17 Nisan 2018 04:15

1 Mayıs, işçilerin birleşmesinin de dayanağıdır

Paylaş

Geçtiğimiz cuma günü 1 Mayıs gündemiyle toplanan Türk-İş’in Başkanlar Kurulu, Hatay’da yapacağı miting için çevre illerden üyelerin katılımının sağlanacağı belirtildi. Türk-İş’e bağlı sendikalar ve şubelerinin 1 Mayıs mitingine katılımının da gündeme geldiği toplantıda, İstanbul’daki sendikaların ve şubelerin İstanbul Mayıs mitingine katılmaları kararı alındı.

Kararın hem DİSK’e hem de İstanbul’daki Türk-İş Bölge Temsilciliğine iletildiği belirtiliyor.

Evet, diğer konfederasyonlarla her birinin ayrı kentlerde 1 Mayıs düzenlemesinin, 1 Mayıs’ın anlam ve misyonuna uymadığını belirterek bu köşeden eleştirdik. Türk-İş, 1 Mayıs’ı Hatay’da kutlamada ısrar ettiğine göre bu eleştirimiz elbette bakidir. Ama Türk-İş Başkanlar Kurulunun İstanbul şubelerinin ve İstanbul Bölge Temsilciliği ile İstanbul merkezli bazı sendikaların kendi pankartlarıyla DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin düzenleyeceği 1 Mayıs mitingine katılmalarına “izin vermesi” önemlidir. Üstelik Türk-İş Başkanlar Kurulunun bu karanını hem İstanbul Bölge Temsilciliğine hem de DİSK Genel Başkanı Kani Beko’ya bildirmesi önemli bir karardır. 

1 Mayıs’ı kendi belirdikleri illerde kutlayacak olan Hak-İş, Memur-Sen ve Kamu-Sen de Türk-İş Başkanlar Kurulunun bu örnek kararına benzer kararlar alırlarsa, en azından şu içinden geçilen konjonktürde, bir sendika merkezi olmanın asgari sorumluluğunu yerine getiren bir adım atmış olacaklardır. Çünkü 1 Mayıs, sadece şu sendikanın bu sendikanın üyelerinin değil tüm işçilerin (tüm emekçilerin de) Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü’dür ve hiçbir sendika da kendi üyelerinin böyle bir günü kutlamasını engelleyemez, engellememelidir de. Çünkü işçilerin 1 Mayıs’ı kutlamasını şu ya da bu gerekçeyle engelleyen bir sendika; işçilerin ortak taleplerini haykırmalarına, işçiler arasında birlik ve mücadele duygusunun, dayanışma duygusunun gelişmesine karşı çıkıyor demektir. Böyle bir tutum, elbette adı “sendika” olan, az çok emek mücadelesi kaygısı olan hiçbir emekçi örgütüne yakışmaz.

Hele de sermaye ve hükümetlerinin işçilerin, kamu emekçilerinin en temel kazanımlarına karşı bir saldırı kampanyası yürüttüğü, bunun için OHAL ve “savaş hali” uygulamalarını devreye sokmaktan çekinmediği koşullarda; 1 Mayıs’ın mümkün olduğu kadar kitlesel ve görkemli bir biçimde kutlanması son derece önemlidir. Ki, böyle bir 1 Mayıs kutlamasına zarar veren her karar, her tutum “emek düşmanı” suçlamasını hak eder.

Kamu-Sen, Memur-Sen ve Hak-İş konfederasyonları, Türk-İş’i izleyerek, diğer illerdeki şubelerinin o illerdeki 1 Mayıs kutlamalarına katılmasına engel çıkarmaktan vazgeçerler mi; bunu bilmiyoruz. Ama Türk-İş’in İstanbul şubeleri için aldığı karar, elbette tüm illerde Türk-İş’e bağlı sendikaların şubelerinin 1 Mayıs’a katılmalarının yolunu açmıştır. Dahası İzmir ve Ankara’da zaten Türk-İş’e bağlı sendikaların şubelerinin daha önceden 1 Mayıs’ta ortak kutlamalara katılacağı açıklanmıştı.

Bütün bu gelişmeler, 1 Mayıs’a katılımı elbette ki büyütecek, mitinglerin kitleselliğini ve coşkusunu artırıcı olacaktır.

1 Mayıs’a yaklaşırken bu olumlu gelişmeleri iyi değerlendirmek, Türk-İş’in bu kararını işçilerdeki sendikalar arası rekabet duygusu yerine birlik, ortak mücadele fikrinin gelişmesine dayanak yapan bir tutum geçirmek için kullanmak, mücadeleci sendikacılar ve ileri işçilerin sorumluluğudur.

Çünkü bütün tarihi boyunca 1 Mayıs’ın en önemli özelliklerinden birisi de; her sektörden, her sendikadan, her din ve milliyetten işçileri birbirine yakınlaştırmak, onların aynı sınıfın fertleri olduğu, onun için birleşmek ve ortak mücadele etmek zorunda oldukları bilincini yaymak olmuştur.
Türk-İş’in aldığı karar sorunun bu boyutunu tartışmaya açılması için de bir fırsat olmuştur.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa