27 Temmuz 2025 06:05

Eurofighter anlaşması, Savunma Sanayii Fuarı ve halkın ekmeği

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

Türkiye ve İngiltere savunma bakanları tarafından Eurofighter Typhoon uçaklarının satışı için imzalanan anlaşmanın ardından Alman hükümet sözcüsü de satışa onay verdiklerini açıkladı. Türkiye'nin hava filosunun modernizasyonu yolunda önemli bir adım olarak görülen karar, Türkiye ve Avrupa arasında yakınlaşmanın göstergesi olarak yorumlandı.

Anlaşma, İstanbul’da devam etmekte olan 17. Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı’na (International Defence Industry Fair- IDEF 2025) denk geldi. Fuarın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katılımıyla Atatürk Havalimanı'nda gerçekleştirilen açılışında çok sayıda yerli üretim hava ve kara aracı ile mobil lazer silah sistemi ve füzelerin sergilendiği bir geçit töreni yapıldı. Deniz araçları da Ataköy Marina'da sergilendi. Anadolu Ajansı Fuara 33 ülkeden bakan, 120 ülkeden bakan yardımcısı, genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanı düzeyinde katılım olacağını ve 44 ülkeden 400'ün üzerinde firmanın silah sergileyeceğini önceden açıklamıştı.

IDEF 2025, hafta boyunca iktidar yanlısı medyanın gündeminden düşmedi. Canlı bağlantılarla, önceden sipariş edilmiş yorumlarla Türkiye’nin bu konudaki atılımı anlatıldı ve işçi sınıfının asıl gündemi bu hafta bu şekilde perdelenmiş oldu. Gönlü barıştan yana olanlara tuhaf gelse de tipik bir sektör fuarı olarak düzenlenen etkinlik, karar vericileri ve yatırımcıları bir araya getirdiği gibi, teknoloji transferlerinin ve uluslararası ittifakların mayalandığı bir mecra işlevi görüyor.

Fuar, gündemi açlık sınırına ulaşan yoksulluk, yasaklanan grevler, Kanal İstanbul’un canlandırılışı ve orman yangınlarıyla yüklü olan muhalif basının çoğunluğunda gençlerin direniş haberleri ile yer bulabildi. Fuarda İsrail'e silah satan şirketlerin de yer almasını, sivil Filistinliler üzerinde test ettikleri silahları ülkemizde pazarlamalarını protesto eden gençler itile-kakıla gözaltına alındı. Gençlerden birisi tutuklandı, birine ev hapsi verildi ve altısı da adli kontrol koşuluyla serbest bırakıldı. 

Gençler bu eylemleriyle yalnızca Filistin halkına yönelik vahşi saldırıların suç ortaklarını teşhir etmekle kalmadılar. “Savunma” söyleminin sınır tanımaz hegemonyasına ve silah harcamalarının bütçe içindeki artan payına da önemli bir itirazı dile getirmiş oldular.

* * *

“Silahlar mı, tereyağı mı?”, “Füzelere mi, yoksa sağlık sistemine mi harcamalı?” sorularına verilen yanıtlar, bir ülkenin kamu maliyesi alanındaki öncelikleri hakkında çok şey anlatan klasik bir tartışmanın başlangıç noktasıdır. Bir ülkede ‘ülke savunması’ bahanesiyle silaha harcanan para, istenirse sağlık sistemine, eğitime, sosyal destek programlarına harcanabilecek miktarı da gösterir. Bu bir tercihtir ve bu tercih, kimi zihinlerde gösterişli bir uçak ya da tank fotoğrafı olarak şekillenirken, kimi zihinlerde de SGK tarafından ödenmeyen bir ilaç ya da okul tuvaletine konulamayan sabun ve tuvalet kâğıdı olarak cisimleşir.

İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana, silaha ve sağlığa ilişkin harcamalardaki değişimler jeopolitik gerilimler ve ekonomik koşullardan etkilendi. Soğuk Savaş döneminin silahlanma yarışından itibaren dünya düzleminde silah ticaretinde ciddi bir artış yaşanıyor. Silah harcamalarındaki artışın, aralarında Türkiye’nin de yer aldığı kırılgan ekonomilerde ekmeği küçülttüğünü, eğitim ve sağlık hizmetlerini geriye götürdüğünü görmek için uzman olmak gerekmiyor. Uzmanların yaptığı araştırmalar da yüksek düzeydeki askeri harcamaların insan ihtiyaçlarına yönlendirilebilecek kaynakların israfının başlıca nedeni olduğunu kanıtlıyor. Örneğin, yükselen savunma bütçelerinin sağlık harcamalarının azalmasına neden olduğunu gösteren çalışmalar mevcut. Özellikle sınırlı mali kaynaklara sahip olan ekonomilerde askeri harcamalardaki artışın sağlık harcamalarında azalmaya yol açtığı, daha fazla silahın daha az aşı veya hastane yatağı anlamına geldiği biliniyor.

Fuarlarıyla, televizyon programlarıyla, uzman görüşleriyle “savunma” dilinin atak halinde olduğu bir dönemden geçiyoruz. Dünya düzleminde yapılan askeri harcama pastasının bir diliminin bile milyonların temiz suya, sağlıklı gıdaya ve barınma ortamına kavuşmasına yeteceğini akıldan çıkarmadan bu hegemonik algı yönetimine karşı çıkmak gerekiyor. Emperyalist yayılmacılığın bölgemizde atağa geçtiği saldırganlık döneminde, halkın ekmeğini savunacağımız ‘barış fuarları’ organize etmemiz gerekiyor.

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et