24 Mart 2018 03:34

'Esnek çalışma'ya karşı mücadelenin yenilenme ihtiyacı

Paylaş

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun, memurlar için “yarı zamanlı çalışma”nın hayata geçirileceğini “müjdelemesi”yle birlikte, “esnek çalışma” konusu yeniden gündeme geldi.

Nitekim; Sarıeroğlu’nun açıklamasının arkasından hem SES Genel Hukuk ve Toplusözleşme Sekreteri Aylin Akçay ve KESK Hukuk ve TİS Uzmanı Özgür Yılmaz, hem Yazarlarımız Sevda Karaca ve Eğitim Sen’in Eğitim Uzmanı da olan Erkan Aydoğanoğlu gazetemizde, “yarı zamanlı çalışma”yla neyin hedeflendiğini ve çalışma yaşamında hangi sonuçlara yol açacağını da çok anlaşılır biçimde ortaya koydular. 

“Yarı zamanlı çalışma” çalışma yaşamının “esnekleştirilmesi” yöntemlerinin dünyadaki yaygın biçimlerinden birisi. Ve şimdi Hükümet iki yıl önce “torba yasa”yla çıkarılan düzenlemenin kamuda uygulamaya sokulabilmesi için yönetmelik hazırlıyor. Sarıeroğlu’nun kamu çalışanlarına müjdesi de bu!

Uzunca bir zamandan beri, işçilerin, kamu emekçilerinin gündeminin çok gerilerine düşen “esnek çalışma”nın bu vesileyle yeniden güdeme gelmesi emek mücadelesi bakımından önemli olmuştur.

Çünkü; Erdoğan-AKP Hükümeti ve sermaye güçlerinin, emek mücadelesinin bugün geriletildiği koşullarda hayalleri olan ama uygulayamadıkları esnek çalışma yöntemlerini her fırsatta devreye sokacağını bilmek için kahin olmak gerekmez.  

Bu da esnek çalışmaya karşı mücadelenin yenilenmesi gerektiği anlamına gelmektedir.

- Çünkü “esnek çalışma”, son 30 yıldan beri, gerek kamuda gerekse özel sektörde, sermaye güçlerinin çalışma yaşamına yönelik en önemli ve en kapsamlı saldırısıdır.

- Çünkü “esnek çalışma”nın karşıtı olarak “kurallı çalışma”, işçi sınıfının kazandığı haklarını kalıcı hale getirmenin (Kazanımların kuşaktan kuşağa aktarılmasının) şartı olarak 200 yıllık işçi sınıfı mücadelesinin ilerlemesi içinde oluşmuştu. Özellikle 20. yüzyıldaki, işçilerin burjuvaziye dayattığı kazanımların yasalara geçirilmesi, çalışma yaşamında işçilerin kazanımlarının “güvenceye alınması” çalışma yaşamını bir kapitalist toplumda olabileceği kadar kurallara bağlamayı da getirmişti.

Bu yüzden de “küreselleşme” süreci denilen neoliberal ekonomik politikalar döneminde işçi sınıfının kazanımlarının  ortadan kaldırılması saldırısının “koçbaşı”, esnek çalışmanın kurallı çalışmanın yerine geçirilmesiydi dersek bir abartı yapmamış oluruz.

Çünkü “esnek çalışma” demek, çalışmanın kurallarının ortadan kalkması, işçinin önceki kuşaklardan kalan kazanımlarının altının oyulması demektir.

Ancak “esnek çalışma” sunulurken; işçilere bir müjde olarak sunuldu. İşçiye; “Esnek çalışmaya geçtiğimizde, işe istediğin zaman gideceksin, istediğin kadar çalışacaksın, istemediğinde de dinleneceksin,...”, “Tıpkı Marx’ın dediği gibi; istediğin zaman çalışıp istediğin zaman tembellik hakkını kullanacaksın....”  gibi senaryolar eşliğinde, esnek çalışma propaganda edildi.

Bu parlak jelatinlere sarılmış şekeri patronlar ve hükümetleri, o günlerde işçiler ve kamu emekçilerine yutturamadılar. Ama fiilen ve her fırsatta yaptıkları yasal düzenlemelerle esnek çalışmanın zeminini oluşturacak girişimleri de hiç eksik etmediler.

Her önemli TİS görüşmesinde esnek çalışma yöntemlerinin uygulanması için gerekli maddeler “masada” oldu ama patronlar bu maddelerin kabul edilmesinde ısrarcı olmadılar. En son metal TİS’i de dahil her seferinde bu maddeleri geri çektiler. Sendikacılar, esnek çalışma dayatmasını kabul etmedik diye övündüler. Ama sendikal bürokrasinin de göz yummasıyla fiiliyatta esnek çalışmanın yöntemleri giderek yaygınlaştırıldı.

Emek mücadelesi geriletildiği ölçüde de patronlar ve hükümetleri, esnek çalışmanın adım adım alt yapısını oluşturma yolunu tercih ettiler. “Özel İstihdam Büroları” Yasası’nın çıkarılması, “Taşeron Çalışma Yasası”, kamuda belli meslekler dışında kadrolu personel alımına son verilmesi... şimdi de “yarı zamanlı çalışma”nın hayata geçirilmesi bunun örnekleridir. 

Dolayısıyla “esnek çalışma” işçilerin ve kamu emekçilerinin kazanılmış haklarının savunulmasında yeniden emek mücadelesi gündeminin üst sıralarına çıkarılmak durumundadır. Aksi halde patronlar ve hükümeti, “torba yasaları”, OHAL ve KHK’leri kullanarak, “kurallı çalışma”nın yerine esnek çalışma yöntemlerini geçiren uygulamalara hız verecektir. Ki, burada en önemli sorumluluk sendikalara düşmektedir. Ama sendikaların bu konuda adım atamsı için de ileri emekçi kesimlerin ve mücadeleci sendikacıların “esnek çalışmaya” karşı mücadeleyi yenileyen bir tutuma girmeleri belirleyici önemdedir.

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa