26 Haziran 2019 04:34

‘Kutuplaştırma’, seçim ve işçilerin birliği sorunu

Paylaş

23 Haziran İstanbul seçimi, 31 Mart’ta sandığa yansıyan halk iradesini tanımayan Cumhur İttifakının çok ağır bir tokat yemesiyle sonuçlandı.

31 Mart sonrasındaki 83 günde, İmamoğlu ile Yıldırım arasındaki farkın 9.2 puana kadar çıktığı görüldü. Öyle anlaşılmaktadır ki, bir önceki seçimde Binali Yıldırım’a oy verenlerin yüzde 10’u oyunu değiştirmiştir.

Bu kadar kısa zamanda bu kadar büyük bir oy değişiminin siyasette yol açacağı büyük sarsıntı ve bu sarsıntının siyasetin hangi alanlarında nasıl yansıyacağına ilişkin tartışmalar elbette ki gazetemizde haberler, röportajlar ve köşelerinden sürdürülecektir. Bu yüzden biz burada bu büyük değişimin siyasi alandaki muhtemel sonuçları üstünde ayrıca durmayacağız. Ama, bu gelişmenin işçiler arasında yol açacağı gelişmeler üstünde duracağız.

Şöyle ki, Cumhur İttifakının, giderek azalsa da en önemli destek aldığı kesimlerden birisi de işçilerdir.

Bu yüzden de Cumhur İttifakının iki lideri olan Erdoğan ve Bahçeli tarafından motive edilen, “kutuplaşma”nın işçiler arasına da yansıdığını, bu yüzden normal koşullarda aralarında hiçbir sorun olmayan işçiler arasında sert tartışmalara varan bir gerilimin, çalışma ortamının sorunlarının tartışılmasını bile önleyecek düzeylere vardığını etrafında yaşananların farkında olan her işçi biliyor. Gazetemizin düzenli okurları da işçi mektuplarından ve işçiler arasından yapılan haberlerden bu önemli sorunun farkındalar.

23 Haziran seçimine gelirken bu şikayetlerin arttığını da biliyoruz.

Şimdi; Cumhur İttifakının etkisiyle yaratılan “kutuplaşma”nın aslında kutuplaşmayı yaratanlara yaradığı apaçıktır. Ama bu kutuplaşmanın işçilerin birliği, kendi talepleri için mücadelesinin önemli engeli olduğu da apaçıktır. Ancak, Cumhur İttifakının yenilgisinin bu ittifakın etkisindeki işçilerin üstündeki baskıyı azaltacağı da tartışmasızdır. Dolayısıyla önümüzdeki dönemi, kutuplaşmanın azalacağı hatta bu etkideki işçilerin farklı gerekçelerle de olsa, zaman içinde Cumhur İttifakı ile aralarına mesafe koyan bir çizgiye yöneleceklerini varsaymak doğru olacaktır. Dahası, yukarıda sözü edilen 31 Mart’la 23 Haziran arasında oylarını değiştiren yüzde 10’luk kesim içinde işçilerin önemli bir yer tuttuğunu, elimizde bu konuda bir araştırma olmasa da, tahmin etmek zor değil. Elbette ki burada, henüz oyunu değiştirecek bir çizgiye gelmemiş Cumhur İttifakının etkisindeki işçi kitlesi içinde çözülmenin devam edeceği de tartışmasızdır. Bu yüzden, bu işçi çevreleriyle “rekabetçi”, “intikamcı” değil kazanma amaçlı, itip kakmayan, onların kafasındaki soruları ciddiye alan bir ilişki geliştirilmesi, son derece önemli olacaktır.

Ancak burada ileri işçilere, mücadeleci sendikacılara, sınıf partisinin üye ve taraftarlarına önemli bir sorumluluk düşmektedir.

Çünkü böyle durumlarda, “Nasıl yendik ama?” böbürlenmesi ya da bu anlama gelecek tutumlara düşmeden olup bitenin tartışılması, işçilerin gerçek talepler etrafında birliğinin önemine dikkat çeken, yaşananlardan ders çıkaracak tartışmalar açan tutumlar önem kazanacaktır.

Bu konuyu bu köşede 31 Mart seçimi sonrasında da ele almıştık. Ama bugün, Cumhur İttifakı etkisindeki işçi kesimi içindeki çözülmenin derinleşmesi de dikkate alındığında şimdi daha geniş bir işçi kesimi içinde bu tartışmayı yapmanın koşulları daha da olgunlaşmıştır.

Burada belirleyici olacak olan, bu tartışmanın işçiler arasında, sınıfın birliğine, ortak mücadelesine hizmet edecek biçimde yaygınlaştırılmasıdır.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa