14 Haziran 2018 03:43

Kedi, fare ve sırık fasulyesi

Paylaş

Ne diyelim, Allah büyük de sandal küçük!

Adı “Adalet ve Kalkınma” olan partininse sandalı da büyük.

İğneden uçağa tüm olanakları iktidar partisine sağlanmış bir seçime gidiyoruz yine.

İktidar partisinin vaatleri de sandalı kadar ferah feza.

Kanal İstanbul

Dev havalimanları

Köprüler

Millet bahçeleri…

Yoksul Anadolu köylüsünden, işçisinden, dar gelirlisinden bir kere geçmeyeceği İstanbul köprüleri, kanalları, hiç gitmeyeceği, hiç binmeyeceği uçaklar için oy istiyorlar.

Buna da”kalkınma” diyorlar.

İktidar partisinin “adalet”iyse sandalından küçük.

Adalet

Özgürlük

Eşitlik...

Vaatlerinde yok.

Nasıl olsun ki, ülke 16 yıldır cezaevi.

Olağanüstü hal koşullarında bir seçim muz cumhuriyetlerinde bile görülmemiş.

Eş başkanları, belediye başkanları, milletvekilleri tutsak edilmiş bir parti, eşitliksiz, adaletsiz koşullarda seçime giriyor.

Atların ayaklarına köstek vurup hadi koşun demeye benziyor bu.

Adalet yok.

Vaatleri, teklifleri çok.

Halkı ithal peynirle kandırılıp yutulacak fareye benzetiyorlar.

Nasıldı öykü?

Kedinin biri, koltukta uyuklar gibi yapıyor ama kulağı farenin tıkırtısında. Fındık faresiyse deliğinden kafasını bir uzatıp bir çekiyor. Kedi bakıyor ki fare, bu uyuklama numarasını yutmayacak, fareye sesleniyor:

- Hadi hadi, o küçük delikte korka korka yaşama. Başını çıkar da o delikten çık, karşı delikte kelle kelle kaşarlar, çuval çuval buğdaylar seni bekliyor. Afiyetle yer, sağlığıma dua edersin!

Kedi, oralı değilmiş gibi yeniden uyuklamaya durur. Durur da farede ses soluk yok.

Bu kez kediliğini gösterip başlar bağırmaya:

- Ey fare, sen kimsin ya! Neden benim lafımı dinlemiyorsun?

Fare, sine büzüle karşılık verir:

- Kusura bakma ama bu delikten çıkmayacağım.

Kedi, daha da köpürür:

- Neden? Sana bir ambar bağışlıyorum.

Farecik, acı acı gülümser:

- Bana o delikten çık, bu deliğe gir, kelle kelle kaşarı, çuval çuval buğdayı afiyetle ye diyorsun. Teklif küçük, nimetse çok büyük. Sen kedisin, ben de fare! Bu işte mutlaka bir bela, bir bit yeniği var!

Fare, o boş vaatler için delikten çıkmayacak. Çıkarsa kedilere av olmayacağı özgür bir ülkede sere serpe yaşamak için çıkacak.

Kaşarın, buğdayın bol olduğu, bu bolluğa da “kalkınma” dendiği bir ülkede “adalet” kediler için işliyorsa, fareye adalet yoksa kaşarın ve buğdayın tadı olur mu?

İktidar partisinin akraba, eş dost milletvekili adaylarına ve eski komşu, damat bakanlarına bakın, adaletsizliği anlarsınız.

Ne diyordu Enerji Bakanı Milli Damat?

“Geçenlerde seçmen vatandaşlarımızla konuşurken biri dedi ki, ‘Valla Ak Parti’ye o kadar güveniyoruz ki Sayın Bakanım. Cumhurbaşkanımız çıksa, şuradan Ay’a kadar 4 şeritli yol yapacağım dese, Vallahi inanırız.’ Yani Ak Parti çıtayı öyle bir noktaya koydu ki, icraat ve hayata geçirme noktasında böyle bir teveccühe mazhar olmuş.”

Boynuz, kulağı geçermiş. Damat, laf ebeliğini kayınpederinden öğrenmiş. Fasulye aynı sırığa sarılıyor çünkü.

Sözü Neyzen Tevfik’e bırakalım.

Her seçim sonrası başlayan afralar tafralar, böbürlenmeler yine göklere çıkar. Mebus, vekil yakınları coştukça coşar.

Bakan olur olmaz yeğenini vali yapan ve bu kayırmayla da övünen bir partiliye Neyzen şöyle der:

- Maşallah, kardeşinizin oğlu fasulyeye pek benziyor.

Bakan içerler:

- Niye böyle söylüyorsun üstat? Ne güzel, yeğenim genç yaşta vali oldu!

Neyzen, gülümser:

- Ben de onun için söylüyorum. Malum a, her taze fasulye bir sırığa sarılarak büyürmüş!

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa