Ekstraktivist büyüme bütçesi 345 milyar 744 milyon TL
AKP’li yıllarda madencilik sektörünün GSYH içindeki ve ihracattaki payı artarken, madencilik alanındaki sermaye birikim stratejisi daha agresif ve daha talancı bir görünüme kavuştu. 2013 yılında başbakanlık görevi sırasında Erdoğan “Bütün bu maden işlerini kendime bağladım. Ne olursa olsun ister mermer ister altın ister bakır ister çinko, bizzat göreceğim dedim” sözleriyle birikim rejimindeki aks değişiminin işaretini vermişti. Türkiye kapitalizminin agresif büyüme stratejisi doğrultusunda başta 3213 sayılı Maden Kanunu en az 20 kez değiştirilirken, çok sayıda yönetmelik değişikliği yapıldı.
Son olarak 16 Ocak’ta Resmi Gazete’de “Elektrik Üretim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü Rödövans İhale ve Uygulama Yönetmeliği” ile Elektrik Üretim Anonim Şirketi (EÜAŞ) imtiyaz alanındaki maden sahalarının rödövans yöntemiyle özel sektöre açılmasına ilişkin düzenleme yapıldı.
Madencilik sektörünü ve kamunun sektörden tasfiye sürecini incelerken iki noktayı mutlaka göz önünde bulundurmak gerekiyor. Birincisi; Türkiye kapitalizminin uluslararası sistemle daha yoğun bütünleşmesiyle ve yabancı sermayeyi çekmek amacıyla özelleştirme politikalarına daha fazla ağırlık vermesiyle birlikte madencilik sektöründeki büyüme grafiğinin eş zamanlılığıdır.
İkincisi; Anadolu coğrafyasının yabancı şirketler için “küresel ocağa” dönüştürülmesinde “ekstraktivist” (kaynak sömürücülüğü) modelin hem idari hem ekonomik alanda yerleşiklik kazanmasıdır. “Ekstraktivist” modelin hareket noktası özetle şudur: Henüz metalaşmamış alanların çok uluslu tekellerin üretim ve pazar stratejisi doğrultusunda metalaştırılması, doğanın ve toprağın topyekûn sömürülerek ticaret nesnesine dönüştürülmesi; bu coğrafyalarda yaşayan halkın mülksüzleştirilmesi, yoksullaştırılması ve toprağından sürülmesidir.
“Ekstraktivist” eğilimin yerleşiklik kazanmasıyla madencilik sektöründe uluslararası ve ulusal sermayeli şirket sayısı artmaktadır. Enerji ve tabii kaynaklar bakanının bir soru önergesine verdiği yanıta göre 19 Haziran 2025 tarihi itibarıyla Türkiye’de yabancı sermayeli 316 işletme, maden ruhsatına sahip 106 yabancı şirket bulunurken, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi verilerine göre uluslararası sermayeli maden şirketi sayısı 649’dur. Pek çok yabancı şirket doğrudan girmek yerine zararı ve riski bölüşmek üzere yerli ortaklar üzerinden pazara girdiği için net veriye ulaşmak zordur.
Madencilik faaliyetlerinde kamu ve özel sektör arasındaki asimetri artmaktadır: Kamuya ait maden iş yerleri azalmakta, özel sektöre ait olanlar artmaktadır. 2011 yılında maden iş kolunda faaliyet gösteren kamuya ait 107, özele ait 6 bin 298 işyeri varken, 2024 yılında kamu ait işletme sayısı 158’e, özel sektör ise 7 bin 28’e çıktı.
| Sektör / Yıl | 2018 | 2019 | 2020 | 2021 | 2022 |
|---|---|---|---|---|---|
| Kamu Sektörü (milyon TL) | 168.305 | 141.242 | 160.254 | 224.509 | 268.024 |
| Madenciliğin Payı (%) | 2,6 | 4,1 | 7,3 | 5,9 | 8,7 |
| Özel Sektör (milyon TL) | 946.647 | 976.213 | 1.221.833 | 1.735.907 | 2.062.222 |
| Madenciliğin Payı (%) | 1,7 | 2,0 | 1,7 | 1,8 | 1,8 |
Madencilik sektöründe, özel sektörün iştahını kabartan nicel (ruhsat ve faaliyet izni) ve nitel (kâr oranları) büyümedeki ana etken, teşvik politikaları ve bürokratik prosedürleri asgariye indiren yahut ortadan kaldıran ekonomik aygıtlardır. Yatırım teşvik istatistiklerine göre madencilik sektöründe haziran 2012-Aralık 2024 tarihleri arasında 456 milyar TL değerinde yatırım yapıldığı görülüyor.
2026 yılı kamu yatırım programı bir çerçeve sunabilir. 13 bin 887 projeye ayrılan ödenek 1 trilyon 920 milyar 800 milyon TL olarak açıklanırken en yüksek payı yüzde 26.5 ile ulaştırma-haberleşme, ikinci sırayı ise yüzde 18 ile (345 milyar 744 milyon TL) madencilik aldı.
Sektörün sermaye ağırlıklı yapısını güçlendirmek ve yabancı yatırımlara uygun hale getirmek için yurt dışından verilen teşvikler de önemli bir yer tutmaktadır. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankasının (EBDR) “madencilik sektörü stratejisi 2024-2028” raporu’na göre Doğu Avrupa ve Türkiye, önemli değerli ve baz metal yataklarına ev sahipliği yapan dünyanın en büyük maden kuşaklarından birindedir ve 11 önemli madencilik ülkesi içerisinde yer almaktadır. Bu raporda dikkat çeken bir husus, Bankanın finanse ettiği 68’den fazla madencilik projesi içerisinde Türkiye’nin de yer almasıdır. Eczacıbaşı’nın Balıkesir-Balya’daki (kurşun, çinko, bakır) madencilik faaliyetleri için 50 milyon dolar (2024), TÜMAD’ın Lâpseki ve İvrindi’deki (altın) madencilik faaliyetleri için 90 milyon dolar (2017-19), Öksüt Madencilik’in Kayseri’deki (altın) madencilik faaliyetleri için 75 milyon dolar (2016) kredi verildi.
Ulusal ve uluslararası teşvik, kredi ve fonlarla büyüyen maden sermayesinin kâr oranları ve üretimden satışları artmakta, İstanbul Sanayi Odasının her yıl açıkladığı en büyük 500 sanayi kuruluşu listesine girmekte, her yıl sayıları artmaktadır. Madencilik alanında 2022 yılında listede yer alan şirket sayısı 37 iken, 2024 yılında 44’e çıktı.
Maden şirketlerini besleyen ve büyüten politikaların arkasındaki başlıca neden sermaye birikimini hızlandırmanın ve toprağı temellük etmenin en etkin yolu oluşudur. Zeytin Yasası olarak bilinen düzenleme de dahil olmak üzere toprağa doğrudan el koymanın bu denli şiddetli oluşu ise başkanlık rejimine geçişle birlikte okunabilir. Polen Ekoloji Kolektifinin Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) verileri üzerinden yaptığı çalışmaya göre 1 buçuk yılda 468 bin 784 hektarlık (Trabzon ili yüz ölçümünden daha büyük bir) alan maden şirketlerine satıldı. Satılan ihalelerin 202 tanesi mega-maden olarak tanımlanan (1000 hektarın üzerinde) ruhsat alanlarından oluşuyor.
Bu ölçekteki şiddetli özelleştirmenin ve mülksüzleştirmenin uygulanabilmesinin yolu ise siyasi yapının daha monokratik ve daha otoriter yapıda olmasıyla mümkündür. Madencilik sektörünün ekonomideki payının yukarı yönlü kesintisiz ivme kazandığı 2017 ve sonrası dönem başkanlık rejimine geçişle birlikte okunabilir. 2016 yılında yüzde 0.80’lerde olan madenciliğin GSYH’yeoranı 2023’te yüzde 1.,31’e çıktı. Siyasette ve ekonomide karar alma mekanizmalarının yürütmeye, daha da özelleştirilmiş formuyla cumhurbaşkanına bağlanması sermayenin nüfuz alanını genişletmeye, politika yapım süreçlerinde doğrudan temsile imkan tanımıştır.

Martin Arboleda’nın “gezegensel maden” (planetary mine) olarak adlandırdığı günümüzün “ekstraktivist” modeli (kaynak sömürücülüğü) tekelci sermaye ve geç emperyalizm dönemiyle özdeştir. Madencilik sektörleri ülkeleri yeni bir bağımlılığa zorlayan yeni bir emperyalist modelin suretleri olarak belirir. Anadolu coğrafyası yerli ve yabancı şirketin istilası altında küresel maden ocağına dönüştürülürken bağımlılığın zemini, tarım ve sanayide önceki üretim güçlerinin çoğunu neredeyse yok eden neoliberal yeniden yapılanmayla hazırlanır.
Evrensel'i Takip Et