5 Mayıs 2026 12:34

‘Koordinatör Öcalan’ yolu açar mı?

İktidarın adlandırmasıyla ‘terörsüz Türkiye’ sürecinin başlangıcını yapan ve kritik bütün anlarda devreye giren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ‘tıkandığı’ söylenen sürece yeni bir müdahalede bulundu. Partisinin bugün düzenlenen grup toplantısında yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Abdullah Öcalan için statü açığı varsa, bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine, terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır. Bu noktada ihtiyaç duyulacak mekanizmanın adı ne olursa olsun özü açık olmalıdır. Bu mekanizma toplumsal onarımı, siyasal normalleşmeyi, demokratik katılımı, toplumsal barışı, kardeşlik hukukunu, kamu düzenini, milli güvenliği ve huzurlu geleceği birlikte gözetmelidir. Bu tartışmalara son vermek için bunun adının Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü olmasını öneriyorum. Fakat elbette başka alternatifler de üretilebilir. Temennimiz PKK’nın kurucu önderliğinin bir tanım altında görev yapmasıdır.”

Bahçeli’nin gündemi belirleyeceği kesin bu öneriyi getirmesi PKK tarafından ilan edilen silah bırakma sürecinin bir noktada durduğu ve devletin de bu nedenle atılacak siyasi adımları beklettiği şeklindeki ‘tıkanma’ya dair sorunları çözmeye yeter mi?

Öncelikle önerinin şu mantık silsilesi içerisinde değerlendirilmesi gerektiği (en azından öneri sahibinin böyle bir akıl yürütme yaptığı) görülüyor:

  • Silah bırakma süreci ağırdan alınıyor, PKK yönetiminden ‘güvence olmadan silah bırakamayız’ açıklamaları geliyordu,
  • 19 aydır beklenen ‘yasalaşma’ süreci için sürekli ileride bir tarih işaret ediliyor, son tarih olarak ‘meclisin kapanışından öncesi’ işaret ediliyordu. Ancak bu durum geçen yıl meclis kapanmadan önce de -o zaman en çok da ‘komisyona yasal zemin sağlamak’ için- konuşuluyordu! Dolayısıyla ‘oyalama’ algısı güçleniyordu,
  • Bahçeli’nin kurucu önder olarak andığı Abdullah Öcalan’ın da artık kendisinin rahat çalışma yürütebileceği, meseleye dair isimlerle görüşebileceği bir statü beklentisinde olduğu biliniyordu…

Bu üç başlıktan hareketle nasıl bir çözüm üretilebilir? Bahçeli ve elbette onunla birlikte meseleye kafa yoranların Öcalan’a artık bir statü vererek yolu açmaya niyetlendikleri anlaşılıyor. Öneri sahibi Bahçeli’nin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la daha 5 gün önce bir görüşme yaptığını da unutmamak lazım elbette…

Önerinin ikna ediciliği noktasında ise Bahçeli’nin 40 yıllık mesele için ilk kez ‘barış’ kelimesini kullanmasına dikkat çekebiliriz. Bu kullanımın altının özellikle MHP dışı milliyetçi kesimlerin ‘savaş mı vardı ki’ muhtemel taarruzuna karşı ‘bölgesel bir barışa doğru Türk-Kürt-Arap ittifakı’ olarak doldurulması ihtimalini de ekleyerek.  

Bahçeli, ‘Barış Koordinatörlüğü’ dedi ama isimlendirmede bir ‘ısrarı’ olmadığını, alternatifler üretilebileceğini ekledi. Burada sürecin başındaki ‘gelsin Meclis’te konuşsun’ keskinliği yok. Ki zaten bu ‘keskin öneri’yi kendisi de tekrarlamıyor artık. Şimdiki öneri “alternatifler de tartışılsın” kapısını baştan açık tutan ‘opsiyonlu bir öneri’… Meclis’te sürece destek veren bir siyasi parti tarafından gündeme getirilmesi ve tartışmanın bu şekilde yürütülüp sonuca ulaşılmaya çalışılacağı öngörülebilir.

Soruya dönelim: Bu öneri, ‘tıkandığı’ söylenen sürecin yolunu açmaya yeterli olur mu?

Kandil’in dile getirdiği ‘güvence ihtiyacı’ noktasında Öcalan’ın elini güçlendirebilir ama bu kadarının tek başına yeterli olması zor olabilir. Örneğin hukuki durumu ne olacak? ‘Ev hapsi’nde mi olacak yoksa umut hakkının kullanımı mı gündeme gelecek? Ve elbette statüsünün ne olacağı merak edilen tek isim de Abdullah Öcalan değil!  

Önemli olan ‘yasalaşma’nın kapsamının ne olacağı ve nasıl olacağı…

Burada verilecek yanıtlar, ‘koordinatörlük’ mesaisinin içeriğinin ne olacağını da gösterecek.

Barış Avşar

‘Koordinatör Öcalan’ yolu açar mı?
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et