gibi tariflerle güncel durumu anlatılmaya çalışılan sürece aslında ne olduğunu da böylece ortaya koymuştu! Bugün Türkgün gazetesinde, “Terörsüz Türkiye’de yeni yol haritası” başlığıyla sunulan açıklamaları ile aradan geçen 13 gün boyunca kendisinin başlattığı bu yeni tartışmaya dair yapılan bazı değerlendirmeleri boşa çıkarırken, tartışmada geri planda kaldığını düşündüğü noktaları ise ısrarla vurguladı. Hatta Türkiye’de “yasama yürütme ilişkileri”ne varana kadar bir “yeni ülke” vurgusu da yaptı. Bu değerlendirmelere dair bazı noktaları 5 başlıkta vurgulamaya çalışalım.
1) ‘Koordinatör’ bizzat Öcalan: Bahçeli’nin koordinatörlük önerisinin ardından hem MHP’den hem de DEM Parti’den yapılan değerlendirmelerde, ‘koordinatör’ olarak söz edilen kişinin Öcalan olmadığı öne sürülmüştü. Hatta bu tarifi böyle anlamanın Bahçeli’yi anlayamamak olacağı da söylenmişti. Ancak Türkgün’deki yazıdan anlaşılıyor ki Bahçeli bizzat Öcalan’ın ‘koordinatörlüğü’nden söz etmekteymiş. Şu cümle bu konuda gayet net: “Koordinatör PKK’nın kurucu önderi Abdullah Öcalan olacaktır.”
Böyle diyor Bahçeli ve devam ediyor: “Bu statü örgütün feshiyle örgütün bütün türevleri ve unsurlarıyla katî suretle tasfiye edilmesine matuf bir tanımlamadır.”
Yani Öcalan’a verilecek bu statü ve görev için “süreçle bağlıdır” diyor. Ancak başka bir şey daha diyor.
2) ‘Real IRA’ endişesi: Bahçeli’nin açıklamasında daha önce belki de, “terörle mücadelede Türkiye modeli” söyleminin etkisini zayıflatmamak için pek değinmediği “dünyadaki farklı çatışma çözümü örnekleri” adıyla sanıyla yer alıyor. İngiltere ile IRA arasında 1997’de başlayıp 2005’te sonuçlanan barış görüşmelerinde, IRA’nın siyasi kanadı olan Sınn Fein partisi güçlenirken, örgüt içerisinde süreci kabullenmeyenlerin “Real IRA” hareketini kurduğunu hatırlatıyor. Sonrasında da şu endişeyi dile getiriyor: “PKK için böyle bir seçeneğin oluşmaması maksadıyla Abdullah Öcalan’ın örgüt tarihindeki rolü ve PKK’nın bir Apoculuk hareketi oluşundan ilhamla; Öcalan’ın örgüt mensuplarına ulaşması ve özellikle teröristler üzerinde etkili bazı yöneticilere talimatlarını ileteceği, bu yönüyle barışın inşasına ve siyaset alanının açılmasına hizmet edecek bir mekanizma olarak söz konusu koordinatörlük işlevsel olacaktır.”
Yani görevi ve statüsü süreç dahilinde bağlı olan Öcalan, sürecin “alternatif PKK” gibi tarif edilebilecek çıkışlardan korunmasını da sağlamalı, bunu yapabilmesi için de önü açılmalıydı.
3) ‘Sürece karşı kışkırtıcılar'a karşı 'tek merkez': Bahçeli daha önce yaptığı ‘sürece karşı kışkırtıcılar’ olduğu uyarısını tekrarlayıp bir kez daha bu durumu ‘hızla sonuç almak gerektiği’ne bağlıyor. Ancak bu kez önemli bir fark da var. Öcalan’ın ‘kurucu önder’ mitinin bu sorunun aşılmasında nasıl kullanılabileceğine dair uzunca bir değerlendirme yapıyor. Ve bu değerlendirmede Öcalan’ı “hızlı, etkin ve sonuç alıcı karar ve uygulamayı mümkün kılan bir model ortaya konulması” noktasında, “tek merkezli karar mekanizması ile hızlı ve etkin karar süreçlerini inşa etmek” ihtiyacı ile birlikte anıyor.
4) ‘Barış’ tarifi: Bahçeli’nin 5 Mayıs’taki grup konuşmasının ardından yaptığımız değerlendirmede, ‘barış’ kavramını ilk kez kullandığına dikkat çekmiştik. Şimdi, bu yeni açıklamada kavrama dair bir tarif de yapıyor:
“Terörsüz Türkiye kapsamında barış kavramı, terörle barış değildir. Barış; terörün Türk milletinin berrak bilincinde ve temiz sinesinde açtığı yaraları rehabilite etme; etnik, dini veya mezhebi köken ayırt etmeksizin Türk milletinin her bir ferdi arasında sokulmaya çalışılan ayrılıkçı nifakları, hastalık yaratan parazitleri temizleme gayretidir.”
Bahçeli’nin ‘barış’ adına, ‘Türk milleti arasına nifak sokmaya çalışanlara’ verdiği dikkate değer bir mesaj bu! Süreçten beslenerek büyümeye çalışan ‘alternatif milliyetçilikler’ için de herhalde…
5) En önemli mesele: ‘Devler’ ne der? Yine barışa dair cümlelerinden birinde şöyle deniyor, “Barış iki taraflıdır ve bölücü terör örgütü PKK’nın taahhütlerini yerine getirmesi yanında Devlet olarak atılması gerekli adımların ikmal edilmesiyle süreç tamamlanabilecektir.” Ancak ‘devlete’ verdiği bu mesajın ötesinde Bahçeli’nin, partisinin gücünün, geçmişinin ve kadrolarının çok ötesinde ‘bir şey anlattığını’ bir kez daha gösteren vurgular da var, “Terörsüz Türkiye’de yeni yol haritası” başlıklı açıklamanın genelinde. Sadece bugünü, Tayyip Erdoğan’lı Cumhur İttifakı iktidarını ve onun örneğin yeni bir seçimi daha kazanarak bir dönem daha devam etmesini öngören bir anlatı değil bu. “Cumhurbaşkanı yardımcısının başkanlığında bazı bakanlık ve kurumlardan oluşan” bir, “Tasfiye ve Düzenleme Sürecini Yönlendirme ve Milli Birlik” komisyonu öneriyor. Bu komisyon içerisinde oluşturulacak “Terörle Mücadele Devlet Koordinasyon Merkezi” de kuruyor. Hatta “düzenlemeyle bakanlıkların ve tüm devlet kurumlarının aynı amaç doğrultusunda ve güçlü koordinasyonla hareket kabiliyetinin artacağı” öngörüsünde bulunuyor. Yetmiyor, demokrasiden, siyasallaşmaya, toplumsal yapıya, hukuk devletine kadar önemli alanlarda bağlı tarifler de yapıyor.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un aynı gün Anadolu Ajansı’nda konuya dair yayımlanan yazısında söz ettiği ‘süreç’le, Bahçeli’nin anlattığı arasında büyük bir ‘kapsam farkı’ olduğu görülüyor.
Ahmet Türk’e yönelik ve isim vermeden yapılan göndermeyle, “etnik siyaset aracı olarak kullanılan ‘Kürdistan’ isminin kullanımının yarattığı sorunlar”dan söz ederek sürecin Kürt tarafına “daha fazla sorumluluk” yükleyen üslup örneğin, Bahçeli’nin uzağında kalıyor.
"Geçiş sürecinin kendisi bizatihi demokratik siyaset alanını genişleten ve demokrasiye katkı yapan tarihi bir gelişmedir" diyen ama bu gelişmenin nasıl mümkün olacağını ‘yeni anayasa’ gündemine havale ederek somutlamadan ortada bırakan Uçum’la ve elbette Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere iktidar partisinin diğer sözcülerinin tarifleriyle Bahçeli’nin anlattığı ‘mekanizma’ da epey farklı…
Bu ‘fark’ ilk kez görülmüyor. Ancak Bahçeli’nin her açıklamasında daha da büyüyor…
Daha çok konuşuruz biz bu farkı!
Evrensel'i Takip Et