18 Temmuz 2019 04:30

S-400 gelirken...

Paylaş

ABD’den Patriot alma talebinin reddedilmesi ile birlikte Türkiye, yönünü Rusya’ya çevirdi. Türkiye’nin Rusya’dan S-400 almasının tek sebebi elbette hava savunma sistemi edinme ihtiyacı da değildi. Bir süre Suriye başta olmak üzere çeşitli konularda ABD ve Rusya arasında bir koz oldu S-400. ABD ve AB blokundan bir kısmı tehdide varan açıklamalar sürerken S-400 sisteminin Türkiye’ye nakli de başladı. Kargo uçaklarının parçalarının Türkiye’ye taşımasını canlı olarak izlemeye devam ederken, birçok soruya da yanıt bulmaya çalışıyoruz.

Mesela, NATO ülkesi olan Türkiye’nin S-400’ü neden ve nereden gelecek tehlikelere karşı aldığı sorusu hâlâ cevapsız. 

ABD ve AB bloku Türkiye’nin NATO üyesi olduğunu vurgulayarak S-400’ün aktive edilmesi halinde Türkiye’nin kullanmakta olduğu savunma sanayi sırlarının çalınabileceğinden endişeli olduklarını söylüyorlar. Keza Rusya da S-400’ün teknolojisinin ‘çalınabileceği’ gerekçesiyle Türkiye ile paylaşmaya yanaşmıyor.

S-400 sisteminin Türkiye’nin mevcut savunma sistemine nasıl dahil/entegre edilebileceğine dair tartışmalar da sürüyor.

Bunların dışında S-400’ün aktive edilmeyeceği, aktive edilse bile gerekli zamanlarda/tehdit durumlarında çalıştırılacağı gibi ara formüllere basında sıklıkla rastlamak mümkün. Ancak ABD ve Batı bloğundan gelen açıklamalardan anlaşıldığı kadarıyla, S-400 sisteminin Türkiye’ye nakledilmesi kırmızı çizgi olarak belirlenmiş. Sistemin hangara kaldırılması, aktive edilmemesi, arada bir açılıp kapatılması gibi akla ziyan ara formüller fikirlerini değiştirmek için yeterli olmayacak gibi görünüyor. Haliyle S-400 tartışmalarına son gelişmelerle birlikte yeni sorular ekleniyor;

ABD başta olmak üzere Türkiye’nin S-400 almasına Batı bloğu nasıl tepki verecek? Siyasetçilerin de dile getirdiği ‘yaptırım’ neleri/ne kadar süreyi kapsayacak?

Ekonomisi zaten sarsıntılı olan Türkiye yaptırımları göğüsleyebilir mi?

Türkiye’ye NATO üyesi olduğu için Suriye’de birçok kez esnek davranan Rusya’nın hesabı ne?

Türkiye’nin S-400 alması ve ABD dahil batı bloğunu ikna edecek bir formül bulamaması NATO içindeki konumunu nasıl etkiler? NATO içinde ayrık otu duruma düşme ve etkisinin azalma riski ile karşı karşıya olan Türkiye, Rusya’nın çıkarları açısından ne kadar uygun?

Rusya, yaptırım uygulanması halinde ekonomi iyice sarsılan, ABD ve diğer ülkelerle siyasi ilişkileri iyice gerilen, topraklarındaki NATO ve Rus menşeili savunma sistemlerini aynı zamanda bulundurmaktan kaynaklı sorunlarla boğuşan bir Türkiye’ye nasıl yaklaşır? 

Bu soruların yanı sıra Türkiye gündemine pek gelmeyen ancak uluslararası basında sıklıkla işlenen bir başka tartışma konusu daha öne çıkıyor; Türkiye, S-400 alarak Rusya’ya mı yaklaşıyor? Veya kısaca Türkiye, eksen mi değiştiriyor?

S-400’den sonra Türkiye-Rusya ilişkileri hangi zemine oturtulacak? Yine S-400’den sonra Türkiye-ABD-AB ülkeleri ilişkilerinin rotası ne olacak? Türkiye’nin niyeti eksen değiştirmek değil de Rusya-ABD arasında dengeli bir ilişki kurmak ise, özellikle ABD’yi bu konuda nasıl ikna edecek?

Bütün bu tartışmalar, yaptırım söylemleri ile birlikte yükselen gerginlik Suriye ve Doğu Akdeniz gaz yatakları başta olmak üzere Türkiye-ABD ilişkilerini nasıl etkileyecek? 

Son günlerde Türkiye’nin Suriye sınırına askeri takviyesinin arttığı biliniyor. Özellikle Rojava bölgesi içinde kalan bazı yerleşim birimlerinin Türkiye tarafına asker yığılmasını bir askeri operasyon hazırlığı olarak yorumlayanlar da var, ABD’nin o bölgedeki askeri varlığını Fransa gibi AB ülkelerinin güçlerine devrederek azaltması sonrası için olduğunu söyleyenler de…

Diğer taraftan Suudi Bakan Thamer Al Sabhan geçtiğimiz hafta Suriye’nin Deir Ez Zor bölgesindeydi. Yerel kaynakların aktardığına göre Suudi bakan yerel aşiretlerle ve silahlı oluşumlarla görüşmeler yaptı. Ziyaretin ve görüşmelerin temel amacı ise, ABD-Suudi destekli yeni bir silahlı yapı kurulması için zemin oluşturulması idi. Bu gücün YPG’nin öncü gücünü oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’ne paralel veya entegre edilmesinin öngörüldüğü belirtiliyor. 

Suudi bakanın Deir Ez Zor civarına yaptığı bu ziyaretten Şam rahatsız oldu ancak Suudi Arabistan’ın Mısır gibi ülkeler üzerinden Şam ile görüştüğü de biliniyor. 

Türkiye’nin Suriye’deki askeri ve siyasi varlığının ‘garantisi’ sayılabilecek İdlip konusunda da Rusya’nın askeri operasyon seçeneğinden vazgeçmediği açık. Operasyon aşamalar halinde ve zamana yayılarak gerçekleştirilecek gibi görünüyor.

Türkiye’nin S-400 almasına karşılık ABD’nin ekonomik yaptırımları hayata geçirebileceğine yönelik tahminler öne çıkıyor. Ancak ABD ve AB ülkelerinin S-400 rahatsızlıklarını Suriye’de veya Doğu Akdeniz gaz yatakları meselelerinde pratiğe dökmeleri de olasılıklar arasında. Buna karşılık Rusya’nın Türkiye’ye ne ölçüde destek vereceği de kesin değil. 

Velhasıl parça parça Türkiye’ye taşınan S-400 parça parça krizlerle gelmeye başladı. Yarının ne getireceğini kestirmek oldukça güç.

 

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa