25 Ekim 2019 03:40

Mızraklı ‘terör’ çuvalına sığmaz

Paylaş

19 Ağustos’ta hukuksuz bir şekilde görevden alınarak yerine kayyum atanan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı, 3 gün önce yine düzmece bir ifade üzerinden tutuklandı.

31 Mart yerel seçimlerinde 490 bin Diyarbakırlının oyunu alarak Büyükşehir Belediye Başkanı olan Mızraklı, Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk ve Van Büyükşehir Belediye Başkanı Bedia Özgökçe Ertan ile birlikte haklarındaki soruşturma ve kovuşturmalar gerekçe yapılarak görevinden alınmıştı. Oysa bu karar hukukun en temel ilkesi olan “masumiyet karinesi”ni ayaklar altına almak; suçları ispatlanmayan kişileri sadece haklarındaki iddialar nedeniyle cezalandırmak anlamına geliyordu.

Tek adam iktidarının hukuku da böyle işliyordu!

Selçuk Mızraklı’yı hukuksuz bir şekilde görevden alanlar bu kararlarına bir de kılıf uydurmak için işe koyuldular. Önce Mızraklı gözaltına alındı, sonra da düzmece bir ifadeye dayanarak tutuklandı.

Düzmece bir ifade diyoruz, çünkü Mızraklı’nın tutuklanmasına gerekçe yapılan ifade 2016’da teslim olup etkin pişmanlıktan yararlanan bir itirafçının tam üç yıl sonra Mızraklı’nın bir PKK’liyi ameliyat ettiği suçlamasına dayanıyor.  Düşünün ki, 31 Mart seçimlerinde Mızraklı’nın Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazanmasına kesin gözüyle bakılıyorken seçimlerden 11 gün önce yani 20 Mart’ta bir itirafçı ortaya çıkıp onun üzerine ifade veriyor. Sonra da uygun zaman beklenip Mızraklı bu ifadeye dayandırılarak tutuklanıyor.

Siyasi rakiplerini gizli tanıklar ve düzmece ifadeler üzerinden tutuklatıp tasfiye etmek emniyet ve yargının FETÖ’cülerin elinde bulunduğu dönemin en klasik yöntemiydi. KCK ve Ergenekon başta olmak üzere birçok iddianame böylesi tanık ve ifadeler üzerine kurulmuştu. FETÖ’cülerle mücadele ettiğini söyleyen şimdiki iktidar, kendi siyasi rakiplerini tasfiye etmek için onların yöntemlerini kullanmakta bir sakınca görmüyor.

Ancak bugün Selçuk Mızraklı’yı tutuklayanlar bilmelidir ki, Mızraklı içine konulmaya çalışıldığı o ‘terör’ çuvalına sığmaz!

Çünkü her şeyden önce Selçuk Mızraklı güler yüzü, zekası ve çalışkanlığıyla herkesin takdirini kazanmış bir hekim ve hayatı boyunca demokratik siyasette ısrar etmiş bir barış savunucusudur.

Selçuk Mızraklı, 24 Haziran 2018 seçimlerinde HDP milletvekili seçilmiş ve ardından 31 Mart 2019 seçimlerinde HDP’nin Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı olarak Erdoğan’ın yere göğe sığdıramadığı Kayyum Cumali Atilla’nın oyunu ikiye katlayarak (Mızraklı yüzde 63 ve Atilla yüzde 30 oy almıştı) seçimi kazanmıştı.

Görevine başladıktan hemen sonra iktidarın öfkesini üzerine çekmişti. Çünkü Kayyum Cumali Atilla’dan devraldığı makam odasının ve banyonun görüntülerini sosyal medyada paylaşmış; yapılan talan ve israfı gözler önüne sererek “Halkın parasıyla kendilerine saray yaptırmışlar” demişti. Ardından hemen işe koyulmuş belediyenin halkla buluşması için adımlar atmış ve 3 ay gibi kısa bir sürede kayyumun bıraktığı borçların 50 milyon lirasını ödemişti.

Mızraklı’nın tutuklanmasına gerekçe yapılan bir büyük suçu daha vardı: Sarmaşık Derneğinin başkanlığını yapmak!

Mızraklı’nın 6 yıl başkanlığını yaptığı ve 2016’da KHK ile kapatılan Sarmaşık Yoksullukla Mücadele Derneği, bünyesinde oluşturduğu ‘Gıda Bankası’ ile Diyarbakır’da büyük çoğunluğu zorunlu göç mağduru olan ve hiçbir geliri bulunmayan 5 bin 400 aileye (yaklaşık 32 bin kişiye) gıda yardımı yapıyordu. Üstelik bu yardımlar ne reklam peşindeki "hayırsever iş adamları" gibi izdiham görüntüleri eşliğinde yapılıyor, ne de iktidar partisinin valilikler-kaymakamlıklar üzerinden dağıtılan yardımları yoksulları kendi oy deposu haline getirmesi gibi bir amaca dayanıyordu. "El açmayalım, el açtırmayalım. El ele verelim" sloganıyla dağıtılan bu yardımların kimlere verildiğini bu yardımları alanlardan başka kimse bilmiyordu.

Böylesi bir yardım mekanizması, iktidarın bu faaliyetleri ‘terör’le damgalayıp Sarmaşık Derneğinin kapattırması ve yöneticilerinin tutuklanması için yeter de artardı!

Selçuk Mızraklı, HDP Diyarbakır il binası önünde oturan anneler için kendisinden görüş alan Nagehan Alçı’ya bu eylemin kayyumun meşrulaştırılması için araçsallaştırılmasına rağmen Türkiye’de yeni bir tartışma platformu açılması bakımından bir şans olduğunu söyleyecek kadar barışa inanan bir siyasetçidir. [1]

Uzun lafın kısası Selçuk Mızraklı, tıpkı Selahattin Demirtaş, Gültan Kışanak, İdris Baluken, Çağlar Demirel gibi devletin Kürt sorununu baskı politikalarıyla çözme anlayışına karşı demokratik siyasette ısrar eden Kürt siyasetçilerin öne çıkan yeni yüzü olduğu için hedef yapılıp tutuklandı.

Ancak tutuklama için kılıf yapılmaya çalışılan gerekçeler bile Mızraklı’nın içine konulmaya çalışıldığı ‘terör’ çuvalına sığmadığını, sığmayacağını bütün açıklığı ile gözler önüne seriyor.

Şimdi Selçuk Mızraklı’nın serbest bırakılması talebini sahiplenme; onun güler yüzüyle herkese ‘keko’(abi) diye hitap eden sesini hukuksuz, adaletsiz bir şekilde kısmak isteyenlere inat; hukuku, adaleti, demokrasi ve barışı daha yüksek sesle savunma zamanı!

[1] Nagehan Alçı, HaberTürk, Diyarbakır'da madalyonun farklı yüzleri

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa