27 Temmuz 2019 03:56

Memur-Sen’e ve hükümete karşı tüm kamu emekçilerinin TİS taleplerini savunma ihtiyacı

Paylaş

Kamu emekçileri adına Hükümetle TİS görüşmelerini yapacak olan üç konfederasyon; Memur-Sen, Kamu-Sen ve KESK, TİS masasına götürecekleri teklifleri açıkladılar.

Bu tekliflerin neler olduğunu gazetemiz, bir yandan pazartesi günü verdiği “Kamu Emekçileri” “ek”i öte yandan da hafta içinde yaptığı haber ve röportajlarla, kamu emekçilerinden ve sendikacıların nasıl bir TİS istediklerine dair görüşlerini aktardı. Elbette ki gazetemiz bu haberlerini giderek artırarak yapmaya devam edecek.

Kamu-Sen ve KESK’in tekliflerinde çeşitli kalemlerde farklılıklar olmasına karşın, kamu emekçilerinin önceki kayıplarını karşılamayı ve maaş ve öteki parasal taleplerdeki artışların gerçek enflasyonun altında kalmamasını amaçlayan TİS taslaklarıyla masaya oturacakları görüldü. Kamu emekçileri içinde en çok üyeye, TİS’de de resmi olarak imza yetkisine sahip tek konfederasyon olan Memur-Sen’in ise, ne kamu emekçilerinin önceki sözleşmelerden gelen kayıplarını ne de krizin yüküne karşı emekçileri koruyacak bir maaş zammı ve sosyal haklar talebini umursamadığını görüyoruz.

Perşembe günkü sayısında gazetemiz, Memur-Sen’in TİS masasına götüreceği talepleri, manşetinden “Memur-Sen değil Memur-Ben” diye ayrıntılarıyla aktardı.

Çünkü Memur-Sen’in TİS taslağı, kamu emekçilerinin taleplerini gözetmek yerine, hükümetin koyduğu enflasyon hedeflerini esas alan bir taslaktı.

Dahası Memur-Sen, açıkladığı TİS taslağı ile, bir satış sözleşmesi”ne imza atacağını daha TİS masasına oturmadan açıkça ilan etmiş olmuyor; aynı zamanda;

“Memur-Sen üyelerine diğer kamu emekçilerinden bir kat fazla toplusözleşme ikramiyesi verilmesi”ni isteyerek,“KESK ve Kamu-Sen’in TİS masanda yer almamasını” isteyerek, kamu emekçilerini bölen bir tutumu ortaya koymaktan da imtina etmiyordu.

Memur-Sen’in bu iki isteği, bırakalım başka birtakım özellikleri, adına sendika diyen bir kurumun yöneticilerinin ağızlarına bile almaması gereken bir “bölücü”, “emek düşmanı” bir anlayıştır.

Hele de böyle 3 milyon kamu emekçisi ve 2 milyon emekli için TİS masasına oturulacak bir dönemde böyle bölücülüğü apaçık isteklerle TİS masasına gitmek, daha baştan kamu emekçileri saflarını ikiye bölmek anlamına gelmektedir.

Oysa kamu emekçilerinin talebi, üç konfederasyonun masaya oturmayan diğer konfederasyonlarla taslaklarını birleştirerek, “Tüm kamu emekçilerinin temsilcisi olarak tek bir taslakla TİS görüşmelerine gitmeleri” biçimindeydi.

Çünkü böylece hem Hükümetin sendikalar arasındaki rekabetten yararlanmasının önlenmesi hem de tüm kamu emekçilerinin arkasında olduğu bir TİS taslağı ile görüşmelere başlanması mümkün olacaktı.

Ama, Memur-Sen, kamu emekçilerinin bu isteğini önemsememiştir. Ki, böyle bir durumda aklın gereği, tüm diğer konfederasyonların, ortak bir taslakta birleşerek, bu taslağın TİS masasında Kamu-Sen ve KESK tarafından savunulmasıdır.

Hem hükümete hem de Memur-Sen’e karşı!  

Çünkü Memur-Sen yasal zorunluluğuna karşın, Kamu-Sen ve KESK’in TİS görümlerini katımlarını istememektedir. Çünkü böylece kendi TİS taslağı karsında başka bir taslağın olmaması, Hükümet temsilcileriyle Memur-Sen’in kolayca anlaşmalarını ve bir “satış sözleşmesi”ni imzalamaları demektir.

Evet, Memur-Sen dışındaki konfederasyonların ortak bir taslak etrafında birleşmeleri önemli olacaktır ama bundan da önemlisi, Memur-Sen taslağının içeriği ve amacı teşhir edilip, kamu emekçilerinin talepleri etrafında birleşerek, TİS masasında ağırlıklarını duyuracak bir mücadele çizgisinde birleşmeleridir.Bu yüzden de ortak taslağın sadece masada değil sahada da savunulması bu dönem için belirleyici olacaktır.

Kamu emekçileri ancak böyle davranırsa, bu TİS’i kendileri için bir kazanıma dönüştürebilirler.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa