1 Eylül 2025 00:05

Vergi bilinci olmadan şeffaflık, her ikisi olmadan da demokrasi olmaz

Vergi bilinci, demokrasi bilincidir

Vergi kavramı, maliye biliminin olduğu kadar siyaset biliminin de temel kavramlarından biri. Örneğin, eğer siyaset bilimi açısından yurttaşlık konuşacaksak, demokrasi konuşacaksak söz dönüp dolaşıp vergiye vergi bilincine gelecektir; gelmek zorundadır da. Vergi bilincinin olmadığı yerde şeffaflıktan -bunu, verginin nereye, nasıl ve ne kadar harcandığı ile ilgili bir hassasiyet olarak da okumak mümkün- pek bahsetmek mümkün görünmüyor. Türkiye’de bu konuda ciddi yapısal sorunlar olduğu bir gerçek.

Çalışma hayatındaki nüfusun çok önemli bir kesimini oluşturan -ben de dahil- maaş/ücretlilerin -eğer bordrolarını her ay detaylı kontrol etmiyorlarsa tabii- kaç lira vergi ödediklerini bilmeleri mümkün bile değil. Benzer şekilde, vergilerin bir diğer önemli kaynağı ise özel tüketim vergileri, katma değer verileri gibi mal ya da hizmetin içine gömülerek görünmez hale getirilmiş kamu gelirleri. Peki, son aldığınız peynir için kaç lira vergi ödediğinizi hatırlıyor musunuz? İnanın ben de sizin gibi ne her ay bordromu kontrol ediyorum ne de aldığım peynir için ödediğim vergiyi.

Özetle, kamu gelirlerinin büyük bir kısmının malın fiyatında giydirilmiş dolaylı vergilerden ve çalışanların maaş/ücretlerinden bordro üzerinden (kaynağından) kesilerek tarh edilen vergilerden oluşması, insanların ne kadar vergi ödediklerinin farkında olmamalarına, vergi bilinçlerinin gelişmemesine yol açıyor. Nitekim Kaya ve Yılmaz’ın (2020) kamu maliyesi üzerine yaptıkları çalışmada da belirttikleri gibi, “Türkiye’de dolaylı vergilerin ağırlığı, vatandaşın vergi bilincini olumsuz etkilemekte” (s. 45).

Bu durum, vergi bilincinin gelişmesini zorlaştırırken, aynı zamanda şeffaflık konusunda da bir duyarlılık oluşmasını engelliyor. Örneğin, Acar’ın (2018:102) kamu yönetimi literatüründe vurguladığı gibi, “Vergi bilinci düşük olan toplumlarda şeffaflık talepleri de zayıf kalır”.

Hadi biraz abartalım: “Vergi bilinci yoksa demokrasi yoktur!” Vergi bilincinin olmadığı -hatta olmadığı da demeyelim devletin bu bilincin oluşmasını bilinçli olarak baskıladığı bir toplumda- kamu yönetiminde şeffaflıktan bahsetmek lafügüzaftır, abesle iştigaldir. Ne kadar vergi ödediğini net ve somut rakamlarla bilmeyen, bilmesi örtülenen bir toplumun bu gelirlerin nerelere, nasıl, ne kadar harcandığı ile ilgilenmesini beklemek de olsa olsa naifliktir. Demir ve Arkadaşları’nın (2019: 78) da belirttikleri üzere, “Vergi şeffaflığı artırıldığında vatandaşların devlete duyduğu güven de artar” Lakin bu ancak, vergi bilincinin gelişmesi ile mümkündür.

Tartışılmakta olan yeni şeffaflık yasası önemsizdir, gereksizdir demeye getirmiyorum; aksine şeffaflığın sağlanabilmesi için öncelikle vergi bilincinin geliştirilmesi gerekir demeye getiriyorum. Konuya biraz daha yakından bakalım.

Şeffaflık Yasası

Kamu harcamalarının daha şeffaf hale getirilmesi ve kamu ihalelerinin kamuya açık bir şekilde raporlanmasını sağlamak amacını güden Kamuda Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik Yasası, 2024 yılının Temmuz ayında TBMM gündemine geldi. Kanunun 3. maddesi, her kamu kurumunun yıllık harcamalarını dijital ortamda yayımlama zorunluluğunu getirmektedir.

Tasarı, TBMM’ye 15 Haziran 2024 tarihinde sunulmuş ve temmuz ayı içinde komisyonlarda görüşüldükten sonra 15 Temmuz 2024 tarihinde genel kurul gündemine gelmiştir.

CHP İstanbul Milletvekili Ayşe Yılmaz, bu yasayla ilgili olarak TBMM’de yapılan müzakerede, “Bu yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte kamu harcamalarında vatandaşın denetim hakkı güçlenecek” ifadesini kullanmıştır[1]. AKP Ankara Milletvekili Mehmet Demir ise aynı oturumda, “Şeffaflığın artması önemli, ancak bu sürecin bürokratik yük oluşturmamasına özen göstermeliyiz” diyerek bir çekince dile getirmiştir.[2] TİP İstanbul Milletvekili Erkan Baş da aynı oturumda, “Bu yasa, halkın vergilerinin hesabını sorabilmesi için kritik bir adımdır” diyerek yasanın önemini vurgulamıştır.[3]

Vergi görünmezse şeffaflık da gölgede kalır

Şeffaflık, çoğu zaman sadece bir kamu yönetimi ilkesi gibi anlatılır. Oysa bu kelime, sadece bütçe kalemlerinin internet sitesinde yayımlanması değil; toplumun bu kalemlere anlam yüklemesi, onları sahiplenmesi ve gerektiğinde sorgulaması demektir. Bu noktada temel sorun şudur: Eğer yurttaş verginin ne olduğunu bilmiyor, ödediği miktarın farkında değilse; harcamaları izleme, sorgulama ya da hesap sorma hakkını da kullanmaz. O hak, anayasa kitapçığında yazılı bir satır olarak kalır ne duvara asılır, ne meydanda yankılanır.

Türkiye’de vergi sistemi, büyük ölçüde görünmezliğe yaslanıyor. Bordrodan kesilen, fişin içine gömülen, benzin pompasında, sigara paketinde, deterjan reyonunda üstü örtülen vergiler, yurttaşın cebinden çıkıyor ama hafızasında yer etmiyor. Bu yüzden birçok insan, kamu hizmetlerinin finansmanına kendi katkısını unutarak devletle olan bağını sadece tüketici kimliğiyle kuruyor.

Aybarç, Selim ve Arslan[4] bu meseleye net bir ifade kazandırırlar: “Vergi bilinci arttıkça, demokratik katılım ve siyasal hak talepleri de yükselir.” Açıkça söylemek gerekirse; vergisinin hesabını sormayan toplumlar, sadece bütçeyi değil, iradelerini de devrederler. Şeffaflık, o devrin ertelenmesidir.

TBMM’ye sunulan “Kamuda Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik Yasası”, iyi niyetli ve teknik bakımdan önemli bir adım gibi görünebilir. Ancak şeffaflık, sadece dijital raporlama sistemleriyle inşa edilmez. Zuccolotto ve Teixeira[5] (2014) bu konuda şu hususların altını çizerler: “Şeffaflık, etkili bir yurttaş denetimi ve güçlü kurumsal denge mekanizmaları olmadan, kağıt üstü görünürlüğe indirgenir.” Türkiye’nin siyasal pratiği ise ne kurumsal dengeye ne de kitlesel denetime fazlaca bir alan tanımaktadır. Bir başka ifadeyle, insanlar, sisteme güvendikçe vergi ödemeyi gönüllülükle sürdürüyorlar; bu güven kırıldığında ise vergi, sadece bir yükümlülük hâline geliyor. Bu çok kritik bir eşik: Vergi bilinci ile demokrasi algısı aynı anda ya yükseliyor ya da çöküyor.

