18 Eylül 2019 00:01

Basın İlan Kurumu'na sorular

Paylaş

Basın İlan Kurumu’nun halkın vergilerinden ayrılmış bir bütçe ile ilan dağıtırken, basın kurumları arasında ayrımcılık yapıp yapmadığı, özellikle eleştirel yayıncılık yapan basın kurumlarına karşı bir sansür kurulu olarak işleyip işlemediği uzun yıllardır tartışılıyor. Evrensel olarak, Basın İlan Kurumu ile bu soruların yanıtları açısından yararlanılabilecek bir ilişkiler tarihine sahip olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Basın İlan Kurumu’nun, yayınladığımız haberlerle ilgili bizden savunma istediği her örnekte istisnasız ilan kesme cezası aldık. O nedenle de, yaşadığımız yeni örnek karşısında, Basın İlan Kurumu ile kamuoyu önünde bu konuyu tartışmak, gazetecilerin, basın meslek örgütlerinin ve iletişim akademisyenlerinin göreceği açık bir platformda meseleyi ele almak en doğru yöntem olarak gözüküyor.

Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulu, 9 Eylül 2019 günü gerçekleştirdiği toplantısında, bir haberimizle ilgili yine Evrensel’den savunma istemeyi kararlaştırmış.

Basın İlan Kurumu bize gönderdiği yazıda, 195 sayılı kanunla kurulan Kurumun, bu kanunun 49. Maddesinde yer alan “Basın Ahlak Esaslarına riayet etmeyen gazete ve dergilerin Basın Ahlak Esaslarına aykırı davrandıklarına ilişkin ihbar ve şikayetleri, bu kanunun verdiği yetkiye dayanarak değerlendirip karara bağladığı” hatırlatılıyor ve basılı gazetede 27 Ağustos 2019 günü, internet sitemizde de bir gün önce yayımlanan, “JES direnişine jandarma saldırısı: Bir sürü video çekti, kıralım telefonu” başlıklı, deneyimli çevre muhabiri ve İzmir temsilcimiz Özer Akdemir’in imzasını taşıyan haberle ilgili savunmamızın istenmesine karar verildiği belirtiliyor. Gerekçe de şöyle ifade ediliyor: “Habere konu olayda güvenlik güçleri tarafından yapılan müdahalenin haber başlığı ve içeriğinde saldırı olarak ifade edilmesinin, her zaman yurt, ulus ve cumhuriyete aşk ve sadakatle bağlı, tevazu, fedakârlık ve feragat örneği kanun ordusu Jandarma ve Emniyet teşkilatına yönelik haksız isnatta bulunmak suretiyle olumsuz algı yarattığı, haberin geneline bakıldığında ülkemizin güvenliği, asayişin sağlanması ve halkımızın huzuru için milletimizle iç içe çalışmalarını sürdüren Jandarma Genel Komutanlığının ve Emniyet Müdürlüğünün itibarını zedelemek suretiyle, suç ile mücadeleyi etkisiz kılma maksadına yönelik olduğu görülmektedir.”

Şimdi sorularımızla birlikte tartışmaya başlayalım:

  • Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin ‘Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nin, ‘Gazetecinin sorumluluğu’ başlık bölümü şöyle der: “Gazeteci, basın özgürlüğünü, halkın haber alma ve bilgi edinme hakkı adına dürüstçe kullanır. Bu amaçla her türlü sansür ve oto sansürle mücadele eder. Gazeteci önce halka ve gerçeğe karşı sorumludur. Bu sorumluluk, kamu otoriteleri ve işverenine olan sorumluluklarından önce gelir.” Şimdi biz bu ilkeyi mi dikkate alacağız, yoksa kendimizi, ilan cezası alma korkusuyla Basın İlan Kurumu’nun ilkelerine karşı mı sorumlu sayacağız? İkisinin birbiriyle çeliştiği durumda hangisini dikkate almalıyız? Bizim yanıtımız elbette meslek örgütümüzün kriterleri.
  • Basın İlan Kurumu’nun bizden savunma istediği haberin videosuna bakarak karar verilsin. Orada yapılan müdahale mi, yoksa saldırı mı? Bu soruyu okurun huzurunda Basın İlan Kurumu’na da soruyoruz.   
  • Basın İlan Kurumu, bizden istediği savunmada, haberimizin ‘suç ile mücadeleyi etkisiz kılma maksadı’ taşıdığını iddia ediyor. Haberimizde, konutlarının yanı başında yapılmak istenen JES’e karşı direnen insanlar konu edildiği açık olduğuna göre, yaşam alanlarını savunan bu yurttaşlar neye göre suçludur? Basın İlan Kurumu bunu bize açıklamalıdır.
  • Asker ya da polis, devletin güvenlik güçleri hiç suç işlemez mi? Örneğin, 15 Temmuz darbe girişimine karışan ve bu girişim sırasında çok sayıda sivil yurttaşın da ölümüne neden olan askerlerin bu eylemi bir saldırı mıydı, yoksa müdahale mi?
  • Basın İlan Kurumu, bugüne kadar nefret söylemleri ve nefret suçları ile çok sayıda araştırmaya konu olan Yeni Şafak, Akit, Sabah ve Star gazetelerinden hiç savunma istemiş midir? İstemişse bunlar hangileridir ve sonucu ne olmuştur?
  • Yakın bir örnek olarak, Diyarbakır Kulp’ta ölümlerle sonuçlanan saldırıya dair, henüz ortada bu yönde bir mahkeme kararı dahi yokken, AKP İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu’nun da eleştirdiği ‘Saldırıyı HDP yaptı’ manşeti atan Yeni Şafak’tan savunma istenmiş midir?
  • Basın İlan Kurumu’nun savunma istediği Evrensel’in Muhabiri Metin Göktepe, 8 Ocak 1996 yılında bir cenaze törenini izlemek isterken polislerce gözaltına alınmış ve götürüldüğü Eyüp Kapalı Spor Salonu’nda dövülerek öldürülmüştü. Olayın ardından savcı ve bakanlar, Metin Göktepe’nin gözaltına alınmadığını ve duvardan düşerek öldüğünü iddia etmişti. Metin’in meslektaşlarının ve gazetesinin, davasını takip edenlerin ısrarlı çabaları sonucu, bu açıklamaların yalan olduğu ortaya çıkarken, Metin’in öldüren polisler de, yargılanıp belli bir süre hapis yattılar. Böyle bir olay karşısında Basın İlan Kurumu, bize ne önermektedir? Metin’e polislerin vahşice saldırarak öldürdüklerini yazmamayı mı?

Bu soruları uzatabiliriz. Basın İlan Kurumu ile ‘saldırı’ ve ‘müdahale’ kavramlarına denk gelen eylemlerin farkını tartışmak için başka onlarca örnek verebiliriz.

Bağlarken hatırlatalım. 4 yıl önce de, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ilgili ‘Tek adam, çok ölüm’ başlıklı manşetimizden ötürü Basın İlan Kurumu bizden savunma istemiş ve yaptığımız yazılı savunmanın ardından da iki gün ilan kesme cezası vermişti. O cezanın linki de burada.

Son olarak şunu soralım. Basın İlan Kurumu, ‘Dediğim dedik, öttürdüğüm düdük’ diyerek, Evrensel’in haklı olduğu açık olan bu olayda da yine ceza yoluna mı gidecektir?

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa