15 Nisan 2019 04:10

Müzelerimiz - 3

Paylaş

Son yazımda dedim ya, bir gün Batılılar yaptıkları kültür yağmacılığından utanacaklar. Kendi çocukları, bunu neden yaptıklarını ana- babalarına sorduklarında yanıt alamayacaklar.

Nereden mi biliyorum?

Çünkü bizim insanlarımız da yavaş yavaş gerçeği görüyorlar. Örneğin Denizlililer bile sormağa başladılar:

“Bizim yöremizde yaratılmış yapıtlar neden İzmir’e götürülüyor?”

Bütün yapıtlar yaratıldıkları yerde korunmamalılar mı?

İngilizlerin yaptığı gibi mi yapacağız biz de? Yapıtları kırıp parçalayıp, yaratıldıkları yerden uzağa mı götüreceğiz?  Böyle bir davranış yeryüzü kültürüne, insanlık kültürüne saygısızlık değil mi? Bakmayın böyle incelikli sözcükler kullandığıma. Bana göre saygısızlıktan öte bir şeyler yapılan… Ne demek istediğimi böyle yapanlar kavrayacaklardır.

(Dün, TRT 2 kanalında Troya’da Schliman’ın yaptıklarını anlatan bir izlence vardı. Keşke izleyebilmiş olsanız. Düpedüz, hiç kuşkusuz, “ hırsızlık” denilebilir ancak böylesine. Yetmez! Onların dedikleri gibi “gangster” likten bile ileri bir durum… Schliman’a, bulunanların yarısının verilmesini onaylayanların durumu da en az onunkince ayıplanası, suçlanası bir durum elbette…

Daha nelerimizi kaçırıp, kendilerine kültür edinmeğe kalkıştılar?  Şimdilik bu iki- üç örnek yeter…

İşte bu yüzden Muğla Büyük Kent Belediye Başkanı Sayın Osman Gürün’e (Tıp Doktoru) bir çalıştay gerçekleştirilmesini önerdim. Çalıştay şu soruya yanıt arayacaktı:

    “Türkiye’de müze nasıl olmalı?”

Hemen hepsi konu üzerinde deneyli, kendilerini yaptıklarıyla tanıdığım kişilere başvurdum.

Hepsi çağrıma olumlu yanıt verdiler. “Katılırız böyle bir çalıştaya” dediler.

Osman Hamdi Bey’in torunlarıydılar hepsi bir bakıma. Osman Hamdi Bey, Batılılarla eş yıllarda başlamıştı müzeciliğe de, korumacılığa da…

Lagina’daki ( Yatağan/ Muğla) kazıları da o başlatmıştı.

Bütün bunlar Mustafa Kemal’ in düşüydü. Yurdumuzdaki bizim kazılarımızı, bizim çocuklarımız, bizim kazı bilimcilerimiz yapsınlar istiyordu. ( Schliman’ın yaptıklarını bildiği için kuşkusuz…)

Yaşayıp, anıt insanımız Halet Çambel’in, yapıtları oldukları yerde korumalıyız düşüncesiyle davrandığını görmeliydi. Yerinde müze kurmayı becermekle kalmayıp, yörenin insanlarını eğitmeyi, onları kalkındırmayı, üretici kılmayı başardığını görmeliydi. Kim bilir ne denli gönenirdi?

(sürecek)

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa