Bay Başkan ile kasabanın sarhoşu


17 Mayıs 2018 04:25

Memleketin birinde parti yöneticileri, kasaba halkını  uyarır.
Başkanımız yalakalığı, el etek öpmeyi sever, aman huyuna suyuna gidin, o konuşurken ne derse, ne sorarsa “öyledir” deyin.
Bu uyarıyı alan ahali, kasabanın tek meydanında toplanır. Meydanı dolduran “bindirme kıta”ya bay başkan esmeye yağmaya başlar:
-Bu kasabaya çift kazıklı yolları, barajları, termik santralleri biz yapmadık mı?
Ahali, avaz avaza:
-He valla eledir, siz yaptınız!
Bay başkan, mikrofona daha da abanır:
-Bu ülkeye dev alışveriş merkezlerini, dev arenaları, dev trafoları biz  kurmadık mı?
Ahali, coşar:
-He doğru, eledir!
Bay başkan gazı alır, kökledikçe kökler:
-İlçenizi ile biz çevirmedik mi?
Ahali, gururla höykürür:
-He valla, eledir, zeval görmeyesen!
Bay başkan, kürsüde zıpladıkça zıplar:
-Şehirlerimize köprüler, geçitler, kanallar, havaalanları açmadık mı?
Ahaliyi tutana aşk olsun:
-He gurban eledir, dinime imanıma!
Bay başkanın keyfi yerinde:
-Biz ülkeyi böyle geliştirmişken bize çalıyorlar ama çalışıyorlar diyorlar. Ülkeyi yarı açık cezaevine çevirdiler. Aydınları, gazetecileri, işçileri, memurları, öğrencileri inim inim inletiyor diyorlar. Senden sıkıldık, tamam artık diyorlar. Bu doğru mudur?
Ahali freni patlamış, gidiyor:
-He valla, eleedir!    
Bu karşılıktan sonra ahali, devlet büyüğüne hakaretten cümbür cemaat derdest edilir. Kasabanın tek yeşil alanına üç günde dikilen cezaevine tıkılır.
Kasabanın sarhoşuysa miting günü meyhanede kafa çekmektedir. Televizyonda bay başkanı  dinlerken kantarın topuzunu biraz kaçırınca o da yaka paça  mahkemeye çıkarılır ve ömür boyu hapisle cezalandırılır.
Bizim sarhoş mahkemede ayılır, bay yargıca sorar:
Yahu, ben sarhoşum ama deli değilim, beni neden bu ağır cezayla hapse tıkıyorsunuz? Üstelik bu ülkede düşünce özgürlüğü yok mu, başkan da aynı Allah’ın kulu değil mi?
Bay yargıç:
Deli değilsin, ülkede düşünce özgürlüğü de istemediğin kadar.
Peki der bay ayyaş. Deli değilsem, düşünce özgürlüğü de varsa bu ceza neyin nesi, neden cezalandırıyorsunuz beni?
Yargıç güler:
-Çok önemli bir devlet sırrını açığa vurmaktan...
Neyse, sarhoşu bir koğuşa koyarlar. Koğuş, düşünce suçlularıyla tıka basadır. Koğuşa yeni bir mahkum daha gelir.
Bizim ayyaş sorar:
-Sen niye düştün buraya?
Taze mahkum, boynunu büker:
-Sıkıldım, artık çekil bay başkan dediğim için.
Birkaç gün sonra başka bir mahkum daha gelir koğuşa.
Bay sarhoş yeniden sorar:
-Senin suçun ne, seni niye tıktılar kodese?
Yeni mahkum, ağlamaklı:
-Ben bay başkanı çok severdim, yaşasın bay başkan, Allah seni başımızdan eksik etmesin dediğim için.
Ertesi gün koğuşun kapısı yine açılır, bu kez koğuşun konuğu bay başkandır.
Düşünce özgürlüğü başkan için de sarhoş için de gereklidir ama siz siz olun, hangi memlekette olursanız olun bay başkanların yapıp ettiklerine karşı ağzınızı sıkı tutun. Her söylenene de “eledir” ya da “tamam, sıkıldım” demeyin.
Yazıya “memleketin birinde” diye başlamıştım. Öyle sürdüreyim. Memleketin birinde yazarın biri, köşe yazısında parti başkanından yakınıp duruyormuş. Polisi, savcısı, yargıcı hemen ensesinde:
-Hükümete laf söylersin ha! İfade, soruşturma, dava derken yargıç sorar:
-Ne diye bay başkanla uğraşıyorsun?
Yazar, lafı dolandırır, eveler geveler:
-Aman efendim, benim gözünün üstünde kaşın var dediğim Pandispanya devlet başkanıdır...
Yargıçsa kaçın kurasıdır:
-Sen kimi kandırıyorsun, biz bilmez miyiz kime ne deneceğini?
Ben mi? Kimseye bir şey demiyorum.
Kasabanın sarhoşuyla aynı koğuşta yatarım da başkanla aynı koğuşa tıkılmak başka bir azap...

www.evrensel.net