20 Temmuz 2019 03:56

Bir işçi hikayesi ve iki Makel haberinin gösterdiği gerçek

Paylaş

Gıda-İş Genel Başkanı Seyit Aslan, gazetemizin perşembe günü çıkan sayısında, Toplum Yararına Program (TYP) çerçevesinde Bilecik Belediyesinde temizlik işçisi olarak çalışan Bilecikli Mustafa Kara’nın “kısa hikayesi”ni yazmış.

Mustafa Kara’nın hayatından kısa bir kesit diyebileceğimiz yaşadıkları, elbette ki emek mücadelesi adına, hatta insanlık adına yürek burkucu.

Okuyunca görüyoruz ki, bir insanın katlanma sınırlarını zorlayacak bir yaşam sürmüş Mustafa Kara.

Gazetemizin aynı günkü sayısında yer alan, Vedat Yalvaç arkadaşımızın, işten çıkarılan 4 Makel işçisinden 2’siyle konuşarak yaptığı haber, Mustafa Kara’nın “uç” ya da “tekil” bir örnek olmadığını gösteriyor. Tersine işten atılan Makel işçileri Funda Ergün ve Sinan Karademir’in yaşadıkları ile Mustafa Kara’nın yaşadıkları, farklı iller ve farklı sektörler ve üretimde aldıkları yerin farklı olmasına karşın, işçilerin yaşamlarını zorlaştıran soruların ne kadar benzer olduğunu, az çok farklılıkları da krizin ortadan kaldırdığını gösteriyor.

Bugün her işçinin yaşam koşulları dikkate alındığında, üç aşağı beş yukarı Mustafa Kara’nın yaşamının çeşitli versiyonlarını yaşadıklarını söyleyebiliriz.

Dört Makel işçisinin de işten atılma nedeni, zamanında ödenmeyen ücretlerinin ne zaman ödeneceğini toplu olarak idareye giderek sormaları.

Patron işçilerin bu eylemini bahane ederek, “İş saatinde maaşları sorarak huzursuzluk yarattınız” diyerek dört işçiyi işten çıkarıyor.

Üstelik de patron işçileri, İş Yasası’nın 25. Maddesi’ne dayanarak işten atıyor. Ki, bu durumda işçiler ne ihbar ne kıdem tazminatı alabiliyor ne de İşsizlik Sigortası’ndan yararlanabiliyor!

İşçiler, “Hakkımızı savunduğumuz için suçlu olduk” diyor. Ama yaşananlar, kapitalist bir toplumda, işçinin haklı olmasının yetmediğini ama hakkını savunacak bir mücadele vermezse, haklı olmanın hiçbir kıymeti harbiyesinin olmadığını gösteriyor.

“Peki bu nasıl olacak?” denirse, yine Makel işçilerinin mücadelesine, ama 2018’in eylül ayına dönerek, gazetemizin 13 Eylül 2018 günlü sayısında çıkan “Makel haberi”ne bakabiliriz.

Ülke henüz krizin başlarındadır. Ama patronlar “krize hazırlık” adı altında önlemler almaktadır.

Makel patronu da işçilerden “fedakarlık” istemektedir.

Ancak Makel işçileri patronun bu manevrası karşısına topyekün çıkarlar. Patron geri adım atar.

Eren Ergine’nin haberinden izleyelim o günkü gelişmeleri:

“Makel’in Esenyurt Kıraç’ta bulunan fabrikasında yönetim, kriz bahanesiyle günde 2 kez 15 dakika olan çay molalarından 5’er dakika, 40 dakika olan yemek molasından 10 dakika kesmek ve işçileri yarım saat daha fazla karşılıksız olarak çalıştırmak istedi. İşçiler, ‘1 dakika bile işe geç başlasak tutanak tutan Makel, şimdi bizden fedakarlık istiyor, eğer ekonomileri kötüyse önce lüks arabalarını satsınlar’ diyerek patronun telifini reddettiler. İşçilerin kararlı duruşu karşısında Makel yöneticileri geri adım attı.”

Yani bir yıl önce patronun dayatmaları karşısında haklarını savunmak için birleşen Makel işçileri, bugün dört arkadaşlarının tazminatsız, haksız, hukuksuz biçimde işten çıkarılması karşısında seslerini çıkaramıyorlar. Demek ki Makel işçileri, bir yıl önceki kadar örgütlü değildir. Bu yüzden de patronun karşısında savunmasız kalmışlardır.

Makel işçileri ise 2018 eylülündeki “öz güvenden” yoksunlar ve “Ücretlerimiz ne zaman ödenecek?” diye soruyu ortak soruyorlar ama patronun karşısında işten atılan arkadaşlarını savunmaya cesaret edemiyorlar!

Bu sefer işçilerin birliğini bozmuş olan patron “öz güvenli” ve patron uşağı, Makel’in İnsan Kaynakları Müdürü Süleyman Şimşek, “Herhangi bir çalışanımız da hak kaybına uğradığını düşünüyorsa hukuk yoluyla hakkını arayabiliyordiyor.

Çünkü Müdür Şimşek biliyor ki; eğer işçiler aralarında birlik kurarak, haklarını savunacak bir güç oluşturamazlarsa, mahkemelere, yasaya, hukuka başvurarak bir şey kazanamazlar!

Bir yıl arayla gazetemizde çıkan iki Makel haberi bu gerçeği göstermektedir.

Bu bütün işyerlerinde, her sektörden işçiler için de her gün yeniden hatırlaması gereken bir derstir.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa