07 Mayıs 2019 23:58

Sendikal mücadeleye baskı hapis cezasına kadar geldi!

Paylaş

AKP’nin propagandasının, Nazilerden öğrendiği yöntemlerden birisi de kendi yaptıklarına karşı güçlerden gelebilecek eleştirileri rakiplerine yönelterek, gelebilecek eleştirileri önceden etkisizleştirme yöntemidir!

Erdoğan bu yöntemi kullanmayı alışkanlık haline getirdi!

Bunun en son örneğini, CHP’nin kazandığı kimi büyükşehir belediyelerinde işçilerin ve kamu emekçilerinin, Hak-İş ve Memur-Sen’e bağlı sendikalardan istifa ederek DİSK’e, KESK’e, Türk-İş’e bağlı sendikalara geçmeleriyle gördük.

Erdoğan, daha seçilen başkanlar mazbatasını bile almadan, hayatı boyunca sendikal özgürlükleri savunmuş bir kişi edasıyla CHP’yi, sendika seçme özgürlüğünü engellemekle suçlamaya başladı!

Oysa, cümle alem bilmektedir ki, AKP iktidara geldiğinde en küçük konfederasyonlar olan Memur-Sen ve Hak-İş, geçen 17 yıl içinde yüz binlerce üyeye sahip olmuştur. Diğer konfederasyonlara bağlı sendikaların üyeleri; Hükümet, bakanlar, genel müdürler, müdürler, şeflerin... baskılarıyla Memur-Sen’e bağlı sendikalara üye yapılmıştır.

Hak-İş’e bağlı sendikalar da, patronlar ve patron temsilcileri tarafından, çoğu zaman da işçilerin haberi bile olmadan işyerine sokulmuştur.

Kısacası Memur-Sen ve Hak-İş’e bağlı sendikalar işçilerin, kamu emekçilerinin sendikası olarak değil birer “yandaş sendika” olarak; emekçilerin sendika seçme özgürlüğü baskı altına alınarak örgütlenmişlerdir. Bugün de bu sendika merkezleri, Hükümetin ve sermayenin işçilere, emekçilere yönelik saldırı girişimlerinin arkasında yer alarak, kedilerinden beklenen hizmeti vermeye devam etmektedirler.

Şimdi kimi belediyelerde CHP’nin yönetimi almasıyla gelişen istifalar, bu baskının ortadan kalkmasıyla nispeten de işçilerin sendika seçme özgürlüğünü kullanması olarak ortaya çıkmıştır.

Bugüne kadar Memur-Sen ve Hak-İş’e bağlı sendikalardan istifa eden kamu emekçisi ve işçi sayısı 15 bine yaklaşmıştır.

Burada şunu hiç tereddüt göstermeden söyleyebiliriz ki, AKP’nin 17 yıllık iktidarında sendikalar, kendi tarihlerinde en baskıcı dönemini yaşamışlardır!

Evet, ülkemizde hemen bütün sermaye partileri, işçilerin sendikaları içinde faaliyet göstermişler, kendilerine yakın buldukları sendika merkezlerini çeşitli yollarla desteklerken, mücadeleci sendikaların zayıflatılması için çeşitli yol ve yöntemlerle engellemeye çalışmışlardır. Ama bu müdahaleler ve baskılar, hiçbir dönemde AKP dönemindeki kadar açıkça, “organize” ve sistematik biçimde olmamıştır.

Bu baskılar, AKP’ye yakın bir sendika merkezi olan Türk-İş Yürütme Kurulu’nda operasyon yapmaya, Türk-İş’in o zamanki başkanı Mustafa Kumlu’nun istifa ettirilmesine kadar varmıştır!

AKP bu farkı örneğin 17 yıllık iktidarı boyunca;

  • Emek mücadelesi için çok önemli olabilecek 16 grevi yasaklayarak,
  • Kendisine yakın sendikaları desteklemek için açıkça sendika seçme özgürlüğüne müdahale ederek,
  • İşçilerin, emekçilerin haklarını tanımayarak, bu hakları uyguladığı ekonomi politikalarla işlevsizleştirerek,
  • Sendikaların içlerindeki çelişkileri kullanıp sendika yönetimlerinin oluşmasına müdahalelere varan girişimlerle yapmıştır.

Bugün bu baskılar; DİSK/Gıda-İş’te örgütlenen TARİŞ işçilerinin mücadelesine destek vermek amacıyla TARİŞ önündeki basın açıklamasına katılan çeşitli iş kollarından işyeri temsilcilerine ve çeşitli sendikaların yöneticilerine 15 ay hapis cezası vermeye kadar gelmiştir.

Bugüne kadarki baskılara (İstanbul Havalimanı inşaatındaki işçilerin tutuklanması operasyonunda sonra) şimdi yargı da eklenmiştir.

Bu sendikalara yönelik AKP müdahalesinin yeni bir boyutudur.

DİSK/Gıda-İş Genel Başkanı Seyit Aslan, TARİŞ eylemine katılan işçi ve sendikacılara verilen cezaları; “Yapılan bu yargılama, verilen ceza meşru değildir. Yargılanması gereken TARİŞ yönetimidir. Bu karar, İzmir işçi ve emekçileri başta olmak üzere, tüm işçi ve emekçilerin vicdanında mahkum olacaktır” diyerek, aslında bu AKP’nin yargısının kararının anlamını açıkça ifade etmiştir.

İşçi hakkını savunmak için en demokratik işçi eylemleri bile artık AKP’nin emniyetinin ve yargısının çok yönlü hedefidir.

İleri işçiler ve mücadeleci sendikacılar, mücadeleyi bu koşulları da dikkate alarak örgütlemekle karşı karşıyadırlar.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa