‘Asgari ücret’te sendikalar ne diyor, ne yapmıyor?


12 Aralık 2017 04:58

Aralık ayı başında toplanan Asgari Ücret Tespit Komisyonu, çalışmasına, Çalışma Bakanı Sarıeroğlu’nun “İşçi de işveren de fedakarlık yapmalı” çağrısıyla başladı.

Diyebiliriz ki, asgari ücretle ilgili tartışmalar açısından bakıldığında bu yıl, asgari ücret tartışmalarının “en etkisiz olduğu yıl” olduğunu söylersek yanlış olmaz. Çünkü, bırakalım genel olarak kamuoyunu, asgari ücretin doğrudan mağduru olan asgari ücretli işçi çevrelerinden bile dikkate değer bir tepki gelmedi.

Burada “etkisizliği”nden söz ettiğimiz, sendikalar (işçiler) tarafıdır. Yoksa patronlar ve Hükümet çok sıkı ve “etkili” bir işbirliği içindeler ve ne yapacaklarını biliyorlar.

Her ne kadar ayın başında beri, Evrensel’in muhabirlerinin gayretleriyle işçilerin bu konudaki talepleri, haberler ve işçi mektupları olarak gazete sayfalarına yansıyor görünse de gerçekte, geniş işçi çevrelerinin bu konuyu tartıştıkları ve taleplerinin işçi kamuoyunda yayılıp ortak bir tutuma dönüşmesi için girişimler yaptıkları da söylenmez. 

Nitekim geçen hafta CHP’nin asgari ücretin 2000 TL olmasını isteyen açıklamasından sonra, DİSK ancak bir rakam öne sürebildi. DİSK Genel Başkanı Kani Beko, asgari ücretin bu yıl net 2 bin 300 TL olarak belirlenmesini istedi. Çünkü DİSK-AR’ın yaptığı hesaplara göre asgari ücret ancak bu düzeyde belirlenirse, asgari ücretli işçilerin yaşamlarında bir düzelme yaratabilirmiş! Yani DİSK’in önerisi, “Bir rakam da biz söyleyelim, CHP’nin istediğinden de yukarı olsun” gibi bir keyfiyetten değil, DİSK-AR’ın somut veriler üstünden yaptığı hesabın sonucudur. 

Türk-İş ve Hak-İş’ten asgari ücret için hiçbir tepki ve talebin öne sürülmemesi ise elbette çok manidar olduğu kadar utanç vericidir. Bu da Türkiye’deki sendikal hareketin nerelere geldiğinin çok somut bir göstergesidir.

Hani 5-10 yıl önce olsa, “Sendika üyeleri asgari ücretin üstünde ücret aldığı için sendikalar asgari ücretin ne olacağı ile ilgilenmiyor” denilebilirdi. Ama son yıllarda ortalama işçi ücretleri öylesine aşağı çekilmiştir ki, sendikalı işçilerin önemli bir bölümünün ücreti de asgari ücret düzeyine gelmiştir. Bu yüzden de asgari ücretteki her artış, sendikalı işçilerin ücretlerine zam olarak da yansıyacaktır. Bu somut gerçek de dikkate alındığında, bugün Türk-İş ve Hak-İş’in asgari ücretle ilgili herhangi bir girişiminin olmamasının anlaşılır bir yanı yoktur!

Elbette ki az çok sendika adına layık sendikaların asgari ücretle ilgileri, “asgari ücret şu olsun bu olsun” diye açıklama yapmaktan ibaret değildir. Tersine eğer Asgari Ücret Komisyonu, işçileri tatmin etmeyecek bir ücret tespit ederse, bunu kabul etmeyeceklerini daha komisyon çalışması sürerken, hatta komisyon toplanmadan ortaya koymak durumundadırlar ki, komisyon belirleyeceği rakamın “faturasını” önceden görerek hareket etsin!

Ama bugünkü tabloya bakıldığında; komisyonun, açıklayacağı rakam konusunda fazla endişeye kapılması için bir neden yok. Çünkü ortaya atılan rakamlar olsa da, komisyonun bu talepleri görmezden gelerek bildiğini okuması karşısında kedisine bir “fatura” çıkmayacağını görmektedir.

Ama hâlâ bu “kara tabloyu” değiştirecek girişimler yapılabilir. Çünkü, sonuçta ülkemizdeki üç işçi sendikası konfederasyonundan birisi olarak DİSK, ortaya bir teklif koymuştur. O zaman bu teklifin gereğini yapacak bir mücadele için de kollarını sıvamak durumundadır. “Bunun için zaman yok” demek de doğru değildir. Çünkü bugüne kadar, işçilerin gerçek talepleriyle ortaya çıkıldığında mücadelenin nasıl hızla büyüdüğünün sayısız örneklerini gördük, yaşadık. Bugün de asgari ücret etrafında böyle bir mücadelenin örgütlenmesi için yapılacak şeyler olduğu açıktır. Ki, komisyon eğer işçilerin taleplerine asgari düzeyde yanıt vermeyecek bir asgari ücret tespit ettiğinde tepkilerin daha büyümesi ve yaygınlaşması da muhtemeldir.

DİSK/Gıda-İş, önceki gün düzenlediği basın açıklamasıyla, bir çağrı yaptı. Ama, Gıda-İş’in dışında da bu konuda adım atacaklar olduğu dikkate alındığında, buradan bir ilerleme yapılabileceği açıktır.  

Taşeron konusunda patronların ve hükümetlerinin niyeti belli olduğuna göre, asgari ücret talebiyle taşeron işçilerin taleplerinin kesişeceği bir noktaya da gelinmiş bulunulmaktadır.

Bunun içindir ki; asgari ücretle ilgili işçilerin hızlı hareket etmesi, bunun için de mücadeleci sendikaların, zaman, zemin kaygısını bir yana bırakarak, girişimler yapması önemli olacaktır.

www.evrensel.net