10 Mayıs 2019 04:00

Gordion düğümü mü?

Paylaş

Ünlü tarihsel öykü, Büyük İskender’in çözülemez diye bilinen Gordion Düğümünü bir kılıç darbesi ile parçaladığını anlatır. Ancak İskender kılıcını kullanmadan önce düğümü çözmeye çalışmış, sabrının bittiği noktada da kılıcına sarılmıştır. Söylenceye göre düğümü çözen Asya’nın fatihi olacaktır. İskender Asya’nın fatihi olur ama genç yaşta hastalıktan ölür. Düğümü çözmüş Asya’nın fatihi olmuş, ancak sabırsızlıkla çözme biçiminden dolayı lanetlenip, hastalıktan ölmüştür. Söylence bunları anlatır.

Son yerel seçimler genel seçim atmosferinde geçmiş, iktidar bloku tek adam diktatörlüğünün “tamamına ermesi” için yerel seçimlerin mutlaka kazanılmasını, bu arada özellikle İstanbul başta olmak üzere Ankara’nın kaybedilmemesinin şart olduğunu ilan etmişlerdi. Cumhur İttifakının oluşturduğu iktidar bloku seçimlerden yenilgiyle çıktı. Seçimlerin en kıymetli “mücevheri” İstanbul’da kaybedilmişti. İktidar kılıcı YSK’nin eline verdi ve uzun itirazlar sonucu oluşmuş düğümü tek darbeyle kesti.

Ancak politik düğümlerin mitolojik düğümlerden epeyce farklı yönleri bulunuyor. Politik düğümler çözüldüğünü sandığınızda yeniden düğüm haline gelme gibi bir özellik taşıyabiliyorlar! Bu yoğunlaşmış ekonominin politika olması örneğinde de görülür. Ekonomi krizlere girer, ekonomik, politik önlemler alınır, yıkılan yıkılır, ekonomi yeniden denge bulur ama ardından yeni krizler patlak verir. İstanbul düğümü de şimdi benzer bir özellik kazandı. Düğüm kesildi, yeni düğüm daha karmaşık atıldı!

Ülkenin tüm demokrasi, hukuk, hak, adalet sorunları, kısacası demokrasi mücadelesinin nasıl bir hatta gireceği sorunu geldi İstanbul seçimlerinde düğümlendi. Parlamenter demokrasiler -özünde gerçekte kimlerin egemen olduğu ve yönettiği gerçeğini unutmadan- ne diyordu? “Seçimle gelen seçimle gider.” Şimdi iktidar alenen ve açıkça ‘Ben seçimi kabul etmiyorum, yeniden seçim yapılmasına karar veriyorum’ diyor. Yani parlamenter demokrasi konusunda umudunu koruyan, gelecekte seçim kazanıp iktidar olma hayalleri kuran muhalefete ağır bir tokat atıyor. Tabii tokadı yiyen sadece düzen muhalefeti değil, aynı zamanda, seçimle her şeyi değiştirme iddiasında olmasalar da demokrasi ve özgürlükler için mücadele eden tüm muhalif kesimler. Yani demokratlar, ilericiler, sosyalistler, komünistler vb.

Bu demektir ki, tüm muhalefet yenilenen İstanbul seçimlerinde daha güçlü, daha yaygın, daha örgütlü, daha birleşik bir mücadele yürütülmek zorunluluğu ile karşı karşıyadır. Demokrasi mücadelesinin kördüğümü burada çözülecek, yakın dönemde ülkenin gireceği yolun belirlenmesinde İstanbul mücadelesi kilit bir rol oynayacaktır. Son yerel seçimler demokrasi mücadelesine yeni bir ivme kazandırmış, ona güç ve moral vermiş, tereddütlü güçlerin de daha cesur davranabilmelerinin yolunu açmıştı. Eğer bugün pek de umulmayan kesimlerden “Her şey güzel olacak” sloganı yükseliyorsa bunun nedeni işte bu etkidir.

Hürriyet’te Ertuğrul Özkök “23 Haziran’daki seçimin kazananı da olmayacak... Sandık tekrar kazansa bile kurumlar kaybedecek.... Kurumlar kazansa bu defa sandık kaybedecek...” diyor. Yanılıyor! İstanbul seçimi artık olağan bir seçim olma niteliğini çoktan aşmıştır ve kurumların kaybetmesine üzülmek iflah olmaz bir gericilik olacaktır. En tepeden en aşağıya kadar bu kurumların nasıl kurumlar olduğu tüm halkın gözü önünde açık seçik ortaya çıkmıştır. Bu kurumlar tepeden tırnağa yıkılmak zorundadır. Şimdi bu mücadele sandık çevresinde dönüyor, ama onu çok aşan özellikler taşıdığı görülüyor ve bu yönün ilerlediğini hep birlikte göreceğiz.

Şimdi tüm muhalefet artan bir güç ve genişleyen bir ittifakla -bu ittifakın bir şekle ve belirlenmiş kesin ilkelere dayanıp dayanmamasının bir önemi bulunmuyor- ve parçalanma eğilimleri görülen iktidar partisindeki çelişkileri derinleştirerek, kurt görünümlü çakalların çığlıklarını da ezerek ilerlemek zorunluluğu ile karşı karşıya. Gelecek 4.5 yılı hasarsız götürme hesapları yapanların değil 4.5 yıl, hasarsız ve kayıpsız 4.5 ay bile gidemeyeceklerini göreceğiz. Güzel olan mücadeledir, güzel olan mücadeleye yeni bir şevk ve heyecanla sarılmaktır. Sonunda sallananların yıkıldığını göreceğiz. Kılıç bizim, düğüm onların.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa