Her sendikadan işçilerin ortak mücadele için adım atma zamanı


09 Aralık 2017 04:14

Türk Metal’den sonra Birleşik Metal-İş ve Çelik-İş sendikaları da MESS’le yapılan görüşmelerde “uyuşmazlığa” gitti. Her iki sendika da önümüzdeki günlerde çeşitli eylemlere başvuracaklarını açıkladı.

MESS’le “uyuşmazlık”tan sonra, Birleşik Metal-İş Merkez Toplu Sözleşme Komisyonu dün toplandı; izlenecek mücadele çizgisini tartıştı. Bu yazı yazıldığında toplantı henüz sürüyordu. 

Türk Metal ise, bir haftadan beri, “Fazla mesaiye kalmama” kararını her yerde uygulamaya çalışıyordu. Dün de Türk Metal’in örgütlü olduğu fabrikalarda işçiler, güç ve birliklerini göstermek üzere, kol kola girerek yürüyüşler yaptı. 

MESS’in, sendikanın 2 yıllık sözleşme ve yüzde 38’lik zam talebi karşısında, ücretlere yüzde 3.2 zam ve 3, hatta 4-5 yıllık sözleşme teklifi işçiler tarafından öfkeyle karşılanıyor.

Türk Metal’in, patronların işçileri öfkelendiren “karşı teklifi” karşısında, işletmelerde “Fazla mesaiye kalmama” eylemi çağrısının ise işçiler tarafından titizlikle uygulandığı haberleri geliyor. Yapılan haberler ve gazetemize gelen işçi mektuplarında; “Fazla mesaiye kalmama” eylemlerinin, kimi işletmelerde çok başarılı geçtiği ve işçiler arasında birliği güçlendiren bir rol oynadığı; fazla mesainin olmadığı işletmelerde ise etkisiz kaldığı belirtiliyor. 

Elbette bu arada patronlar da boş durmuyor. Bir yandan işçileri fazla mesai yapmaya zorlarken öte yandan “7’li düzene geçiş”, “Taşeron işçileri üretimde kullanmak” gibi yöntemlerle, özellikle “Fazla mesaiye kalmama” eylemlerini etkisizleştirmeye, işçilerin moralini bozmaya çalışıyorlar. 

Bu da işçiler arasında patronlara öfkeyi artırırken, Türk Metal’le ilgili endişelerini de güçlendiriyor.

İşçiler ise, eğer yeterince örgütlü olamazlarsa, talepler etrafında birlik sağlanamazsa, sendikanın, işçilerin istemediği bir sözleşmeyi imzalamaktan çekinmeyeceği noktasında ortaklaşıyor. Bunun kanıtı olarak da önceki “satış sözleşmeleri”ni gösteriyorlar.

Ancak, “ara bulucu” süreci olarak işleyen içinden geçilen dönem, kuşkusuz ki, mücadeleye hazırlanan işçiler için son derece önemli. Çünkü işçiler, eğer bu dönemi aralarındaki birliğin güçlendirilmesi için kullanabilirse, mücadelenin bir sonraki adımı için de hazırlanmış olacaklardır. Bu yüzden de bir yandan işçilerin birliğinin sağlanması öte yandan bundan sonraki mücadelenin örgütlenmesi; bu amaçla işyerlerinde “Grev komitelerinin kurulması” belirleyici önemde olacaktır. 

Mücadelenin;

- İş kolu düzeyinde olduğu,

- İş kolunda sadece Türk Metal değil, Birleşik Metal-İş ve Çelik-İş’in üyeleri için de TİS yapılacağı

- Türk Metal ve Birleşik Metal-İş’in eş zamanlı olarak “uyuşmazlığa” gidip eylem kararları aldığı,

- İş kolundaki üç sendikanın birbiriyle anlaşarak ortak bir tutum almak yerine birbirinin ayağını kaydırmak için kafa yorduğu dikkate alındığında; işçiler, sadece kendi işletmelerinde “grev komiteleri” etrafında birleşmekle yetinemezler.

Mücadelenin önünde yer alan işçiler ve mücadeleci sendikacılar bu koşulları gözeterek, aynı zamanda, en yakındaki işyerlerinden başlayarak, sendika farkı gözetmeksizin işyerlerinde oluşturulacak grev komiteleriyle ilişkiye girmek, her fabrikadaki “komitelerle” dayanışma içine girmek (Grev komitelerini kurmakta zorlanan işletmelerdeki işçilere yardımcı olarak), ortak mücadele için harekete geçmek durumundadırlar.

İşçiler böylece, sendikal bürokrasinin yalpalamalarına karşı kendi aralarında oluşturacakları dayanışma ve koordinasyonla mücadelenin inisiyatifini de almış olacaklardır. Dahası böyle bir ortak mücadele hattına girmek, farklı sendikalara üye işçilerin diyaloğa ve dayanışma içine girmesi metal işçilerinin, hatta Türkiye işçi sınıfının mücadelesinde yeni bir aşamaya da karşılık gelecek, mücadelenin motivasyonunu olağanüstü artıracaktır.

Şimdi, kolları sıvama; hem işletmelerde hem de iş kolu düzeyinde işçilerin birleşip ortak mücadeleye hazırlanmasının gerektirdiği görevleri yapma zamanıdır.

www.evrensel.net