17 Haziran 2019 04:11

Bilecen emmiler

Paylaş

Karadeniz fıkrası olarak anlatılıyor ya, her yer için geçerli olabilir. Öküzün biri yeminin konduğu küpün içine başını sokmuş.

Öyküyü biliyorsanız bana bir daha anlattırmayın derler ya… Ben öyle demiyorum. Birçok alanda 20 – 25 yıl bir kuşak sayılır. Biz bir kez yazdık mı, ya da söyledik mi işimizi yapmış olduğumuzu sanıyoruz. Oysa şimdi karşımızdaki yepyeni bir kuşaktır. Yeri geldikçe kimi bilgileri yeni kuşak için yineleyebiliriz.

Döneyim başladığım gülmece öyküsüne:

Öküz yem kabına sokmuş başını ya, bir daha çıkaramamış. Ya da köylüler öküzün başının nasıl çıkarılabileceğini bilememişler. Öneriler havada uçuşmuş. Sonunda biri dememiş ki, bilecen emmiye soralım. Hemen birileri bilecen emmiyi bulmaya koşmuşlar. Bilecen emmi gelmiş. Olanı biteni anlatmışlar. Düşünmüş, düşünmüş:

“Kesin öküzün başını” Demiş. Öykü bu ya… Kesmişler.

Bir delikanlı atılmış; Olmadı! Kafa gene içeride kaldı.  

Bu kez bilecen emmi demiş ki, kırın küpü. Kırmışlar.

Bir başka delikanlı bilecen emmiye sormuş:

Bunu baştan yapamaz mıydık?

Bilecen emmi yanıtlamış:

“Öyle de olabilir”.

Nedense pek severim bu öyküyü.

Neden mi?

Çünkü içimizdeki bilecen emmileri tanıdıkça “ ne çokmuşlar” diye düşünürüm.

Bakın çevreye öyle değil mi?

Adam benim gibi cebindeki parayı saymayı bile bilemez. O işin bakanlığına getirilir. En temel sağlık konularını bilemeyenler, “Bir yerim ağrıyor” diyene hemen em (ilaç) önerir. Böyleleri bugünlerde doktor bile olabiliyorlar.

Oturduğu, çoğu kez de oturmadığı kentin sorunlarını bilmez, belediye başkanlığına soyunur. Örnekleri siz de, hepimiz de çoğaltabiliriz.

Ortalıkta gezinen bilecen emmilerden geçilmiyor.

Bunları bayram izlencesinin (tam da izlence günlerindeyiz ya) bitiminin iki gün öncesinde yazıyorum.

Aziz Nesin’in bir yazısını önemsiyorum: “ Şimdi şunu yapacağız ya, Atam, izindeyiz”

İzlencenin biteceği günden bir gün önce uyanıp ta yıkanmak istediğimde:

Fısss…

Aman su kesildi…

Hemen telefona sarılıyorum. Önceden sanırım bizim duymadığımız ya da okumadığımız bir bilgiye ulaşıyorum:

8 Haziran günü saat 07:30’ dan akşam 21:00’a dek sular kesilecekmiş.

İnanamıyorum. Belediye’ye telefon ediyorum, açılmıyor. Öyle ya, Atam, izindeyiz. Belediyeye gidiyorum. Kapı açık ama içinde dev gibi bir adam.

- Özür dilerim! Burada mı çalışıyorsunuz?

- Evet. ( Sanıyorum nöbetçi idi.)

- Sular neden kesik?

- Boru patlamış onarılacak.

Diyor. Sonraki sözlerimi duymak bile istemiyor. Başını çeviriyor… Ama ben inatçıyım ya… Bayram gününde susuz olur mu?

(sürecek)

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa