Avukatlar günü
Kimi Dünya Avukatlar Günü diyerek kutlama mesajları gönderiyor ya da paylaşıyor. Yok öyle bir şey. 5 Nisan İstanbul Barosunun 148. yıl dönümü. Önceleri İstanbul Barosunun Kuruluş Günü olarak kutlanırken daha sonra Türkiye için genelleştirilmiş. Zaten her baronun da ya da bütün avukatların da kutladığını sanmıyorum.
Türkiye’ de avukatlığın ve savunmanın yargılama pratiği içindeki yeri müvekkili kadar. Yasalarda o kadar olmasa da devlet ve devletten daha devletçi hakim ve savcılar avukatı öyle görüyor. Esasen savunmayı da bu çağda dünyaya rezil olmamak için katlanılan bir ritüel olarak düşünüyorlar. Onların kafalarında savunma ve avukat olmasa her şey daha güzel olacak.
Son yirmi beş senedir avukatların önemli bir bölümü de savunmayı artık gereksiz görüyor olmalı ki; artık “silahların eşitliği”, “Savcıların adliyenin dışında çalışma ofislerinin olması”, “jüri sistemi”, “Hakim ve savcıların seçilmesi ve görevden alınması”, “Delillerin önceden toplanması ve tek celsede karar”, “Savunmanın delil toplayabilme hakkı”, “İddia makamının topladığı delilleri en kısa zamanda savunmaya iletmesi”, “Hakimler Savcılar Kurulunun (HSK) lağvedilmesi”, “Barolar Birliğinin kaldırılması”, “Adli kolluk kurulması” vb. konuları bırakın yüksek sesle talep etmeyi, konuşmayı bile unuttular.
Demokratik bir yargılama sistemi olmadan adil yargı olmaz. Sanki mevcut sistem içinde adil yargılama mümkünmüş gibi “adil yargı” diye haykırıp duruyoruz. HSK, Anayasa Mahkemesi (AYM), Yargıtay ve Danıştayı iktidar belirlerken nasıl demokratik bir yargı sistemi ve adil yargı olabilir? Böyle bir sistemde tek adam aynı zamanda savcı, hakim ve temyiz makamıdır. Can Atalay, Osman Kavala, Selahattin Demirtaş ve diğerlerinin neden salınmadığını herkes biliyor. Tek adam istemediği için. Siz istediğiniz kadar Anayasa’dan söz edin. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararı deyin, AYM kararı deyin boş. Papazı bırakan Can’ı bırakmıyor. Bırakmama nedeni de dosyada yazılanlar değil.
Bazıları da bütün hakim ve savcılar böyle değil her kurumda olduğu gibi bu kurum içinde de çok iyi hakim ve savcılar var diyor. Bunları söyleyenlerden bazıları hakkımda dava açılmasın diye böyle söylüyor, bir kısmı da bu konulardan bihaber olduğundan ya da milleti aldatmak için. Tek adamın istediği gibi bir karar vermediği için İstanbul’dan Maraş’a bir hakim sürüldüğünde binlerce hakimden biri bile sesini çıkarmaz mı? Yargıçlar ve Savcılar Sendikasını dışta tutuyorum elbette, bir avuç üyesiyle hukuk savunmaya devam ediyorlar. Hakim ve savcılara böylesine müdahale olduğunda hiçbir şey yapamazsan 2 bin hakim olarak bir bildiriye imza atamaz mısın? Sendikaya üye olup hukuku savunamaz mısın? Hakim kararlarıyla konuşur diye kurtarmaya çalışıyorlar kendilerini ama kararları ile de konuşmuyorlar. Kararları yukarıdan dikte edilmiş gibi. Yerel mahkemede verdiği kararı istinaf mahkemesine atandığında bozan hakimler biliyorum. Onun için hakim ve savcılar yerine yapay zeka olsun yargıda diyorum yarı şaka yarı ciddi…
İstanbul 148 yıl önce avukat ile savunma hakkını kazanmış ama hâlâ adil ve demokratik bir yargı hakkı kazanamamış. Kutlamak mı lazım üzülmek mi?
Evrensel'i Takip Et