31 Ağustos 2019 00:50

Sendikal mücadele hattını yenileme mücadelesi artık çok daha çetin geçecek

Paylaş

Kamu Görevlileri Hakem Kurulu, 3.2 milyon kamu emekçisi ve 2 milyon emeklisi ile ailelerini açlığa mahkum eden rakamların altına imza attı: Böylece kamu emekçileri ve emeklilerinin maaşlarına 2020 yılı için yüzde 4+4, 2021 için de yüzde 3+3 zam yapıldı!

Ancak bu “hükümet hakemi”nin hükümetin verdiğinden fazla bir rakama imza atmayacağını, atamayacağını Memur-Sen de biliyordu; hatta herkesten iyi biliyordu. Bu arada TİS görüşmesi sırasında Hükümet tarafından kabul edilen pek çok madde de bu arada gürültüye gitmiş oldu!

Memur-Sen, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunu “İçinde hükümetin çoğunlukta olduğu gerçek bir hakem kurulu olmamak”la eleştiriyor. Ama TİS’i adım adım hakem kuruluna doğru iterken ve hakem kuruluna gittikten sonra sözde karşı çıkarken de bunun böyle olduğunu biliyordu.

Bu yüzden de Memur-Sen’in fanatik yandaşları dışında herkes, bu “İmzalamama-Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna sevk” alışverişinin bir “danışıklı dövüş” oluğunu biliyordu. Nitekim KESK ve Kamu-Sen de Memur-Sen’i “danışıklı dövüş” yapmakla suçluyorlar.   

Memur-Sen, “danışıklı dövüş” yapmıştır. Dahası, Memur-Sen ve bağlı sendikaların yöneticilerinin hükümet temsilcileriyle kapalı kapılar arkasında anlaştıkları da kamu emekçileri ve diğer konfederasyon yöneticileri tarafından da ciddi olarak öne sürülüyor.

Kısacası Memur-Sen, milyonlarca kamu emekçisi, emeklisi ve ailelerini sefalet zammına mahkum etmiş, klasik anlamıyla bir “satış sözleşmesi” yapılması için elinden gelen her şeyi yapmıştır!

Türk-İş’in kamu işçilerini satışı, arkasından Hak-İş’in Türk-İş’in imza attığı aynı sözleşmeye itirazsız imza atması, Memur-Sen’in de bir satış sözleşmesinin hakem kurulu versiyonunu yapması, bürokratik sendikacılığın en beteri olan “hükümet sendikacılığının”, “yandaş sendikacılığın” geldiği yeri apaçık göstermiştir. Bu da artık, TİS’leri de aşarak, sendikacılığın geldiği yeri, sendikacılığın kendisini tartışmayı zorunlu hale getirmiştir.

İşçi sınıfının 200 yıllık mücadele tarihi göstermektedir ki, “Sendikalar, işçi sınıfının sermayeye ve sömürüye karşı örgütlenme ve mücadele merkezleri” olmak durumundadır. Aksi halde sendikalar, kapitalist sınıfın ve onların çeşitli temsilciliklerinin oyun alanı olmayı aşamazlar. Tıpkı bugün gördüğümüz gibi!

Elbette, kapitalist sömürüye karşı mücadele merkezleri olan sendikaların amaçlarını yerine getirmesi için, her şeyden önce, sınıfın en geniş kesimlerini çatılarının altında toplamak, kapitalistlere ve onların temsilcilerine karşı seferber edecek biçimde de örgütlenmeleri gerekir.

Bugünkü koşullar dikkate alındığında sendikal mücadele, biri ötekinden daha önemsiz olmamak üzere;

1) Patronlara ve arkalarındaki hükümete,

2) İşçilerin ve kamu emekçilerinin sendikalarının yönetimlerini gasbetmiş olan “yandaş”, “sermaye yanlısı partilerin uzantısı”, “patron uşağı”, “sınıf iş birlikçisi”... her soydan sendika bürokratı ve sendika bürokrasisine karşı bir mücadele olarak gelişmek durumundadır.

Bugün ülkemizde sendikal hareketin zaaflarından en önemlilerinden birisini Hak-İş ve Memur-Sen’in tamamen hükümetin arka bahçesi olması, Türk-İş’in hükümetin arka bahçesi olmada çok ileri adımlar atması olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Ancak diğer sendika merkezilerin durumu da pek iç açıcı değildir.

Bu sendika merkezleri içinde en ileri görünen KESK ve DİSK’in de bir yandan içlerindeki siyasi-sendikal odakların, sendikal hareketi sınıf dışı bir çizgiye çekme tutumu, sendikal hareketin diğer bir sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Gelişmeler böyle olunca gazetemiz ve onun ilgili köşeleri gibi bu köşeden de sendikalar işçi ve kamu emekçi yığınlarının gerçek mücadele merkezleri ve örgütlenme merkezleri olma mücadelesine yer ayıracağımızı söyleyebiliriz.

Hele de önümüzde tekstil iş kolundan, metal iş koluna, lastik iş kolundan milyonlarca asgari ücretlinin asgari ücret tespit mücadelesine kadar yoğun bir gündem olduğu dikkate alındığında, sendikal mücadele hattının yenilenmesi mücadelesinin, önceki dönemlere göre çok daha acil ve çok daha çetin geçeceğini söylemek yanlış olmaz.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa