Afrin operasyonunun kazananı…


22 Şubat 2018 04:15

Türkiye’nin operasyonlarını sürdürdüğü Afrin, küçük bir yerleşim birimi olmaktan çıktı, IŞİD sonrası kapışma sürecinin bir parçası olmaya başladı.

Afrin’in İran’ın devreye girmesi ile milis güçlerin kontrolüne geçeceğine dair iddialar öne sürülüyor. İran, Şam, YPG, Rusya ve ABD’yi doğrudan veya dolaylı olarak ilgilendiren bir anlaşma sürecinin devam ettiği belirtiliyor. Henüz anlaşma olup olmadığı veya anlaşma varsa da detayları teyid edilmiş değil ancak bir müzakere sürecinin yürüdüğü kesin. Bu durumla birlikte hâlâ operasyonlarını sürdüren Türkiye açısından çok önemli gelişmelere gebe bir dönemin başladığı söylenebilir.

Olasılıklara dair tahminlere geçmeden Türkiye’nin Afrin’e operasyon başlatmadan kısa süre öncesine bir göz atalım;

* IŞİD sonrası ABD-Rusya ve bölgesel güçler arasındaki mücadele döneminin somut olarak başladığı yer Irak oldu. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) bağımsızlık referandumu hamlesine Bağdat Hükümeti ile birlikte hareket eden İran sert bir hamleyle karşılık verdi ve ABD’nin müttefiği Peşmerge güçleri, IŞİD ile mücadele döneminde kontrolü altına aldığı geniş bir bölgeden çekilmek zorunda kaldı.

* ABD, çeşitli nedenlerle IKBY’ye doğrudan destek vermese de İran’ın bu hamlesinden, Irak’ta derinleşen nüfuzundan ve Haşdi Şaabi üzerinden İran’dan Lübnan ve İsrail’e kadar geniş bir bölgede yayılmasından rahatsız. ABD, İran ve Rusya’nın bölgedeki hamlelerine paralel olarak Suriye’de Kürt siyasi ve silahlı oluşumlarla ilişkilerine pekiştirmeye yöneldi. Bu çerçevede, YPG’nin omurgasını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ABD’nin desteği ile Rakka’ya girdi ve ABD, Fırat’ın doğusunda kalan bölgede Kürt oluşumları güçlendirerek bölgedeki varlığını pekiştirmeye girişti.

* Suriye sahasındaki etkin diğer aktor olan Rusya, ABD kadar keskin girişimlerde bulunmadı ancak Türkiye’nin Afrin operasyonu yapabileceğine dair ilk sinyaller verilmeye başlandıktan sonra Suriye’deki Kürtlerin ABD ile değil Şam ile yakınlaşması için bir dizi müzakere başlattı.

AFRİN ÖNCESİ SÜREÇTE NELER OLDU?

Ve Türkiye’nin Afrin operasyonuna başlamadan önce Rusya, Kürtler ve Şam arasında en az 2 görüşme olduğu resmi olarak teyid edilmese de taraflara yakın kaynaklar tarafından doğrulanıyor. Bu görüşmelerde Türkiye’nin YPG’nin bulunduğu yerlere operasyon yapabileceği ve bu operasyonların engellenmesi için Suriye ordusunun devreye girmesinin istendiği kaydediliyor. Buna göre, Şam ve Rusya’nın “Afrin ve Münbiç dahil Fırat’ın batısında kalan bazı yerlerin askeri ve idari açıdan tamamen Suriye ordusuna/yönetimine devredilmesini” talep ettiği belirtiliyor. Kürtlerin bu şartı kabul etmemesinin ardından görüşmelerin tıkandığı ve hemen ardından da Türkiye’nin operasyona başladığı kaydediliyor.
Şam ve Rusya’nın Türkiye’nin operasyonuna “sınırlı bir süre ve bölge için yeşil ışık yaktığı” biliniyor. Yeşil ışığın en önemli sebebi de Kürtlere “ABD ile ilişkilerini sınama ve gözden geçirme” mesajı vermek. Kürtlerin Afrin’de ABD’den beklediği desteği alamadığı açık. 

Görünen o ki, bütün bu gelişmeler Kürtleri Şam, İran, Rusya ile yeni bir temasa zorladı ve Afrin operasyonu öncesinde çöken müzakereler yeniden başladı. Ortada henüz teyid edilmiş bir anlaşma yok. Teyidsiz iddialara göre Şam ve İran Kürtlerden Afrin’in kontrolünü devretmesini istiyor. 

Milis güçlerin Afrin’e takviyesinin başladığı da gelen haberler arasında. Önceki gün TSK’nın bu konvoya yönelik top atışları yaptığı ve konvoyun 10 km kadar geri çekildiğini biliyoruz. Ancak aynı zamanda milislere yakın medya ve YPG’ye yakın kaynaklar hali hazırda Afrin’e takviyenin sürdüğünü söylüyor. 

Peki, Afrin’e Suriye ordusu varken neden İranlı komutanların emrindeki milisler kaydırılıyor? Süreç hâlâ netleşmediği ve milisler Afrin’in kontrolünü henüz almadığı için kesin değerlendirme yapmak güç ancak bu hamlenin Suriye ordusu ile TSK arasında çatışmaya varabilecek risklerin önünü almak, İran’ın Türkiye’ye doğrudan mesajı ve İran-Şam-Türkiye, Rusya arasında müzakereler sürdüğü için milis güçlerle geçiş dönemini sağlamak gibi amaçları olduğu tahmin edilebilir.

Son duruma Türkiye açısından bakınca Türkiye’nin Afrin hamlesi Kürtlerle Şam’ı yakınlaştırdığı gibi bir süredir sessiz olan İran’ın da Suriye’deki denkleme milis güçler ile hızlı bir girişini sağlamış gibi görünüyor. Yine Afrin operasyonunun ana nedenlerinden biri de Suriye ordusu ve Rusya’nın operasyonlarını yürüttüğü İdlip’teki gruplara yeni alanlar açmaktı. Birçok konuda aralarında çatlaklar olsa da İran, Şam, Rusya ve Kürtler İdlip’teki silahlı grupları aynı şekilde değerlendiriyor. Bu durumda, Afrin’in kontrolünün milis güçlere devredilmesinin doğuracağı gelişmelerin yanı sıra İdlip’teki gruplara karşı ortak mücadeleye girişilmesi ihtimali de var ki, bu da, Türkiye’nin pek hoşlanacağı bir gelişme olmayacaktır.

Yukarıda belirttiğimiz gibi, Afrin yeni sürecin etkili parçalarından biri haline geliyor. Türkiye’nin 1 aydır sürdürdüğü Afrin operasyonunun kazananı da mevcut şartlara bakıldığında Kürtleri pozisyon değiştirmeye zorlaması açısından Şam ve İran gibi görünüyor. 

RUSYA İLE KARŞI KARŞIYA GELME RİSKİ

Afrin operasyonu devam ederse Türkiye’nin Rusya ile doğrudan olmasa da Rusya’nın desteğindeki Suriye ordusu ile karşı karşıya gelmesi riski de giderek artıyor. 

Diğer taraftan Kürtlerin siyasi ve askeri olarak yoğunlaştığı Fırat’ın doğusuna yönelik askeri operasyon ihtimali oldukça zayıf. Her ne kadar resmi açıklamalar ve basına gore “olasılık dahilinde” olduğu savunulsa da Fırat’ın doğusu bir tarafa Menbiç’e bile operasyon için ABD ile uzlaşılması gerekiyor.

Kısacası, Kürtler Afrin’den çekilse bile Fırat’ın batısında varlıklarını korumaya ve Suriye’de İran, Rusya gibi güçlerin olduğu masada yer almaya devam edecekler. Aynı zamanda, Türkiye’nin Afrin operasyonunun çerçevesi, nihai amacı, derinliği, bitiş süresi gibi hayati detayları kesinleşmediği sürece operasyonun bekası da kazanımları da sahadaki diğer aktörlerin hamlelerine gore değişecektir.

www.evrensel.net