İSDEMİR sözleşmesi metal işçisi için bir uyarıdır!


23 Aralık 2017 04:15

Çelik-İş Sendikası, İSDEMİR’de sözleşmeyi bağıtladı. Çelik-İş, üç yıllık sözleşmenin altına imza atarak, sadece İSDEMİR değil bütün işçi sınıfına ihanet etti.

Oysa MESS’le yürütülen görüşmelerde Çelik-İş Sendikası, üç yıllık sözleşmeye imza atmayacağını söylüyor; “Üç yıllık sözleşme kırımızı çizgimizidir” diyordu.

Çelik-İş sözleşmeyi imzalamış ama işçilerin sözleşmenin ücret zammı ve öteki maddeleri konusunda bir bilgisi yok. Neymiş efendim, Çelik-İş Başkanı bir mitingle açıklayacakmış bu sözleşmenin maddelerini.

Oysa bu “İmzalanan sözleşmeyi törenle açıklama” devrini işçi çoktan kapattı! Tersine işçiler artık sendika yöneticilerine, “Bize sormadan sözleşmenin altına imza atamazsınız” diyor; sözleşmenin her aşamasında işçinin bilgilendirilmesini istiyor. 

Ama Çelik-İş Sendikası, metal işçileri başta olmak üzere işçilerin geldiği bu aşamanın ya farkında değil ya da umursamıyor. 
Dahası Çelik-İş’in 2015 yılındaki metal işçilerinin başkaldırısından gereken dersi almadığı görülüyor.

Ama İSDEMİR işçilerinin de metal mücadelesinden gereken dersi almadığı anlaşılıyor. 

Nitekim işçiler sözleşmenin üç yıllık olarak imzalanması konusunda sadece Çelik-İş yönetimine tepki göstermiyor, kendilerini de eleştiriyor; “Çünkü biz sözleşmenin peşini bırakınca sendikacılar bildiğini yaptı” diyorlar. 

Üç yıllık sözleşmeye ve altına imza attığı ücret zammına İSDEMİR işçileri ne diyecektir; bu henüz bilinmiyor. Ama Çelik-İş, sözleşmeyi “törenle”, “mitingle” açıklayıp “gürültüye getirme”yi planladığına göre, imzaladığı sözleşmeyi işçiye kabul ettirememek endişesi taşıdığı da anlaşılıyor. Hele de metal işçileri MESS’e iki yıllık sözleşmeyi kabul ettirirse, İSDEMİR işçisinin, “O zaman biz niye üç yıllık sözleşmeye imza atık” diye, Çelik-İş’le bir hesaplaşmaya girişmesi de sürpriz olmayacaktır. 

İSDEMİR’de durum böyle ama MESS görüşmelerinde süreç “greve doğru” ilerliyor. Çünkü gelen haberler, MESS’in yüzde 3.2’lik ücret zammı, üç yıllık sözleşmede ısrar ettiği doğrultusunda!

Kuşkusuz Çelik-İş’in İSDEMİR’de üç yıllık sözleşmeye imza atması, üç yıllık sözleşmeyi “kırmızı çizgi” ilan etmiş olan metal işçisini ve metalde sözleşme yürüten Türk Metal ve Birleşik Metal-İş’i arkasından hançerlemektir. Ama, metal işçileri de ayrıca bu ihanetten gereken dersi çıkararak, sendikaların açıkça ne yaptığını, hangi konuda uzlaşma niyetleri olduğunu yakından izlemeyecek; kendisine sorulmadan imzalanacak bir TİS’i kabul etmemede gereken tutumu göstereceklerini her biçimde ifade edeceklerdir.

Kuşkusuz ki MESS’in yüzde 3.2 gibi bir zamda ve üç yıllık sözleşmede ısrar ederek, işçilere ve sendikalarına meydan okuyan bir tutumda ısrar etmesi karşısında işçiler; daha etkili, protestoyu aşan, üretimi etkileyecek düzeyde eylemler istemektedir. İşçiler MESS’i iyi bildikleri için görüşme sürecinin başından beri “etkili eylemler” talebini dile getiriyor. Ama şimdi sadece sendikaları uyarmanın ötesine geçmekle karşı karşıyalar. Çünkü, artık tartışılan “grev”dir, elbette “grev komiteleri”dir.

Elbette mücadele deneyimine sahip işçiler, bunlara kafa yoruyor, tartışıyor ama pratikte adımların yeterli oluğu söylenemez.

İşçiler arasında tartışılan bir sorun da OHAL’den de yararlanarak “Hükümetin grevleri yasaklayabileceği”dir. Ama gelinen aşamada, uzunca da süreceği anlaşılan bir “seçim dönemi” olduğu ve 130 bin dolayında metal işçisini karşısına alacağı dikkate alındığında, hükümetin önceki kadar rahat bir biçimde metal işçilerinin grevini  yasaklayamayacağı da bir gerçektir.

Kaldı ki, işçiler de eğer OHAL’e dayanılarak 130 bin işçinin grevinin yasaklanabileceğini düşünüyorsa, yapılacak olan Hükümetin ne yapacağını beklemek değil; “OHAL’in kaldırılması mücadelesine katılarak”, bir “grev yasağı” karşısında ya da “OHAL var grev yapamazsınız” tehdidine karşı mücadele etmektir. İşçi sınıfına ve onun sendikası olmak isteyen sendikalara yakışan budur!

www.evrensel.net