16 Aralık 2019 04:02

Yapı yapmak -2

Paylaş

Son yazımda beton dökmeyi anlatmıştım... Bugün de yalıtımdan söz edeceğim.

Yalıtım deyince hemen çatıyı düşünürüz. Oysa temelin yalıtımı daha da önemlidir... Temel yalıtımı gereği gibi yapılmazsa, oradan gelen nem, en azından beşinci kata dek çıkabilir. Böyle bir yapıda oturmak insan sağlığını nasıl etkiler bir doktora soruverin isterseniz.

Düz çatı yalıtımında ya da temel yalıtımında kullanılacak gereçlerin, onaylanıp, Bayındırlık Bakanlığının ilgili listelerine girebilmeleri için bu bakanlığa bu işin uzmanı olan adaşım bir yalıtımcı ile birlikte, aralıklarla iki yıl gidip gelmiştik. Bu günkü kuşağa söylediğimde gözlerini kocaman kocaman açıp yüzüme bakıyorlar. Ancak çoğunluğu, işlemin nasıl yapılacağını bu gün de bilmiyorlar.

“Gider”lerde en az yüzde 30 indirim sağlayan bir döşeme (kat ya da çatı döşemesinde) düzeni için uzunca bir süre çalıştım. Bodrum’da yaptığım bir yapıda da başarıyla uyguladım. Bütün çalışmalarımı, somut sonuçlarıyla birlikte koca bir dosya olarak, Bayındırlık Bakanlığının ilgili birimine sundum. Altı ay sonra “Böyle bir dosyaya bakıp, inceleyecek, onaylayacak bir görevlimiz yok! “ yanıtıyla dosyamı geri almamı istediler. Sanırım gerçekti söyledikleri…

Bunları yazmamın nedeni elbette “Bakın ben neler yaptım” demek değil. Yalnızca bu durumda bu işlerde ilerlemenin ne denli zor olduğunu anlatabilmektir.

Ancak iki konu var ki, uğraşıp sonuç alamadığım, onlara yanıyorum:

Bunlardan ilki “Mimarlık Sigortası…”

Yeni bir buluşu, uygulamayı deneyebilmek için böyle bir sigorta gerekli. Batıda sigortasız bir mimar yok benim bildiğim.

Öyle ya, yeni bir uygulama deneyeceksiniz. Sigortanız olmadan bunu yapamazsınız. Ya yanlış, istediğiniz sonucu alamadığınız bir deneme olursa zararı kim ödeyecek. Siz ödeyemeyecek durumdaysanız, bu işe hiç kalkışmazsınız. Ya da bir “macera”ya atılmış olursunuz. Böylece de adınız çıkar: “Sizi deneme tahtası olarak kullanıyor. Neyse ki böyle bir şey başıma gelmedi…

Önemsediğim ikinci konu “yüklenici”lerle ilgili:

Yüklenici (müteahhit) en az mühendis ya da mimar olmalıdır. Hem de benzeri bir işi daha önce gerçekleştirebilmiş, deneyimli…

Oysa bu gün, konuyla hiç ilgisi olmayan biri, bir mimarı ya da mühendisi kendisine aylıkla (elbette en düşük) bağlayabildi mi üstenciliğe soyunabiliyor. Üstelik böylesi, işi uzmanlarından daha iyi biliyor. (?)

.

Bu kişiler yüzünden, gerçekten işin ustaları olanlar eksiltmeyi alamıyorlar. Bilisizliğe karşı böyle bir savaşıma nasıl girişebilir?

Sonuç: Elbette kötü, sakıncalı, durup dururken yıkılıveren yapılar.

“Deprem” dediğinizde, “Allah korusun”, “Allah bizi korur”, “Ağzından yel alsın” gibi yanıtlar alıyorsunuz.

Öyle mi oluyor?

Sen önlemini al da sonra işi Allah'a bırak!

(sürecek)

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...