Sefalet ücreti ve hakaret kıskacından kurtulmak için...


02 Ocak 2018 04:55

2018’de uygulanacak asgari ücretin açıklanmasında bir gün sonra, asgari ücreti az bulan sendikacılara, işçilere ve emekten yana çevrelere yanıt veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, açtı ağzın yumdu gözünü!

Hem de öyle böyle değil!

“Asgari ücret az, bununla geçinilmez” diyenlere; “Beyefendiler beğenmiyor. 2002 yılında asgari ücret 184 liraydı. Biz bunu geçen yıl 1404 TL’ye çıkardık, şimdi ise 14,3 artışla 1603 liraya çıktı. Ya eline, diline dursun(*), nereden nereye” diyen Erdoğan, asgari ücret az diyenleri hem iyilikten anlamayan nankörler hem ahmak yerine koydu, aşağıladı! 

Cumhurbaşkanının bu hakaretamiz bedduasına dün gazetemize konuşan çeşitli sektörlerden ve kentlerden işçiler yanıt verdiler. Ki, bu yanıtlar üstünden söylenecek çok şey yok. Çünkü işçiler, hem Cumhurbaşkanın ne demek istediğine dair hem de emeğe ve işçilere gösterdiği saygısızlığın nedenlerine dair söylenebilecek her şeyi söylemişler.

Bugün de gazetemiz işçi tepkilerin vermeye devam ediyor. Muhtemeldir ki, bugünden sonra da bu tepkiler (mektuplar, etkinlikler, basın açıklamaları vb) çeşitli biçimlerde sürecek. Gazetemiz de bu tepkileri emekçi kamuoyuna ve bütün dünyaya duyurmaya devam edecek. 

İşçiler konuşuyorlar, bazıları adlarını da açıkça vererek konuşuyorlar. Ama, “Asgari ücret azdır, kabul edilemez” diye ilk açıklamayı yapan ve Cumhurbaşkanının bedduasını da üslerine alması gereken, Türk-İş’in ve Hak-İş’in, “sayın Cumhurbaşkanı” dediklerinde ağızlarından bir “sayın Cumhurbaşkanı” daha çıkan genel başkanları, “eline diline durusun” bedduasına ne diyeceklerini elbette merak ediyoruz.

Ama daha önemlisi; gazetemize konuşan ve cumhurbaşkanının sözünün anlamı ve “asgari ücret az” diyenlere bile tahammül edemeyen Cumhurbaşkanının neden böyle davrandığı konusunda “eksiksiz” değerlendirmeler yapan işçilerin, mücadeleden yana sendikacıların bu konuda ne yapacağıdır. 

Çünkü söylem düzeyinde kaldığı sürece, gösterilen tepkilerin çok bir kıymeti harbiyesinin olmadığı bir ülkede aşıyoruz.

Bu yüzden de Cumhurbaşkanının söylediklerine ilişkin işçiler ve sendikacılar cephesinden verilen tepkiler gazete sayfalarında kalmamalıdır. Tersine bu konu, işyerlerine emekçi semtlerine; asgari ücretli, AKP’ye oy veren işçilere, verdikleri oyun kendilerine hakaret, aşağılama, açlık ve sefalete mahkum olma olarak geri döndüğüne kadar götürülmelidir. Ve elbette “tartışma”nın “tartışma” olarak da kalmayıp; bir mücadeleye dönüşmesi, işçilerin kendi talepleri etrafında birleşmesi ve asgari ücretin belirlenmesinden başlasa da ülkenin her sorununda işçilerin taraf olması, müdahil olmasına kadar uzanması gerekir.

Çünkü Cumhurbaşkanına, böyle rahatça, asgari ücreti az bulan milyonlarca asgari ücretliye hakarete varan bir söylem kullanmasına fırsat veren, işçilerin kedisine toplu olarak, “bir sınıf tepkisi” göstermeyeceğine olan inancıdır.

Örneğin patronların karşısına geçip Cumhurbaşkanı; “Veriyoruz veriyoruz doymuyorsunuz, elinize dilinize durusun” diyebiliyor mu? Diyemez. Yanlışlıkla ağzından onları rahatsız edecek bir şey çıksa, iki saat içinde, kendisi dahil on yetkiliden “düzeltme” ve “özür” açıklaması yapılır. Bunu daha yakında, “Bazı iş adamları paralarını dışarıya kaçırıyor” dediğinde gördük!

Yani karşı karşıya olduğumuz sorunun aslı, Cumhurbaşkanının ağzının bozukluğu; işçileri sevip sevememesi, emeği ile geçinenlere saygı gösterip göstermemesi değil. Ama burada önemli olan; işçileri böyle aşağılayanların işçilerin güçsüzlüğünden, yani örgütsüzlüğünden, mücadelelerinin etkisizliğinden yararlanarak, meydanı boş bulup ağızlarına geleni söylemeleridir. 

Onunu içindir ki işçiler, 6 milyon asgari ücretliyi aşağılayan, hor gören bu tutuma bir karşılık vermeli, o partiye ve kişiye oy vermemek gibi siyasi sonuçları da olan bir fatura çıkarmalıdırlar.

Asgari ücret konusunda Cumhurbaşkanına tepki gösteren Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan’ın asgari ücret konusunda bir önerisi var.

Eğer işçiler sendikalar, Hükümet-patronlar işbirliğinin belirlediği asgari ücreti “az, kabul edilemez” buluyorlarsa ki, bu konuda herkes hem fikir görünüyor, bunun için yakınmakla yetinmemek, asgari ücretin yeniden belirlenmesi için (ek asgari ücret zammı) harekete geçmek gerekir diyor EMEP Genel Başkanı Gürkan. 

Dolayısıyla bugün, “Asgari ücret az” diyen her işçi, her sendikacı, Gürkan’ın bu önerisinin üstünde düşünmeli; konfederasyonlar, olmazsa; bu konuda bir araya gelecek işçi çevreleri, elbette her konfederasyondan sendikalar ve  mücadeleci sendikacılarla, asgari ücretin işçilerin isteği düzeye çıkarılması için gerekli girişimleri yapmak durumundadırlar.

Aksi halde işçiler; hem açılık ve sefalet ücretine boyun eğmek hem de hakarete uğramak kıskacından kurtulamayacaklardır.

www.evrensel.net