Ekonomik ve siyasi gerçekleri açıklamaya devam


06 Şubat 2018 03:36

Metal sözleşmesinde gerek bu köşede gerekse gazetemizdeki başka değerlendirmelerde, işçilerin ilk altı aydan sonra gelen zamlar ve hızla artış trendindeki enflasyonla birlikte, 7. aydan itibaren işçilerin vergi dilimlerinin yükselmesiyle (7. aydan itibaren işçiler yaklaşık 180 TL daha fazla vergi ödeyecek) sözleşmeyle elde edilen zammın pek de “kazanım” olmadığından söz etmiştik. Ancak, sözleşme  maddelerinin açıklanmasıyla “Türk Metal’in son yıllardaki en iyi toplusözleşmesi” propagandasının büyüsü çabuk bozuldu. Çünkü, genç işçiler başta olmak üzere işçilerin önemli bir bölümünün bu sözleşmeden beklentilerinin karşılanmadığı ortaya çıktı.

Çünkü; 2017’de yapılan TİS’ler, kamu emekçilerinin toplusözleşmesi, asgari ücretteki zamların yüzde 24’ün çok altında kaldığı dikkate alındığında, metal sözleşmesinde yüzde 24 dolayındaki zam “yüksek” görünmüştü.

Dahası, MESS ve Türk Metal üstünde 2015 büyük metal direnişinin yarattığı ağır baskı ve metal işçileri içinde son aylarda direniş eğilimin güçlenmesinin gözle görülür hale gelmesi, yasağa rağmen greve fiilen devam edeceği ihtimalinin güçlenmesi karşısında patronlar, “yüzde 24 zam ve iki yıllık sözleşme”ye razı olmak zorunda kalmışlardı.

Burada şunu da belirtelim ki; yapılan TİS’in, “Türk Metal Sendikasının son yıllardaki en iyi toplusözleşmesi” olarak  değerlendirilmesi, elbette yanlış değildir. Ama bu değerlendirme, son TİS’in gerçekten işçilerin isteklerinin karşılanmasını değil, Türk Metal’in bugüne kadar çok kötü satış sözleşmeleri imzalaması anlamına gelmektedir. 

Nitekim, sözleşmeye dair sendika yönetimlerinden gelen övgülerin etkisinin gerçekler karşısında hızla erimeye başlamasıyla işçilerden tepkiler de gelmeye başladı.

Özellikle genç işçilerin, “kıdeme göre zam” ilkesi nedeniyle mağdur oldukları, ortaya çıktı. Metal iş kolunda işçilerin önemli bir bölümünün genç işçiler olması “kıdem hoşnutsuzluğu”nun hiç de az bir işçi kitlesini kapsamadığını göstermektedir. Dahası, “kıdeme göre zam”ın kıdemli işçilerin işten çıkarılması ve yerine genç işçilerin alınmasını teşvik edici bir etkisinin olabileceği de dikkate alındığında, bu TİS’in işçilerin iş güvencesini tehdit eden bir özellik taşıdığını da göstermektedir.

Öte yandan; otomotiv sanayiinin üretim ve ihracat rekorlarını, büyük kârlar açıklamasını işçiler, şimdi daha dikkatle izliyor, elbette aldıkları yüzde 24 zamla patronların büyük kârları arasındaki uçurumu karşılaştırıyor olmalılar. Çünkü, açıklanan kârlar iş kolunda çalışan işçi sayısıyla karşılaştırıldığında bir çok büyük işletmede işçi başına patronların kârının yıllık 60 bin TL’ye ulaştığını gösteriyor. Ama patronların ayda 5 bin TL’yi bulan kârın onda birini bile vermek istemediğini son aylardaki tartışmalar içinde işçiler apaçık gördüler.  

Çarşı pazarda ise, gıda maddelerindeki el yakan fiyat artışları, resmi enflasyonla adeta alay ediyor.

Afrin’e yönelik askeri operasyon ve bölgeye yönelik öteki girişimlerin askeri harcamaları olağanüstü artırmasının faturası büyümektedir. Bunun da temel tüketim maddelerine zam ve emekçilerin gelirlerinin düşmesine yol açacağını, bütün bu askeri harcamaların en sonunda ve çok geçmeden işçilere, halka fatura edileceğini söylemek için kahin olmaya gerek yok.

Bu gelişmelerden işçilerin mücadelesi bakımından iki önemeli sonuç çıkar:

1) Ekonomik ajitasyona, işçi ücretleri ve patronların kârları arasındaki çelişkinin açıklanmasına, sömürü mekanizmasının teşhirine hız verilmelidir. 

2) Siyasi ajitasyona özel bir önem verilmesi çok önem kazanmıştır. Ülkenin iç ve dış politikasına, ekonomi politikasına müdahale etmeden, işçilerin çalışma ve yaşama koşullarını bile iyileştirmelerinin çok zor, hatta imkansız olduğunu göstermek için zemin genişlemiştir.

Elbette burada, böyle bir ajitasyon için işlerin kolaylaştığı söylenmiyor. Ama bu tartışmaların her yerde, her mekanda zaten açılacağını, burada sınıf partisinin gerçekleri açıklayacak yaratıcı bir çalışma yapması için dönemin önemli fırsatlar sunduğu söyleniyor.

Açılmış tartışmalara akıllıca ve  bilgilendirici açıklamalar, kışkırtıcı değil ikna edici üslupla katılmak çok önem kazınmıştır. Eğer yeterince sabırlı ve bilgilendirici bir tutum alınırsa, işçilerin gerçekleri anlayacağına güvenmemek için bir engel yoktur.

www.evrensel.net