10 Ekim 2019 00:30

‘Duymak zorunda’ kalacağımız bir dönemin eşiğinde!

Paylaş

103 kişinin hayatını kaybettiği, yüzlercesinin yaralandığı 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın üzerinden dört yıl geçti.

Acılarla, kapanmayan yaralarla, katliamın gerçek sorumlularının yargılanması için başlatılan adalet mücadelesiyle, katledilenlerin onların bıraktığı bayrağı daha ileriye taşıyacak barış ve adalet davasının sürdürülmesi kararlılığının ifadesi olan direnç ve mücadeleyle geçen bir dört yıl!

Katliamda hayatını kaybeden barış savaşçıları, yıl dönümü vesilesiyle mezarları başında da anıldılar. Bugün de ülke sathında anmalar yapılıyor.

Aradan geçen dört yılda; 10 Ekim 2015 günü Ankara’da gerçekleştirilen vahşi saldırının nasıl, kimler tarafından ve kimlerin koruma ve kollamasında yapıldığı açıkça ortaya çıkmıştır. Dahası bu koruyup kollamanın ötesinde katiller 10 Ekim günü barış mitingine saldırmalarına kadar yakından izlenmiş ama izlemenin katilleri yakalamak için değil, adeta görevlerini yapmalarını garantiye almak için yapıldığı ortaya çıkmıştır!

BU KATLİAMI VE ARKASINDAKİLERİ ‘DUYMAK ZORUNDASINIZ!’

10 Ekim Katliamı’na ilişkin Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesinde 7 Kasım 2016’da başlayan katliam davası 21 ay sürdü. Tutuklu 19 kişinin 9’una ağırlaştırılmış müebbet hapis, diğerlerine de çeşitli cezalar verildi. Yakalanmayan (yakalanamayan değil) firari 16 sanık için açılan dava ise devam ediyor.

Geçen dört yıl içinde görüldü ki, devlet 103 vatandaşının katledildiği bu davayı, elinden gelse, birkaç kişiyi suçlayıp bir an önce kapatmak için uğraşmıştır.

Davanın avukatları, gerek mahkeme safhasında; katliamın arkasındaki gerçeklerin açıklanması, katillerin ve yardımcılarının bir bölümünü de olsa cezalandırılmasında birinci dereceden rol oynamıştır. Elbette ki, avukatlar bu kararlılık ve cesareti, kişisel erdemleri yanında katliamda hayatını kaybeden ailelerinin acılarıyla birleştirdikleri dirençlerinden, barış ve adalet mücadelesinde ısrar eden ilerici demokrat güçlerin tutumundan almışlardır. Davanın avukat komisyonu, bu davayı “DUYMAK ZORUNDASINIZ” adıyla kitaplaştırdı.

Kitap geçtiğimiz günlerde Kor Kitap’tan çıktı.

Kitapta bir yandan mahkeme safahatından katliamın etrafında olup bitenleri aktarırken, aynı zamanda katliamın arkasındaki siyasi teşviki ve hukukun nasıl baskılandığını da ortaya koymuşlardır.

Nitekim yayınevi kitabı tanıtırken, “Sözcüğün içerdiği tüm anlamlarla birlikte bu bir ‘dava’ kitabıdır” diyor.

IŞİD, KATİAMLARI VE KORUYUCULARI YENİDEN TARTIŞILACAK

Dava bir yanıyla mahkemede sonuçlandı ama kamuoyu vicdanında sürüyor. “DUYMAK ZORUNDASINIZ” da bu halkların vicdanındaki mahkemeye sunulmuş bir kitap!

Ama Erdoğan-AKP iktidarının arkasındaki güçlerin, Suriye’nin kuzeyinde yeni bir askeri harekat için gün saydığı (Belki de siz bu yazıyı okurken başlamış olan) şu günlerde çıkması ayrıca önemli oldu.

Çünkü, Suriye’nin kuzeyinde “güvenli bölge” kurmak iddiasıyla Suriye’ye girmesi, aynı zamanda SDG’nin hapishanelerinde bulunan 10 bin dolayındaki İŞİD militanı ve onların 60-70 bin kişilik ailelerini de kucağında bulmakla yüz yüze olacaktır. Trump, bu konuda Erdoğan’la anlaştığını açıkladı.  

Dolayısıyla “IŞİD ne olacak?” tartışması da şimdiden başladı.

Çünkü, izlediği Suriye ve Irak politikasıyla IŞİD’in güçlenmesine önemli dayanak sağlayan Türkiye’nin şimdi dünya kamuoyu gözü önünde IŞİD’li teröristler ve ailelerine yapacağı, onların nasıl yargılanacağı da artık gündemin önemli bir maddesidir.

“MİT Tırları” davasından IŞİD katliamlarına kadar IŞİD’in MİT’le ilişkisinden emniyet ve mahkemelerin bu konudaki tutumları, siyasi iktidarın oluşturduğu ortamın IŞİD için nasıl verimli olduğunu gösteren IŞİD-siyaset-istihbarat ilişkileri yeniden gündeme gelecektir.

10 EKİM KATLİAMI’NIN BARIŞ SAVAŞÇILARINA SAYGIYLA...

Kısacası bu ortamda Suriye’ye yönelik askeri operasyon, Erdoğan yönetimini IŞİD’le yeni bir sınava sokacak görünmektedir.

“IŞİD, nedir, kimler IŞİD’i koruyup kolladı, İŞİD saldırıları ve katliamlarının üstünü kim örtmek için uğraştı?” gibi sorular yeniden kamuoyu gündemi ve siyasi gündemin sıcak soruları haline gelecektir.

Dolayısıyla gelişmeler, duymazdan bilmezden gelenlerin “Duymak zorunda kalacakları” bir döneme girdiğimizi göstermektedir.

Bu yüzden “DUYMAK ZORUNDASINIZ” kitabının, IŞİD ile koruyup kollayanların karanlık ilişkilerine tutulmuş “projektör” görevi görecek mahiyete bir kitap olacağını söylemek yanlış olmaz.

10 Ekim Katliamı, bir yanıyla “bitmiş” bir dava gibi görünse de önümüzdeki dönem, IŞİD’in saldırılarını kapsayacak biçimde IŞİD ve Türkiye’nin Suriye (Ortadoğu) politikası içindeki yerini yeniden tartışmaya açarak, kamuoyu vicdanında süren “gerçek mahkeme”yi yeni bir safhaya taşıyabilecektir.

10 Ekim Katliamı’nda, hayatını kaybeden barış savaşçılarına saygıyla...

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa