09 Kasım 2019 04:18

Petrunya'nın bozduğu ezberler

Paylaş

Dogmatik bütün inançların kavram ve uygulamaları basit ve tartışmasız kabuller üzerine inşa edilmiştir. Sormamak, nedenini merak etmemek ve öylece kabul etmek bu tür inançların biricik varlık koşulu. Kimi dini ritüellerin, zaman içinde gelenekle iç içe geçmiş halleri için de benzer bir durum söz konusu olabilir. İşte Makedonya’nın küçük bir kasabasında yaşayan, otuz yaşını geride bırakmış, tarih bölümü mezunu olmasına rağmen iş bulamayan, annesinden beklediği desteği göremeyen ve kendini sıkışmış hisseden Petrunya için de içinde yaşadığı durumu kabullenmek normaldi büyük ihtimalle.

Ancak her yıl ocak ayının 19’unda düzenlenen sudan haç çıkarma töreninde suya atlamaya karar verdiğinde yalnızca bir dini geleneği değil, bu algı üzerine erkekler tarafından inşa edilmiş bütün kurumsal yapıları da boşa düşürüyor Petrunya. Yalnızca erkeklerin suya dalıp haçı çıkarabildiği bu törende Petrunya’nın bunu başarması hem kiliseyi hem kolluk güçlerini hem yargıyı hem de gururları incinen kasabalı erkekleri boşlukta bırakıyor.

Makedon sinemasının son yıllarda dikkat çeken isimlerinden Teona Strugar Mitevska, ülkesindeki günlük hayatın ve kurumsal yapıların nasılda erkek egemen bir anlayış üzerine inşa edildiğini, durumun trajikomik yönlerini göstererek anlatıyor izleyiciye. Petrunya’nın haçı sudan çıkarması ve eve götürmesi üzerine geleneklerinde böyle bir durum olmadığı için Kilise’nin yaşadığı kriz bir süre sonra haçı geri almak isteyen polisin de krizine dönüşüyor. Sorun şu ki, ikisinin de bunu yapabilmek için ne dini ne de hukuki bir dayanağı var. Diğer yandan gururları incinen kasabanın genç erkeleri ise arkalarına kolluk ve dini referansları alarak Petrunya’yı hedefe koymaya çalışıyorlar. Bütün bu çeşninin içine kaçınılmaz olarak medya da giriyor tabii ki. Medyanın olaya dâhil olmasıyla Petrunya’nın hikayesi bir anda ülkenin gündemi haline geliyor. Gazeteci kadının Petrunya’yı savunmasıyla bir tür dayanışma da inşa ediliyor böylece.

Senaryoya da imza atan Teona Strugar Mitevska, hınzırca bir buluşla ülkesinin kamusal düzeninin işleyişindeki foyaları çıkarıyor ortaya. Petrunya’nın kadınların katılmasının yasak olduğu bir ritüele katılmasıyla bozulan bu düzen, birbiri ardına mantıksız kararlar alan ama bunların hiçbirinin dini/ hukuki karşılığını bulamayan bürokratik aygıtın ortaya çıkışına vesile oluyor. Petrunya’nın geri adım atmamakta ısrar etmesi, ülkenin yazılı olmayan kurallarının, günlük rutinlerinin, asayiş temayüllerinin, aile işleyişinin nasıl da kadınları yok saymak üzerine inşa edildiğini teker teker gözler önüne sermeye başlıyor.

Mitevska’nın yer yer absürt hale gelen hikayesi durumun vahametime sulandırmıyor ama. Aksine senaryodaki her hamle bir yandan erkek iktidarının bu kurumlarındaki tutarsızlıklarını ortaya çıkarırken, kurumlar içinde çalışan kimi insanların da sorunu kavramaya başladığı yeni kapılar açıyor. Mitevska bütün bu süreç boyunca gelişmeleri Petrunya’nın gözünden takip etmemizi istiyor. Dolayısıyla seyirci olarak biz de onunla birlikte çıkışsızlığı yaşarken, onun hamleleriyle genişleyen hareket alanlarında nefes alıyoruz. Ve hatta onunla birlikte yüzyıllardır bütün bu düzeneğin herkes tarafından sessizce kabul görmüş olmasına şaşırıyoruz.

Bu yıl Berlin’de Altın Ayı için yarışan “Benim Adım Petrunya”, kuşkusuz öncelikle ülkesi Makedonya’ya dair çok şey söylüyor. Ancak anlatılan hikayenin dünyanın birçok ülkesinde başka biçimlerde, değişik formlarda kadınların önüne çıktığını, oralardaki Petrunya’ların da kendi mücadelelerini vermeye devam ettiğini biliyoruz.

ONUN ADI PETRUNYA

ORİJİNAL ADI: Gospod postoi, imeto i’ e Petrunija
YÖNETMEN: Teona Strugar Mitevska
OYUNCULAR: Zorica Nusheva, Labina Mitevska, Stefan Vujisic, Suad Begovski, Simeon Moni Damevski, Violeta Sapkovska
YAPIM: 2019 Makedonya, Belçika, Fransa
SÜRE: 100 dk.

 

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa