Metal mücadelesinde imkanları iyi değerlendirmek için


20 Ocak 2018 02:26

Metal iş kolunda MESS’le işçi sendikaları arasındaki TİS görüşmelerinin başlamasının üstünden 140 güne yaklaşan bir süre geçti. Bu süre içinde Türk Metal ve Birleşik Metal-İş sendikaları, işçileri çeşitli eylemlere çağırıyor; bu eylemler üstünden MESS’i uyarıyorlar. İşçiler bir yandan sendikalarının eylemlerine katılırken öte yandan da sendikalarını “grev kararı” almaya, basit protesto eylemlerini bir yana bırakarak, “üretimi etkileyecek eylemler” yapmaya çağırıyor.

Türk Metal ve Birleşik Metal’den sendikacılar (Çelik-İş’in yöneticileri ise hiç ortalıkta görünmeyerek kendisini işçilerin öfkesinden korumaya çalışıyor), alışkanlık olduğu üzere, işçilerin ne kadar ağır koşullarda çalıştıklarından, aldıkları ücretle geçinmelerinin olanaklı olmaktan çıktığından, mücadele etmenin öneminden ve mücadele edilemezse kazanılamayacağından, MESS’e meydanları dar etmekten vb. söz ediyorlar. Elbette bu söylenenlerde bir yanlış yok. Ama, mücadelenin geldiği aşama; artık bu lafların geride kalması gerektiği bir aşamaya geldiği için işçiler bu sözleri “oyalama taktiğinin aracı” olarak görüyor. Dahası işçiler, bir grevin kapıda olduğunun ve patronların saldırılarını püskürtmek için resmen bir greve çıkmadan önce yapılması gerekli örgütlenme ve eylem biçimlerini devreye sokarak, güçlü ve birleşik bir grev için işçileri hem örgütlenme düzeyi hem de psikolojik olarak hazırlamak gerektiğinin farkında oldukları için bu tür hamaset kokan konuşmaları boş laf olarak değerlendiriyorlar. Dahası benzer sözlerin daha önceki sözleşmelerde de söylendiğini anımsayan Türk Metal üyesi işçiler, “Güzel konuşuluyor ama yapılan bir şey yok, konuşmaların altı boş” eleştirisini her vesileyle yineliyorlar.

Dahası, sendika yöneticilerinin konuşmalarıyla işçileri mücadeleye hazırlamak için yaptıkları işler arasındaki makasın açıklığı, gözden kaçacak gibi değil.

Nitekim Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu’nun Mersin’de Birleşik Metal-İş üyesi işçilere yaptığı konuşmada; Ayrım gözetmeden tüm metal işçileri, MESS’e karşı birlikte mücadele etmeli, aynı gün greve çıkmalı ve olası yasaklara karşı yine birlikte davranmalıdır. Kazanmanın yolu birlikte mücadeleden geçmektedir... Eğer metal işçileri ortak hareket ederse mutlaka bu süreci kazanımla sonuçlandıracaktırdemesi çok önemlidir. Çünkü Serdaroğlu, bu sözleriyle geçmiş TİS’lerde yapılamamış bir şeye dikkat çekmektedir. (Serdaroğlu geçtiğimiz hafta da bu görüşünü dile getirdi) Ki, MESS’e karşı mücadelede Türk Metal’in de bu görüşe getirilmesi metal işçilerinin MESS’e karşı mücadelesinde son derece önemli olacaktır. Çünkü böyle bir “ortak mücadele hattına girme”, metal işçileri arasında ayrı ve önemli bir moral, motivasyona yol açarken, grev hazırlıklarındaki heyecan ve coşkuyu da artıracaktır. Bu aynı zamanda, MESS cephesinde de moral bozukluğu demek olacaktır.

Böylece MESS’in karşısına birbiriyle hiçbir konuda anlaşamayan üç ayrı işçi sendikası olarak işçi cephesini TİS masasına 1-0 yenik oturtan sendikalar, sendikal çekişmenin aşılması anlamına gelen bir tutum alarak masada ve sahada durumu 1-1’e getirebilecektir. Bu hiç de önemsiz bir kazanım değildir!

Türk Metal’in yöneticilerinin Birleşik Metal’den gelen teklife sıcak bakmadıkları anlaşılıyor. Ki, bunu aşmanın yolu da işçilerin tabanda eylem birliği için harekete geçmesinden ve her platformda ortak mücadele ihtiyacını dile getirmesinden geçmektedir.

Öte yandan Almanya’nın metal işçilerinin de metal patronlarıyla sözleşme görüşmeleri sürüyor. Almanyalı işçilerin görüşmeler sürerken, “uyarı grevlerine” başvurduklarını, bu grevlere katılan işçilerin sayısının 400 bini aştığını gazetemizden okuyoruz. 

Bu da elbette akla; “Türkiye’de sendikalar neden ‘uyarı grevleri’ yapmıyor?” sorusunu getiriyor. “Bizde böyle bir gelenek yok” deniyorsa, geleneklerin de bir “ilk”le başladığı unutulmamalıdır. Eğer metal işçileri “uyarı grevleri” yaparsa, göreceğiz ki, bundan sonra her greve hazırlanan işçi kesimi de “uyarı grevi” yapmaya başlayacaktır!

Dolayısıyla şimdi Türkiye’de uyarı grevleri yapılabilir ve yeni bir gelenek için temel atılabilir.

Böylece işçilerin “etkisiz eylemler” eleştirisi de karşılanmış olur.

Metal işçilerinin mücadelesi, yeni mücadele biçimleri yaratmaya çok müsaittir!

www.evrensel.net