26 Mayıs 2019 23:58

Doğan Tekeli

Paylaş

Mimarlık öğrenciliğimden bu yana izledim onu.

Yurt dışındaki öğrenimimi bitirdikten sonra yurda döndüğümde de ilk onun işliğini görmek istedim.

İşliğine (atölyesine) çat kapı gittim. Uygar bir karşılama oldu. Onunla birlikte ortağı Sami Sisa’ yı da tanıdım elbette.

 Onlara bir şey söylemedim ama gerçekte amacım günlük yaşamlarını incelemekti.  Yurda döndüğümde nereye yerleşeyim? Sorusunun karşılığını bulmağa çalışıyordum. Bu nedenle onun gibi düzenli, titiz, saygı değer bir kimsenin günlük yaşamını bilmek bana yol gösterebilirdi. Onun bütün düzenine, işine saygısına, gittikçe artan sevgisine karşın İstanbul’da ekmek aslanın ağzındaydı.

Doğan Tekeli’den söz ediyorum.

İşinde, bulunduğu ortama göre, en iyilerden biri olmayı hep bilmişti. Bunun dışında, Türkiye’de pek rastlamadığım bir yanı daha vardı: Takım çalışmasını sağlıklı yürütebilmek…

(Daha mimarlık öğreniminin üçüncü sınıfında iken İzmir’ li bir arkadaşı ile birlikte tasarım yarışması kazanmıştı.)

İlk işliklerini kurduklarında da iki kişiydiler. Bir ara üç kişi de oldular. Ama benim “takım” adını verdiğim çalışmalarında hep iki kişiydiler. Bunu sonuna dek de sürdürdüler. Takımın öteki kişisi de daha önce andığım Sami Sisa idi. Efendiliği ile önünde herkesin önünü ilikleyebileceği bir İstanbul efendisi…

Bunları bir genelleme düzeninde yazmıyorum. Her ikisini de mimarlık yarışmalarının seçici kurullarındaki ortak çalışmalarımızda tanıdım önce. Hani eskiler derler ya: Bittecrübe sabit.

Sami Sisa’ yı yitirdikten sonra da takımlarının adını değiştirmeden sürdürdü işlerini.

Türkiye’nin en çok tasarım yapmış usta mimarından, bizim koşullarımızda, ülkemizin gereç, yapım tekniği olanaklarında nasıl bir mimarlık yapılabileceğini en iyi yolda ondan öğrenebilirsiniz. Sakın bunu kolay bir iş sanmayın. Onun daha önce yayınlanmış bir başka betiğinin adı da bunu söylüyor: Mimarlık Zor Sanat!

Doğan Tekeli bu sanatı kimseyi kırıp dökmeden sonuna dek uygulamayı bilmiştir.

İşinin bütün alanlarında yetkili bir kişi oldu, olmayı bildi.

Doğan Tekeli, mimarlık yarışmalarında sayısız ödül aldı.

Bütün Türkiye’nin bilip kullandığı yapılar gerçekleştirdi.

TMMOB Mimarlar Odası’ nın “ Mimar Sinan Büyük Ödülü” de verildi kendisine.

İstanbul Teknik Üniversitesi’ nin  onur doktorası da…

Ağa Han Ödüllerinin yürütülmesinde yıllarca etkin oldu.

Bunların ötesinde yaşadıklarını, dalının inceliklerinde yazdı.

Çok kimseyi,

    “Yazın, başkalarının sizin deneyimlerinizden öğrenmesini sağlayın!”

Diyerek etkilemeye çalıştım.

Doğan tekeli, yazdıklarından hemen anlaşılabileceği gibi, sanırım daha lisedeyken belli olan becerisiyle, alışkanlığıyla bunun da üstesinden geliyor.

YKY yayınları arasında çıkan son yapıtı,

    “Çebiş Evinden Hisartepe’ ye”

Akıcı, kolay okunan bir yapıt… Ben bir soluk da okudum. Ne çok şey de öğrendim bilseniz. Cumhuriyetin ilk değilse de, onları da tanıyıp bilen ikinci, üçüncü kuşağından başlayıp bu güne dek yapı işlerini de öğreniyorsunuz. Kısacası bütün bir dönemin önemli adlarını tanıyorsunuz bir bakıma.

Doğan Tekeli gibi yaşadığı dönemin önemli bir kişisini tanıyorsunuz. Böyle bir kişinin içtenlikle, alçakgönüllülükle, ama sonuna dek gerçekçilikle bir yapıtını okumak şu sıralar bana çok önemli geliyor.

Eline sağlık sevgili Doğan Tekeli!

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa