28 Ekim 2025 05:10

Casusluk

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

Casusluk kolay tarif edilemeyen, iktidarların sevmedikleri kişiler hakkında sık sık kullandığı bir suç nitelemesidir. İktidarlar genellikle sıkıştıkları zamanlarda rakiplerini ya da sevmedikleri kişileri casuslukla suçlayıp cezalandırırlar. Bunun en ünlü örneği Dreyfus davasıdır. Fransa’da Yahudi bir yüzbaşı casus olarak suçlanmış ve yargılanmıştır. Fakat suçlamanın ve yargılamanın bir komplo olduğunu fark eden aydınlar ve gazeteciler olayın üstüne gitmiş, Ünlü Yazar Emile Zola İtham Ediyorum diye o ünlü makalesini yazmış, o da hainlikle suçlanmış fakat sonunda Yüzbaşı Dreyfus’un suçsuz olduğu ortaya çıkmıştı.

MİT’in kuruluş nedenlerinden biri casusların yakalanması idi. Fakat tarihinde yakaladığı ve yargılanan gerçek casus sayısı da bir elin parmaklarının sayısını geçmez. Yunanistan, Rusya ya da İsrail’e casusluk yaptığı iddiası ile suçlanan ya da yargılananların önemli bir kısmı askeri bölgelerde fotoğraf çekmek ya da askeri kişilerle samimiyet kurmaktan yargılanmıştır. Bir de ünlü ABD’ye casusluk davası var. MİT başkan yardımcısı (O dönemde başkan ya da müsteşarlar Genelkurmayın görevlendirdiği bir korgeneral olduğundan aslında başkan ya da müsteşar yardımcısı örgütün birinci adamı pozisyonundaydı) ABD’ye casusluk yaptığı gerekçesi ile suçlandı ve cezalandırıldı. İşin ilginç yanı o dönemde Türkiye silahlarının hemen hemen hepsini ABD’den alıyordu. NATO ve ABD askeri bütün bilgileri biliyordu. MİT, CİA ile çok yakın çalışıyordu. CİA’dan gizlisi saklısı yoktu. CİA Kontrgerilla örgütünü Ankara’nın göbeğinde yönetiyordu. Casusun verdiği bilgiler neydi merak konusu doğrusu. Elli yıl geçince belki açıklanır.

Son yıllarda bir de Stanford Research Instıtute olayı çıkmıştı. Bu enstitü CİA için açık istihbarat çalışması yapıyordu. Türkiye’den de bazı gazeteciler Türkiye’deki gazetelerden derledikleri bilgileri ya da siyasi gelişmelerle ilgili kendi yorumlarını enstitüye gönderiyordu. Bu iş için para da alıyorlardı. Enstitü için bilgi toplayanların isimleri basın tarafından ifşa edildi. Şimdi iktidar içinde olan isimler de vardı açıklanan isimler içinde. Fakat bu flaş casusluk iddiası da sönümlendi gitti.

Türk Ceza Yasası’nda casusluk “Devletin güvenliğine veya iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belge veya vesikaları kısmen veya tamamen yok eden, tahrip eden veya bunlar üzerinde sahtecilik yapan veya geçici de olsa, bunları tahsis olundukları yerden başka bir yerde kullanan, hileyle alan veya çalan…Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla, gizli kalması gereken bilgileri temin eden… Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla, gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askerî casusluk maksadıyla temin eden… Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklayan…” olarak tarif ediliyor. Görüldüğü gibi suç olan fiil gayet muğlak. “Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasi yararı” nedir? Bunu kim ve nasıl belirliyor? Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasi yararı sana ve bana göre farklılık gösteremez mi? Örneğin BOP eş başkanlığı doğrultusundaki politikalar sana göre devletin yararına, bana göre halka zararlı olabilir. Sana göre Trump ile kayıtsız, tanıksız yapılan baş başa görüşmede konuşulanlar devlet yararına ve devlet sırrı bana göre halklar aleyhine yapılmış planlar olarak görülebilir. ABD’de Watergate Skandalı olarak bilinen bilgiler bazılarına göre devlet sırrı, bazılarına göre suç olarak tanımlanabilir.

Basında yazılan casusluk soruşturması ile ilgili bilgilere bakılırsa Hüseyin Gün isimli itirafçının yaptığı iş Stanford Research Instıtute’ye bilgi aktarmaktan farklı bir şey değil. Bu bilgi aktarımı ile İmamoğlu, İBB ve Merdan Yanardağ’ın bir ilgisi yok. İBB’den mail adresi ve içeriklerinin çalınıp aktarılması ise casusluktan çok “Kişilerin özel hayatının gizliliğinin ihlali” kapsamına girer. E-Devlet ya da MHRS’den milyonlarca yurttaşın kişisel bilgilerini alan ve parayla satan kişiler bilindiği gibi casusluktan değil, kişisel bilgilerin çalınması ve satılması nedeniyle yargılanıyor.

Hepimiz yüzlerce casus filmi seyrettik, kitabı okuduk muhtemelen bu soruşturmadaki hikayeyi kitap ya da film yapsanız kimse casusluk hikayesi diye seyretmez, okumaz. Siyasi bir komplonun fiyaskosu olarak izlenebilir belki.

Günümüzde uzaydan en gizli askeri birlikleriniz dahi biliniyor. En son İran’a yapılan ABD ve İsrail saldırılarından da gördük. Bilgisayar ortamındaki en gizli bilgilerinin de çalınabildiği ve ifşa edildiğini ise her gün okuyoruz. Artık neye casusluk, kime casus diyeceğimizi de bilemiyoruz. Ama üçkağıtçılara, meczuplara, itirafçılara denmeyeceği aşağı yukarı belli.

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Kamil Tekin Sürek - Son Yazıları

Tüm Yazıları

Evrensel'i Takip Et