Bakır işçilerinin grevi, metal grevinin habercisi mi?


14 Ocak 2018 04:15

Cengiz Holdinge bağlı Eti Bakır AŞ’nin Artvin’in Cerattepe ve Murgul ilçelerindeki işletmeleri ile Akarşen şantiyesinde çalışan 870 işçi, yüzde 25 zam ve iki ikramiye talebi ile patronla görüşmeye başladılar.

İşçiler sendikasız olduğu için uzun görüşme prosedürü işletilmedi. Temsilcilerini seçip, onlar aracılığı ile patrona taleplerini ilettiler.

Patron talepleri kabul etmeyince; beş gün kadar önce, saat 02.00’de Murgul ve Cerattepe’de eş zamanlı olarak grev başladı.

Grev üzerine Eti Bakır AŞ yetkilileri, Murgul’da işçi temsilcilerini idari binaya görüşmeye çağırdı. Temsilciler ise idari binaya gitmeyerek taleplerinin karşılanmasını istedi. Ardından madenin çıkarıldığı Akarşen şantiyesindeki işçiler de greve katıldı.

İşçilerin kararlılığı üzerine Eti Bakır AŞ Murgul İşletmesi ücretlere yüzde 20 zam yapılacağını belirtti. İşçi temsilcileri yüzde 25 zam ve iki ikramiye taleplerini tekrarladılar. Patron temsilcisi yüzde 20 zamda ısrar edince işçi temsilcisi, “Arkadaşlar kabul ediyor musunuz?” diye tartışmayı izleyen işçilere sordu. İşçiler hep bir ağızdan “Hayır” cevabını verdi. Ve “Greve devam” dendi.

Gazetemize de yansıyan haber böyle.

Elbette sendikacı, Sendikalar Yasası, İş Yasası... filan araya girmediği için her şey yukarıda aktarıldığı kadar basitçe cereyan etti.

Olup bitenden öyle anlaşılıyor ki;

1) İşçiler, aralarında kilometrelerce mesafe bulunan Murgul’da, Cerattepe’de ve Akarşen’de örgütlenmiştir.

2) İşçiler, kendi temsilcilerini seçmişlerdir.

3) Arkasında duracakları iki talebi açıkça belirlemişlerdir.

4) “Grev yasası nedir”, “Grev hakkı nasıl doğar”... gibi teferruata bakmadan, “Madem patron bizim talebimizi kabul etmiyor o zaman biz de kendi silahımızı çekeriz; iş bırakırız” diyerek fiilen greve çıkmışlardır.

Evet her şey basitçe! İşçiler basitçe taleplerini ortaya koyuyor, kabul edilmeyince de fiilen greve çıkıyorlar! (*)

Burada elbette ki, “Sendika gereksiz” denmek istenmiyor. Ama yasalar ve yönetmeliklerle yapılan düzenlemeler; prosedür, yasalar, teamüller, kurallar... adına; asıl gerçek, işçilerin taleplerini belirlemesi ve onların arkasında örgütlenmesi; patronlar bu talepleri kabul etmediğinde de “O  zaman biz de çalışmıyoruz!” denmesi gözden kaybettiriliyor; işçilerin kafası karıştırılıyor. Dolayısıyla görüşme süreci, patron ve sendikal bürokrasinin vaziyete hakim olması, görüşme masasının işçiler dışında; bir “vaka” olduğu intibaı uyandırılması için kullanılıyor.

Bakır işçilerinin mücadelesi bir greve nasıl çıkıldığını “basitçe” gösterdiği gibi, yasaklandığında da fiilen greve nasıl devam edileceğini göstermesi bakımından önemli bir gelişme olmuştur.

Aslında bakır işçilerinin tutumu, metal işçileri için de yabancı değil. Çünkü metal işçileri de 2015’teki büyük metal direnişinde; “üç talep” belirlemiş, seçtikleri temsilciler aracılığı ile taleplerini patronlara iletmişler; patronlar, Türk Metal yönetimini de arkalarına alarak, “Hayır” deyince; “O zaman biz de çalışmıyoruz” diye iş bırakınca, direniş dalga dalga ülke sathına yayılmıştı.

Bugün de metal işçilerinin sendikaları, MESS’le görüşüyorlar; işçiler bu görüşmeleri yakından izliyor. Önceki gün yapılan görüşmelerde patronlar, yüzde 3.2’lik aşağılayıcı zam teklifini yüzde 6.4’e çıkarak işçilerle ve sendikalarıyla alay etmeye devam etmişlerdir. 

Kuşkusuz ki, MESS’le işçi sendikalarının görüşmeleri devam edecektir. Ama metal işçilerinin ileri kesimleri ve işçi sendikalarının yöneticileri, bakır işçileri örneğindeki gibi, sözleşmenin kapsamı içindeki tüm işçileri; “Patron taleplerinizi kabul etmiyorum dediğinde ne dersiniz?” dendiğinde hep bir ağızdan “Grev deriz!” diyecekleri bir düzeyde örgütlemek durumundadırlar. 

Ötesi, elbette zorlukların olacağı bir süreçtir. Ama, 130 bin dolayındaki işçiyi doğrudan ilgilendiren bu mücadelede metal işçilerinin, eğer yeteri kadar birlik içinde davranırlarsa, yenilmeleri olanaksızdır!

Bakır işçilerinin bu eylemi, elbette ki metal işçileri için yeni bir örnek ve yeni bir motivasyon dayanağıdır.

(*) Bu yazı yazıldığında bakır işçilerinin mücadelesi sürüyordu ve nasıl biteceği de elbette belirsizdi.

Not: Yazarımızın dün yayımlanması gereken bu yazısı teknik bir aksaklıktan dolayı yayımlanmamıştır. Yazarımızdan ve okuyucularımızdan özür dileriz.

www.evrensel.net