İşte tam da bu nedenle, bugünün en büyük açığı ne yasa ne teknik eksikliktir. Açık olan şey, yurttaşın kendi katkısının, kendi gücünün ve dolayısıyla kendi denetim hakkının farkında olmamasıdır. Bu farkındalık yaratılmadan, kanun metinleri raftan indirilecek belgelerden öteye geçemez.

Yasa önemlidir, elbette. Ama yasanın ruhu, toplumun onu sahiplenme iradesidir. Aksi halde o yasa, görünmez vergilerin gölgesinde kalmaya mahkumdur.

Atı arabanın arkasına bağlamak

Vergi gölgede kalırsa, şeffaflıktan konuşmak boş laf olur. Zuccolotto ve Teixeir’nın da belirttikleri gibi, “Yalnızca şeffaflık değil, etkili denetim kurumları ve güçlü hesap verebilirlik mekanizmaları, [da] demokrasinin işleyişi ve yolsuzlukla mücadelede” açısından önem taşımaktadırlar.[6] Yalnızca yazılı şeffaflık, diyor yazarlar, etkili toplumsal denetimin yerini tutmaz. Etkili toplumsal denetim ise ancak ve sadece vergi bilincinin gelişmesi ile mümkündür. Nitekim Tekdemir ve Yeşil’in[7] 2025 tarihli ampirik çalışmalarının da işaret ettiği gibi , “kurumsal kalite ve mali şeffaflık arasında” da bir rabıta” bulunmaktadır.

Vergi bilinci hesap sormak, şeffaflık hesap vermektir. Söz konusu yasa TBMM’den geçebilir ama vergi bilinci olmadan bu yasa kağıt üzerinde kalmaya mahkumdur. Vergi mükellefi, ödediği vergi ile yurttaşlık hakları, yurttaşlık hakları ile demokratik hakları arasında bir bağ göremiyorsa kamu yönetiminin şeffaflığı ancak “minareyi çalanın kılıfını hazırlaması” şeffaflığı olacaktır. Kamunun şeffaflığı, hesap verebilirliği ancak halkın vergisini sahiplenmesiyle mümkündür: Atı arabanın arkasından koşmanın ne gereği var. Dolaylı vergiler azaltılmadıkça, memurlar da dahil tüm ücretliler vergilerini bizzat kendi elleriyle devlete ödemedikçe -ki onun için de çalışanlara bürüt ücretlerinin ödenmesi gerekecektir- şeffaf olunmaz; ancak yolsuzluklar parlatılır.

Dayanışmayla, dostça ve hoşça kalın…

Dipnotlar:

  1. ^ TBMM Tutanak Dergisi, Cilt 2, Oturum 45, Birleşim 15, s. 159.
  2. ^ TBMM Tutanak Dergisi, Cilt 2, Oturum 45, Birleşim 15, s. 162.
  3. ^ TBMM Tutanak Dergisi, Cilt 2, Oturum 45, Birleşim 15, s. 167
  4. ^ Aybarç, S., Selim, S., & Arslan, N. S. (2020). Vergilendirme ve Demokrasi Arasındaki İlişkinin Analizi: Manisa Celal Bayar Üniversitesi Örneği. Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 22 (TBMM’nin 100. Yılı ve Millî İrade Özel Sayısı), 247.
  5. ^ Zuccolotto, R., & Teixeira, M. A. C. (2014). Budgetary Transparency and Democracy: The Effectiveness of Control Institutions. International Business Research, 7(6), 83–96.
  6. ^ Zuccolotto & Teixeira a.g.e., s. 83–96.
  7. ^ Tekdemir, N., & Yeşil, E. (2025). An Empirical Investigation on the Relationship between Fiscal Transparency and Institutional Quality. Bulletin of Economic Theory and Analysis, 10(1), 233–256.

ABONE OL

Mete Kaan Kaynar

Vergi bilinci olmadan şeffaflık, her ikisi olmadan da demokrasi olmaz
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et