31 Temmuz 2019 04:31

Kamu TİS'lerinde 'ücret farkı sorunu'nu aşma yükümlülüğü

Paylaş

Türk-İş ve Hak-İş’le Kamu-İş (Hükümet oluyor bu) arasında 200 bin kamu işçisini (KHK ile kadroya alınanlar dahil edildiğinde 500 bin) kapsayan TİS görüşmelerinde, 160 bin işçiyi temsil eden Türk-İş’e Hükümetin “yüzde 5+4 zam” teklifi işçiler tarafından tepkiyle karşılanıyor. Türk-İş Başkanı Ergün Atalay da, “Bu teklif üstünden konuşacak bir şey yok” diyerek, Hükümetin yeni bir teklifle gelmemesi durumunda greve başvuracaklarını söyledi. 

Hükümetin yüzde 5+4 teklifine en belirgin tepkinin Zonguldak maden işçileri tarafından yapıldığı görülüyor.

Nitekim bu tepki, gazetemizde önceki gün, “Madenci Greve Hazır” manşetiyle yansıtıldı.

Dün ise, Vedat Yalvaç arkadaşımızın Zonguldak’tan yaptığı haberde “Greve hazırlanan maden işçileri”nin karşı karşıya olduğu sorunlara dikkat çekiliyordu. Bu sorunların başında da işçiler arasında artık kabul edilemez boyutlara varan ücret farklılığı vardı.

Gazetemize konuşan işçiler de bu “bölünme”ye dikkat çekerek, muhtemel bir grev için hazırlıklar yapılması gerektiğini belirtiyorlar. Ama aynı zamanda işçiler arasında bölünmeye yol açacak boyutlara varan ücret farklılıklarının giderilmesi, en azından “Kabul edilir bir seviyeye çekilmesi” için adımlar atılması gerektiğini belirtiyorlar.

Aslına bakılırsa, 1990’ların başında, kamu işçilerinin başını çektiği Bahar Eylemleri ve sonrasında patlak veren büyük işçi eylemlerinden sonra bu eylemlerden ANAP Hükümeti ve sermayenin temsilcilerinin çıkardığı en önemli ders, “Kamu işçilerinin bölünmesi ve kadrolu kamu işçiliğinin mümkün olduğu kadar tasfiyesi, KİT’lerde ve kamu hizmetlerinin taşeron firmalar tarafından yerine getirilmesi”ydi.

Hükümetlerin değişmesi sermayeyi ve hükümetlerini bu stratejik hedefinden alıkoymadı.

Son yıllarda ise taşeron işçileri, hak kayıplarıyla kadrolu yapan Hükümet, aynı zamanda iki yıl süreyle TİS’lerden yararlanmasını da engelleyerek, yeni bir ayırım daha yaptı. Böylece, kamuda kamu işçileri içinde yeni bir az ücretli kesim oluşturuldu; işçiler arasında yeni bölücülükler için de zemin genişletildi.

Hükmet ve sermayenin kamu alanında kadrolu işçilerin tasfiyesini maden iş kolunda “rödovans” yöntemiyle maden ocaklarının özel şirketlere peşkeş çekilmesi biçiminde oldu. Bu durum sadece Zonguldak’ta TTK’de çalışan işçi sayısını 40 binden 8-10 bine kadar düşmesi olarak tezahür etti. Dahası TTK’deki maden işçilerinin ücret olarak da;

1) Yer altında ve yer üstünde çalışan işçiler,

2) Hem yer altında hem de yer üstünde eski işçiler ve yeni işçiler,

3) GMİS üyesi işçiler ve Denizcilik Sendikasına üye işçiler olarak bölünmesini getirdiği açıkça görülüyor.

Zonguldak’taki bu bölünme diğer kamu işletmelerinde de “eski işçi, yeni işçi”, “taşerondan gelen işçi, eski kadrolu işçi”... gibi bölünmelerle kendisini ortaya koyuyor. Özellikle de yüz binlerce taşeron işçisinin iki yıl süreyle TİS’ten yararlanmaması kuralının işçiler arasında önemli bir ücret farkı yarattığı da tartışmasızdır.

Sendikaların ilk ve asli işinin, işçiler arasında rekabete son vermek onları patron karşısında birleştirmesi olduğunu bu köşenin okurları biliyorlar. Ama zamanla anlaşıldı ki, işçiler arasındaki ücret farkının kabul edilir bir farkın ötesine geçerek bir “ücret farkı sorunu”na dönüşmesi de işçiler arasındaki birliğin önemli düşmanıdır. Bu yüzden sendikalar, ilkesel olarak TİS’lerde işçiler arasındaki ücret farkını asgaride tutmaya çalışırken, patronlar ise tersine, bir grup işçiye yüksek ücret vererek ücret farkı üstünden bir bölüm işçiyi sınıfın bütününden koparacak bir ücret politikası benimserler.

Bu yüzden sendika denmeye layık sendikalar TİS’lerde, “Yüzdelik ücret artışlarından çok seyyanen ücret talebini” tercih etmişlerdir. Yüzdelik ücreti kabul etmek durumunda kaldıklarında da az ücretliye yüksek zam talep ederek az ve yüksek ücret arasındaki farkı azaltmayı amaçlamışlardır.

Zonguldak’tan yapılan haberler göstermektedir ki, kamu işçileri arasındaki ücret farklılığı, “Kabul edilmesi zor” bir aşamaya gelmiştir. Bu da 2019 TİS’inin krizin yükünü reddeden TİS’ler olmasının yanında aynı zamanda işçilerin çeşitli kesimleri arasındaki ücret farklılıklarını azaltılmasını gözeten bir sözleşme olmasını öne çıkarmayı gerektirmektedir.

Ebetteki burada ilke, “Çok ücret alan işçinin ücretini düşürerek değil, az ücret alan işçinin ücretini daha çok artırarak” bu ücret farkını azaltmak biçiminde olmak durumundadır.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa