18 Kasım 2019 04:00

Vedat Günyol ile deneme üzerine

Paylaş

Son günlerde Vedat Günyol’ u yeniden okuyorum. “Yeniden” dediğime bakmayın. Sanki bu gün, ilk kez okuyormuşçasına doğrulayarak, ne yalan söyleyeyim, öyle de tad alarak okuyorum. İnanın kimi denemeleri bu gün de geçerli düşünceleri iletiyor bizlere. Bakın, “deneme” üzerine yazdıklarını aktarayım da görün haklı olduğumu:

“Bilindiği gibi deneme sözcüğünü ilk kez Fransız deneme ustası Montaigne (1553- 1592) kullanmıştır, yazılarına bu adı yakıştırarak. Bu günkü anlamda deneme türünün onunla başladığında herkes birleşiyor. Onun çağında İngiltere’de Francis Bacon (1561-  1626) deneme türüne yeni boyutlar katıyor.

Deneme türü, Türk yazınında yeni sayılır. Tanzimatla Batıya açılan sanat dünyamız, roman, öykü türleri yanında ‘musahebe’ adıyla söyleşiye de öykünmüş ve bu son tür Ahmet Rasim, Ahmet Haşim, Yahya Kemal ile yol yordam kazanıp, asıl denemenin iki ustası Nurullah Ataç ve Sabahattin Eyüboğlu ile kişiliğini bulmuştur.”
………………………………………………..
 
Bir başka yazısından:

“Düz yazı geleneğimiz daha çok yeni sayılır. Ama bugün gençlerimiz, duygularını, düşüncelerini, özlemlerini düz yazıya dökme eğilimini gösteriyorlar yeni yeni. Bunu da, daha çok deneme türüyle yapmaya çalışıyorlar. Ne var ki, denemeyi, liselerde öğretilen kompozisyon ödevleri düzeyinde ele alıyorlar.

Kompozisyon, eskilerin “tahrir” dedikleri tür, bir düşünceyi, bir tutumu, bir anlayışı, kesin bir sonuca bağlamak amacıyla kaleme alınan bir yazıdır. Diyelim ki size bir konu verdiler, örneğin “yaşamda en gerçek yol gösterici bilimdir” konusu. Kompozisyon ödevinde, size düşen şey, bilimin insan yaşamındaki olumlu ya da olumsuz yerini kesin ve inandırıcı bir sonuca bağlamaktır.

Aynı konuyu bir de deneme türünde ele alacak olursak iş değişir. Burada ispatlama diye bir şey söz konusu değildir. Önemli olan, kalıplaşmış düşüncelere saplanmadan, konuyu her yönüyle özgürce işlemektir, kişisel deneyimlerden, kültür birikiminden yararlanarak. Denemenin amacı, okuyucuyu çok yönlü bir düşünceye yöneltmek, ileri sürülen doğrular arasından kendine en yakın olanı seçmesini sağlamaktır.” (1988)
………………………………………….

Bana göre denemenin ustalarından biri de Vedat Günyol’dur. Onun denemeleri okunduktan sonra düşünce üzerinde düşünme, çeşitleme sürüp gidiyor. Denemede sergilenen düşünceler yeni eklemeler kazanıyorlar. Size belki de bundan sonraki yazılarımda da yapacağım gibi bu söylediğimi örneklemek istiyorum. “Demokrasi ve Erdem” yapıtının ilk başında şunu yazıyor Vedat Günyol:

“Montesquieu’ya göre demokrasinin temel ilkesi erdemdir. Kimin erdemi? Yönetenlerin mi, yönetilenlerin mi? Her ikisinin de. Demokrasi, halkın kendi kendine yönetmesi olduğuna göre önce kimin erdemli olması gerekir? Halkın. Bugün halk-halkoyunun meydan toplantılarında yönetime sahip çıktığı Atina demokrasisi tarihe karıştığı için-kendini, doğrudan doğruya değil, ancak temsilciler kanalıyla yönetmek zorunda olduğuna göre erdemli olma zorunluluğu, daha çok, temsilcilerin omzuna yükleniyor. Yani bugün demokrasilerde halk kadar, hatta ondan daha çok halkın temsilcileri erdemli olmak zorundadırlar.” (1988)……………………………………………………………………..

Öyle değil mi? Ben de bu düşünceye katılıyorum. Elbette başka düşüncede olanlar da varlardır.

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa