2019 seçimlerine giden yol ‘OHAL’e Hayır’dan geçiyor


14 Ocak 2018 04:15

2019 seçimlerine daha hayli zaman varken, tarafların seçim taktikleri etrafındaki tartışma siyasi gündemde günden güne ağırlık kazınıyor. Çünkü medyayı ele geçirmiş olan AKP iktidarı attığı her adımı 2019 seçimlerini kazanmaya bağlamış bulunuyor. 

Bu adımlar ve bu adımların en önemlisi olarak biçimlenen “MHP-AKP ittifakı” için, Bahçeli ve MHP’sinin “gemileri yakan” hamlelerini eleştirenlere AKP ve MHP sözcüleri; “Siz de kendi tarafınızdakilerle ittifak yapın da görelim” diyorlar.

Bu köşeden önceki gün de yazıldı; AKP-MHP ittifakı artık bir “Seçim ittifakı değil”, tersine her iki parti için de bir “varlık yokluk” ittifakıdır. 
Çünkü MHP için AKP’ye, onu geleceğine bağlanmak bir seçenek değil bir zorunluluk haline gelmiştir. Çünkü MHP’nin tek başına ayakta kalması artık çok tartışmalı hale gelmiştir.

İTTİFAKIN SEÇİM TAKTİĞİ: YA DEVLET BAŞA YA KUZGUN LEŞE!

AKP ve Erdoğan için ise MHP’nin getireceği yüzde 1-2’lik bir destek bile “Olmasa da olur” diyebileceği bir destek değildir. Dahası AKP “yerli ve milli normlara” yönelişiyle önemli ölçüde MHP’nin fikriyatına teslim olduğu için, arada bir anlaşmazlık çıkması da beklenmez. Belki Bahçeli, AKP’nin kimi pragmatist hamlelerinden rahatsız olabilir; ama o kadar! Ki, bunu da Bahçeli’nin çok kolay tolere edeceğini yakın geçmişte gördük, görüyoruz.

“MHP-AKP ittifakının en azından 15 Temmuz darbe girişiminden beri süren, OHAL’in uygulamalarıyla her adımda pekişen, iki parti için de “varlık yokluk” sorununa dönüşen bir “kader birliği” haline geldiğini söylemek yanlış olmaz. Çünkü 2019 seçimini kaybetmek MHP için de AKP için de artık bir “son”dur! Bu yüzden de iki partinin 2019 seçim taktiği; “Ya devlet başa ya kuzgun leşe” biçiminde ifade edilebilir!

Onun içindir ki MHP-AKP ittifakı, kendi tarafını(*); “yerli ve milli  güçler”, karşı tarafı da “yabancı ve gayri milli güçler” olarak tarif ederek, ülkenin yarısını, hatta yarısından çoğunu “gayri milli ve dış güçler” olarak gösterecek kadar gözünü karartmış bulunmaktadır ve bu ittifak, aralarında hayli sıkı ideolojik bağlar da bulanan en gerici odakların ittifakıdır.

‘OHAL’E HAYIR’ DEMEK, ‘TEK ADAM REJİMİNE HAYIR’ DEMEKTİR

“Tek parti tek adam rejimine” karşı olan güçler için ise durum elbette pek çok bakımdan farklıdır. Ve bu nedenle de bu cephedeki ittifak arayışları da farklılık göstermektedir.

Bu farklılığın en başında ise; “tek parti tek adam rejimi”ne karşı olan güçlerin pek çok iç ve dış politika sorununda bir araya gelmeyecek güçleri kapsaması vardır. Bu yelpazenin ne kadar geniş olduğunu 16 Nisan referandumunda gördük.

Bu yüzden de bu cenahta yapılması gereken ilk iş (Son iş de olmamalı); üç beş talepten oluşan bir “program” değil; belki de birer birer talepler etrafında bir araya gelen güçlerin, mücadele içinde daha ileriden birlikler oluşturmak için çalışmalarıdır. Zira demokrasi güçleri cenahında bu doğrultudaki girişimler de sürüyor. Nitekim;

-    Dün, Demokrasi için Birliğin (DİB) Yürütme Kurulu Üyesi ve Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel, Çağrı Sarı’ya verdiği röportajda, gazetemizde; DİB’in girişimlerini anlattı.

-    Yine önceki gün, CHP’nin çağrısıyla 81 ilde, OHAL’in kaldırılması, KHK’lerle yönetime son verilmesi içerikli basın açıklamaları yapıldı.

-    15 Ocak’ta ise (yarın) OHAL’e karşı mücadelenin tartışıldığı bir çalıştay yapılacak.

-    DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin oluşturduğu platformun “OHAL kaldırılsın” kampanyası da devam ediyor. KESK İstanbul Şubeler Platformu da bugün İstanbul’da, “OHAL’in kaldırılması ve KHK’lerin geri çekilmesi” talebiyle bir miting gerçekleştirecek. 

-    Emek Partisinin “OHAL kaldırılsın, KHK’ler geri çekilsin” kampanyası devam ediyor.

-    HDP’nin OHAL’in kaldırılması ile ilgili ortak mücadele için girişimleri de sürüyor. 

‘GÜÇLERİ SAHADA BİRLEŞTİRME’ DÖNEMİ

Görüldüğü gibi; “tek parti tek adam rejimi”ne karşı olanlar cephesinin geniş yelpazesi içinde de çok koldan girişimler var. Ve bu girişimler, sadece liderler arasındaki görüşmelerden de ibaret değil. Tersine bu görüşmeler yerelleri de kapsayan; iller, ilçeler, emekçi semtlerini, işyerlerini de kapsayan girişimler olduğu ölçüde anlamlı olmaktadır. Ki, bu kapsamda çeşitli illerde bu amaçla oluşturulan yerel platformların sayısının arttığını da Evrensel okurları yakından biliyorlar. 

Dahası bu birlikler ve oluşturulan platformlar; OHAL’in “tek parti tek adam rejimi” “kılıcı” olarak kullanıldığı bilinciyle, “OHAL’in kaldırılması, KHK’lerin geri çekilmesi” talebiyle sürdürülen mücadeleyi “tek parti tek adam rejimi”nin önünü kesmek ve 2019’daki iki seçimde de bu güçlerin birliğinin, ittifakının dayanağı olarak görüyorlar. 

Yani bugün, “OHAL kaldırılsın” talebi etrafında oluşan birlikler, “Tek adam rejiminin önünün kesilmesi ve 2019’deki seçimlere giden yolda bir adımdır ve bugün yapılan her girişim de bu doğrultuda atılmış bir adımdır. 

Elbette ki bu alanda işler her zaman olduğu gibi, sorunsuz değil. “Sekterlik”, “ben merkezcilik”, “grupçuluk”, geleneksel  “Masa etrafında ittifak programları oluşturma”...anlayışları ile mücadele gibi zorluklar var. Ama bu sorunların aşılmasının da ancak mücadele içinde olacağını yakın geçmişte gördük. 

Bu yüzden de bugün sorun; çeşitli güç odaklarının bir masa etrafında “Seçimde kimi destekleyecekler?” gibi sorular etrafında tartışmalar açmak değildir. Bugün yapılması gereken; “OHAL kaldırılsın” talebi etrafında seferber olmaktır. Elbette, bu mücadelenin aynı zamanda “tek parti tek adam rejimi” inşasının önünü kesme, 2019’deki seçimlerde ülkeyi “tek adam rejimi”ne götürecek en gerici ittifakı yenilgiye uğratma stratejisinin bir adımı olduğu bilinciyle! 

(*) AKP-MHP kutsal ittifakına BBP’nin de ekleneceği  görülmektedir. Eğer, Rusya ile Erdoğan-AKP iktidarının arası bozulmazsa, VP’nin de bu kutsal ittifakın en hevesli ve militan unsuru olacağını söyleyebiliriz. 

www.evrensel.net