20 Ağustos 2018 04:06

Başımıza yıkılıyorlar

Başımıza yıkılıyorlar

Fotoğraf: Envato

Paylaş

Altmış yıldan artık süredir mimarlık yapıyorum.

Mühendislik, yüklenicilik şu bu değil,,, Örneğin betonun nasıl döküleceğini bilmesem kimse bana bir şey söyleyemez. Ama işi yapmaktan sorumlu üstenci bilmediği için ona anlatmak zorunda kalıyorum.

Anlatabiliyor muyum?

Ne gezer?

Bu alanda önüne gelen üstenci olabiliyor. Ondan kimse mühendis, mimar, yapıcı olup olmadığını sormuyor. Diplomasını göstermesini istemiyor. Üstelik o, kimi uygulamaları bildiğini sanıyor.

“Ne olacak, kumu, çakılı, çimentoyu, suyu karıştır, dök kalıba beton olur.” Sanıyor.

Bundan başka bir şey tanımlayana da dikleniyor. Çevresindekiler de, işi yaptıranlar da bilisiz olunca şaşıp kalıyorsunuz.

Kime ne söyleyeceksiniz?

Siz altmış yıldır bu işte dirsek çürütmüşsünüz oysa,,,

Son günlerde İstanbul’da yıkılan dayanak (istinat) duvarlarını düşünün.

Yapanlar, öğrenmiş olmaları gereken en gerekli bilgileri edinmedikleri için yıkılıyorlar. Nasıl olsa nedenini soruşturan yok…

Terziyi, ayakkabıcıyı, onarımcısını, işini bileni bulabiliyor musunuz bulunduğunuz kentlerde? İyi bir ustanın yanında ustalaşmış olanını?

Sorduğum işlere bakmayın, çünkü onlarda ölüm yok… Olsa olsa kazıklanırsınız…

Ama örneğin yapıcılıkta bilisizlerin elindeyiz. Bu onların suçu değil. Bu işleri yönetenlerin suçu…

Bir- iki mimarı, mühendisi aylığa bağladınız mı üstenci olabiliyorsunuz.

Öteki alanları da siz düşünün.

Nasıl düzelecek bütün bunlar?

 

Eczanede dedim ki,

- Suda eriyen şu ilacı verir misiniz?

- Efervesan mı?

Dediler.

- Haydi öyle olsun!

Dedim.

(Ama sonra da susamadım… Bunda yetişmemizin etkisi var elbette…)

-Efervesan deyince insanlarımız daha iyi mi anlıyor?

-Ne bileyim herkes öyle söylüyor. Nasıl düzelir?

-Sen ben öyle söylemezsek, insanların anlayacağı gibi söylersek gitgide düzelir!

Dedim de çıktım eczaneden.

Reklam
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa