27 Aralık 2019 04:10

"Çılgın proje" savunucuları ile 82 milyonun mücadelesi

Paylaş

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İstanbul’a katmerli ihanet projesi”, “Cinayet projesi” olarak nitelediği Kanal İstanbul’a neden karşı olduklarını, çarşamba günü düzenlediği basın toplantısında açıkladı.

Kanal İstanbul projesinin; Şehircilik ve Çevre Bakanlığı tarafından askıya çıkarılan ÇED raporu, yanı sıra DSİ, İSKİ, Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğü raporları ve İstanbul depremi ilgili olarak bilim çevrelerinin hayati önemdeki görüşlerinin dikkate alınmadan hazırlandığını belirten İmamoğlu, 16 milyon İstanbullunun bu projeyi kabul etmeyeceğini söyledi.

İmamoğlu’nun, “Kanal İstanbul” itirazı konusunda, bu projenin bir rant projesi olduğundan deprem gerçeğini, çevrenin ve yaban hayatının korunmasını göz ardı etmesine kadar çok ciddi itirazları var. Proje ile birlikte İstanbul’un susuz kalacak olması ve Montrö Anlaşması’nın tartışmaya açılması da bu itirazlar içerisinde.

Gel gör ki, bütün bu itirazlara rağmen “çılgın proje”nin mucitlerinden böyle bir projenin neden yapılacağını gösterecek inandırıcı bir tek neden ortaya konamıyor. Nitekim bugüne kadar “Bu proje ülkenin beka meselesidir”, “Büyük bir sükse yapacak projedir” demenin ötesinde bir gerekçe duymadık.

Ha, bir de; “Siyasi gerekçelerimiz var ama şimdi söylemeyeceğiz. Vakti zamanı gelince açıklarız” denen bir “gizli ajanda” dolandırılıyor ortada!

MONTRÖ İLE İLGİLİ İKTİDARDA HER KAFADAN AYRI SES ÇIKIYOR

Tabii gerek Erdoğan’ın açıklamalarında gerekse yandaş medyada köpürtülen bir diğer iddia ise; “Boğazdan geçen gemiler ücret ödemeden geçiyorlar. Kanala açıldığında bu gemiler ücret ödemek zorunda olacak ki, bu gemilerden alınan yıllık ücret milyarlarca doları bulacak!” şeklinde.

Ancak, “Boğazdan bedava geçmek varken neden kanaldan geçip para ödesinler?” sorusu akla gelse de umursanmıyor!

Dahası “Kanal İstanbul” projesinin Montrö’nün bir alternatifi olup olmadığı, dolayısıyla Montrö’yü tartışmaya açıp açmayacağı konusunda da muhteremler bir fikir birliğine ulaşmış değil.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve medyadaki yandaş korosu, Montrö’yü tartışmaya açmanın Türkiye’nin çıkarına olduğunu, “Kanal İstanbul’un, Montrö’nün Türkiye’nin egemenlik haklarını sınırlamasını da aşacağını” iddia ederlerken, AKP Sözcüsü Çelik ve Cumhurbaşkanının Sözcüsü Kalın, “Montrö’nün tartışmaya açtırılmayacağı”na özellikle vurgu yapıyorlar.

Ama doğrusu eğer Kanal İstanbul’un, Montrö’yü tartışmaya açmayacaksa hepten dayanaksız hale geleceği de mantığın gereği!

KANAL İSTANBUL’U SAVUNANLARIN HİÇBİR İNANDIRICI GEREKÇESİ YOK

“Bilim ne diyor”, “Şehrin ve çevrenin korunması için ne yapılması gerekir?”, “İstanbul’un su sorunu nasılı çözülür?” gibi sorulara bilim insanları ve konunun uzmanı kişiler ne yanıt verirse versin Hükümet sözcüleri, 2011’de Erdoğan tarafından “Çılgın Proje” adıyla ortaya atılan, Kanal İstanbul’dan geri adım atmıyor. Tersine her defasında kararlılık ifade ediliyor.

Dolayısıyla Erdoğan ve Hükümetinin; “İBB’nin projeden çekilmesi” kararından başlayarak ve çeşitli yollardan baskı uygulayarak İBB’ye geri adım attırmaya çalışacağı anlaşılıyor.

Öte yandan bugün Kanal İstanbul etrafında cereyan eden tartışmaya (mücadeleye) yaklaşımda da ciddi sorunlar olduğu görülüyor. Çünkü Kanal İstanbul etrafındaki mücadeleyi;

  1. Kimilerinin yaptığı gibi, Erdoğan’la İmamoğlu arasında (arkasında Cumhurbaşkanlığı yarışı da olan) bir mücadeleye sıkıştırmak, olanı Erdoğan-İmamoğlu çatışması olarak lanse etmek mücadeleyi daraltan bir yaklaşım teşkil ediyor.
  2. CHP ile AKP arasındaki (dolayısıyla Millet İttifakı-Cumhur İttifakı arasındaki) bir mücadeleye indirgemek de mücadeleyi zaafa uğratıyor.
  3. Yine kimilerinin yaptığı gibi sadece İstanbul halkıyla iktidar ve AKP-MHP ittifakı arasındaki bir mücadele olarak görmek de bu mücadeleyi zaafa uğratıyor. İmamoğlu’nun “Ya Kanal ya İstanbul” sloganı da aynı şekilde mücadeleyi Kanal İstanbul’u savunan rantçılar ve Erdoğan yönetimi ile İstanbullular arasında sınırlandırarak Türkiye halkını çemberin dışında tutuyor.

KANAL İSTANBUL YENİ BİR SAFLAŞMAYI GÜNDEME GETİRİYOR

“Kanal İstanbul” sadece İstanbul halkının değil, gerek yaratacağı büyük çevre sorunu gerek şimdiden 110 miyarı bulan bütçesinin eninde sonunda bütün Türkiye’nin halkından çıkarılacağı hasebiyle, ve yanı sıra Montrö’yü tartışılır hale getirdiği için 82 milyonu doğrudan ilgilendiriyor. Açık ki Kanal İstanbul, Türkiye halklarıyla “çılgın proje” savunucusu Erdoğan yönetimi arasında bir mücadeledir.

Kısacası Kanal İstanbul sorunu; mezhep, milliyet, siyasi parti farkı gözetmeksizin tüm İstanbul halkının mücadele konusu olduğu gibi tüm Türkiye halklarını ilgilendiren bir konudur. Bu yüzden de bu proje, mevcut siyasi bölünmelerin üstüne çıkan ve yeni saflaşmaları gerektirecek kadar önemli sonuçlar doğuracak bir girişimdir.

Süreç ilerledikçe, Kanal İstanbul’un faturasının kime çıkarılacağı ve kimlerin ihya edileceği ortaya çıktıkça mücadele daha sertleşecektir.

O nedenle muhtemelen Hükümet, öncelikli olarak hedefine önce İmamoğlu ve İBB’yi koyacaktır ve elindeki her imkanla İBB’yi baskılayarak çılgın projeye karşı olanları sindirmeye çalışacaktır.

Ancak önceki günkü açıklamalardan da anlıyoruz ki, İBB teslim olmayacaktır.

Kısacası; “Kanal İstanbul” projesi bugün İBB ile hükümet arasında gibi görünse de süreç ilerledikçe, bir avuç rantçı ve “Ben yaptım oldu” zihniyetindeki “tek adam yönetimi” ile halk güçleri arasında bir mücadeleye dönüşecektir. Zaten mücadele de bu yaklaşımla ele alınmak durumundadır. Bu da ancak Türkiye’ demokrasi güçlerinin gerekli inisiyatifi almasıyla mümkün olacaktır.

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa