04 Ekim 2019 00:55

Yüzde 40+1 tartışmasının arkasında ne var?

Paylaş

Tartışmayı AKP’nin Şanlıurfa Milletvekili Faruk Çelik açtı.

TBMM’nin açılış günü Çelik, durup dururken, Cumhurbaşkanı seçiminde yüzde 50+1’in yorgunluk yarattı”ğını öne sürerek, “baraj”ın “yüzde 40+1’e çekilmesi”nin iyi olacağını öne sürdü.

Çelik’in bu açıklamasından hemen sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Meclis'teki konuşmasının arkasından gazetecilerin soruları üzerine, “Eğer muhalefet Meclis'e getirirse konuşuruz” diyerek, Çelik’in bu öneriyi kendisiyle konuşarak ortaya attığını da açıkça gösterdi.

AKP sözcüsünün, “Bu, sayın Çelik’in kişisel görüşüdür. Gündemimizde böyle bir konu yok” demesinin de rol icabı olduğu az çok politikayı izleyen herkesin tahmin edeceği bir açıklama oldu.

Çelik’in bu önerisi, beklendiği gibi muhalefeti ayağa kaldırdı. MHP bile “Biz yüzde 50+1’den yanayız” diye açıklama yaptı.

ERDOĞAN’IN BUGÜN BİLE YÜZDE 40+1’İ BULMASI ÇOK ZORLAŞMIŞTIR

Öte yandan; 31 Mart yerel seçimi, hele de 23 Haziran İstanbul seçiminden sonra “seçim”, “referandum” gibi halkın oyuna başvurma yolları, AKP için “ateşten gömlek”ten de beter bir şey haline gelmiştir.

Son yapılan anketler ise, 23 Haziran İstanbul seçiminin açtığı yolun diğer kentlerde, hatta AKP’nin oy deposu olan bölgelerde de yürünmeye başladığını işaret etmektedir.

Nitekim son yapılan anketler, AKP+MHP’nin sandıktan uzak durmak için her yola başvurup her mihnete katlanması gerektiğini göstermektedir.

6 farklı anket şirketinin verilerinin ortalamasına göre Cumhur İttifakının oy oranı yüzde 50’nin hayli altına düşmüştür. Avrasya anket şirketine göre ise, AKP’nin oy oranının yüzde 29.9’a düştüğü görülüyor!

Dahası AKP’deki erimenin özellikle de işçiler, emekçiler arasında hızla büyüdüğünü, gazetemizin okurları, işçiler arasından yapılan haberlerde, gazetemize gelen işçi mektuplarında da görüyorlar.

Bu yüzden de hani bugün yüzde 40+1’e indirilse bile yarın AKP+MHP ittifakının seçimi kazanması için bunun da yetmeyeceğini artık her çevre görüyor. En başta da AKP ve Erdoğan!

"SEÇİLENİN ÖNCEDEN BELLİ OLDUĞU" BİR SEÇİM!

Tek parti tek adam yönetiminin inşasında kararlı olduğu gibi, bir seçimle iktidarı kaybedebileceğini bir türlü hazmedemeyen bir siyasi mevzide duran Erdoğan ve AKP-MHP ittifakının, “Oyları böyle düştüğü halde iktidarda nasıl kalacakları” sorusu da gün geçtikçe büyümektedir.

Bazı yorumcuların, Meclis'te bir karşılığı olmadığı halde yüzde 40+1 tartışmasının en yukarıdan destekle gündeme getirilmesinin arkasında bu sorunun olduğunu düşünmeleri hiç de haksız değildir.

Burada da akla ister istemez, seçimi tümden ortadan kaldırmaya güçleri yetmeyeceğine göre, “Seçimin olduğu ama seçilenin önceden belli olduğu” bir siyasi ortamın yaratılması için müdahalelerin devreye sokulacağı ihtimali kalmaktadır. Örnekleri Orta Asya’daki bazı cumhuriyetlerde vardır!  

Bu da pratikte muhalefeti sindirmek ve iktidar karşısında bir seçenek oluşturamayacak biçimde parçalamak ve etkisizleştirmek olarak görünmektedir.

Bunu şimdiden;

1) “Tek parti tek adam yönetimi”nin inşasını hızla tamamlamak ve tek adamın aldığı kararlar ve devlet kurumlarının iktidar partisinin kadrolaşmasıyla partizanlaştırılması,

2) Emek ve demokrasi güçleri ve tek adam yönetimine karşı olan yığınların tepkisini temsil eden odakların (sendikalar, odalar, emek örgütleri, barolar, çeşitli kitlesel örgütler...) etkisizleştirilmesi için yapılın girişimler ve hazırlıkları,

3) Muhalefet partilerinin gereken siyasi ortamın gerilmesi üstünden baskılanması gerekse bu partilerin içlerine operasyon yapılması, emniyet, savcılar, mahkemelerle bu partilerin kuşatılması. Ki, bunu da bir yandan Kılıçdaroğlu’na yönelik lince varan girişimler, Karamollaoğlu’nun MHP’li bir grup tarafından “Sivas Günleri”nde konuşturulmaması, Akşener’e yönelik tehditler, Davutoğlu ve Babacan’ın parti kurma girişimlerine karşı “hain” kampanyası açılması ve elbette ki, HDP’nin eş başkanları ve seçilmiş vekillerin tutuklanması, seçilmiş belediye başkanlarının yerine kayyum atanmasına, legal siyasetin dışına itilmesi için girişimler yapılmasına... varan yöntemler, muhalefeti etkisizleştirip sindirmeye yönelik amacın bugünkü işaretleridir.

AKP-MHP İTİTFAKININ AMACINA VARMASI ÇOK ZORLAŞMIŞTIR!

Ancak bütün bu niyetler ve bu niyetlerini hayata geçirmek için ellerindeki sınırsız gibi görünen olanaklara karşın AKP-MHP ittifakının amacına varması, hiç de öyle kolay değildir.

Tersine;

Halkla inatlaşan, hamaset, milliyetçilik ve din istismarcılığından beslenen siyaset tarzının artık eskisi gibi prim yapmadığı, kamunun imkanlarını sermayeye, yandaşa peşkeş çekmeyi halka hizmeti rüşvete dönüştüren ekonomi politikanın, son krizle iyice ipliğinin pazara çıktığı, AKP’nin önde gelenlerinin halktan oy alan ama kendilerine sınıf atlatan; saraylar, uçaklar lüks araçlar, koruma orduları, şaşaalı yaşamlarıyla halkın ihtiyaçları ve duygularıyla ilişkisi kalmadığını açıkça gösteren, büyük sermayedarlara dönüştükleri açıkça görülür hale gelen, “Ülkenin bekası” diye öne sürdükleri iddiaların halk indinde ülkenin değil “AKP-MHP’nin bekası” olduğunun ortaya çıktığı, bir sathı maile giren AKP-MHP ittifakının halkı bir kez daha aldatması iyice zorlaşmıştır.

Eğer ülkemizdeki demokrasi güçleri, “tek parti tek adam rejimine” karşı üstlerine düşeni yaparlarsa, AKP-MHP ittifakının amacına varması için hiçbir şansı kalamayacaktır!

 

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa