20 Ocak 2020 02:47

Eğitim eğitim eğitim

Paylaş

Bundan bir yılı aşkın süre önce, Muğla’ dan bir ilköğretim okulundan istek geldi. Benden, çocuklar için yazdığım bir betiğimden belli sayıda istiyorlardı. Gerçekten hem ilginç idi hem de onur vericiydi.  

Aradım taradım istenilen sayıda betik bulamadım. Üzülerek bildirdim başarısızlığımı.

Bir süre sonra yanıt geldi: Biz bulduk.

Nerede bulmuşlar biliyor musunuz? Eskişehir’ de…

Unutmadıysam birkaç hafta sonra da beni onlar ile birlikte olmaya çağırdılar. Betiklerimi okumuşlardı çocuklar. Şimdi de bana soracakları vardı. Muğla’ da halk için etkinliklerde kullandığımız bir halk yapı sanatı örneği olarak onarılmış, güzel bir yapının bahçesinde buluştuk.

Öğretmenleri başlarındaydı. Ama hiç söze karışmadan bir yanda duruyordu. Öğrencilerinin sorularını, benim yanıtlarımı izliyordu. (Çocukları yaşıtlarım gibi yanıtlamaya çalıştım.)

Bu ne güzel saygıydı öğrencilerine… Onları, kimi sorumluklarına ne güzel yetiştirişti. Yavrularımızı “ezberciliğe” bırakmayan, girişimlerini destekleyen bir ‘Cumhuriyet’ öğretmeninin önünde saygıyla, sevgiyle doldu içim. Kendi ilkokul öğretmenimi de sevgiyle anımsadım.

Ne yapalım ki, bu günün yavrucaklarını da düşündüm. Benim yukarıda aktardığım olayı okurken, elbette siz de düşündünüz bu günkü durumumuzu. Yavrularımızı kimlerin ellerine bırakmak zorunda kaldığımızı…

Çocuklarımızı, dillerinin bile dönmediği bir yabancı dili inanç dili olarak öğrenmeye zorlayanların amaçları ne olabilirdi?

Çocuklarım kurtulmuşlardı bu saçma baskıdan. Ama torunlarımı nasıl kurtaracaktık böylesine yanlış bir yola girenlerin ellerinden? Onlar çağdaş ülkeler çocuklarının karşısında ne yapacaklardı?

Bu yalnız çocukları, torunları olanların sorunları değil doğal olarak. Hepimizin yaşamsal sorunları…. Hepimizin bu çarpıklığa karşı koymak için elimizden geleni yapmamız boynumuzun borcu değil mi?

Yapıyor muyuz?

Bizi durmadan yapay gündemler ile eğitim çevremizi, asıl sorunlarımızı düşünemez duruma getirenleri bir şeyler yapmadan izleyecek miyiz yalnızca?

Elbette böyle olmamalı, elbette olmayacak!

Özellikle bizim gibi cumhuriyetin her türlü getirilerinden yaralanmış olanlar sorumluluklarımızın bilincinde oldukça, çocuklarımızın geleceklerine el koyamayacaklar.

Bu ülkede Köy Enstitüleri gerçekleştirildi.

Cumhuriyetin ilkokullarında en çağdaş yöntemler uygulanıldı. Ortaokullarında da, liselerinde de…

Bizim üniversitelerimiz çağdaş ölçülerde eğitim verdiler.  Dedim ya bütün bunları yaşayanlar, kendilerine sağlanan bu olanaklardan yararlananlar, çocukları için savaşım vermekten kaçınamazlar.

Yanlış mı düşünüyorum?

Benim gibi, yaşamları boyunca kendini cumhuriyete karşı borçlu duyumsayanlar, bu borçlarını elbette ödeyeceklerdir.  

Muğla’daki öğretmene buradan örnek davranışı, ona güvenilerek eline verilen çocukları çağdaş vatandaşlar, soru sorabilenler olarak yetiştirmek için elinden geleni yaptığından ötürü bir kez daha yüreğimden sağ olun, var olun diyorum.

Çünkü en önemli sorunumuzun eğitim olduğunu biliyor.

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...