Taşeronda hesaplaşma günlerine doğru!


18 Kasım 2017 04:39

DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikası üyesi işçiler ve sendikacılar, Çalışma Bakanlığı önünde düzenledikleri bir eylemle, Hükümetin “Taşeronu kaldıracağız” sözünde durmasını ve “Süreli ve eleme usulü ile düzenlenecek özel sözleşmeli istihdam değil ayırımsız ve güvenceli kadro” istediler.

Taşeron çalışmanın yasaklanması talebi; taşeron işçiler ve çeşitli sendikalar tarafından neredeyse 20 yıldan beri gündemde tutuluyor. 

AKP’nin o zamanki Genel Başkanı ve Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun, 1 Kasım 2015 seçim kampanyasında, “Taşeron çalışmasını kamuda bütünüyle yasaklayacağız” vaadiyle taşeron işçilerin oylarını almasının üstünden iki yıldan fazla zaman geçti. O günden beri de gerek kamuda, gerekse özel sektörde taşeron çalışmanın kaldırılması için işçiler her vesileyle daha da yüksek sesle; “Taşeron çalışmasının yasaklanması ve taşeron işçilere ayırımsız kadro verilmesi” taleplerini dile getirdiler. OHAL ilan edilinceye kadarki dönemde pek çok işletmede işçiler yürüyüş, miting, heyetler halinde Meclise gitmek... gibi eylemlerle taleplerini dile getiriyorlardı. OHAL’le birlikte eylemlerin temposu düşse de işçiler ve taşeronun kaldırılmasını isteyen sendikalar, her vesileyle taşeron çalışmanın kamuda da özel sektörde de yasaklanmasını, hükümetin verdiği sözde durmasını istemeye devam ettiler. Davutoğlu’dan sonra Başbakan olan Binali Yıldırım Hükümeti de taşeronun kaldırılması için çalışma yapıldığını söylemeye devam etti... En son hem Maliye Bakanı hem de Çalışma Bakanı; “Çalışmalarımız sürüyor. Bu yılın içinde bu sorunu bitireceğiz” diyerek vaatlerini yinelediler.

Geçtiğimiz salı günü de Genel-İş yöneticileri ve Genel-İş üyesi işçiler, Çalışma Bakanlığı önünde taşeron çalışmasının tümden kaldırılmasını istediler.

Genel-İş Genel Başkanı Remzi Çalışkan bu eylemde; Hükümetin yaptığı çalışmanın 4/d dışında, yani gerçekte kadrolu olmayan bir istihdam biçimi getireceğini belirtti.

Şu açık ki işçiler, gerçek anlamda iş güvencesi olan “kadrolu istihdam” dışında bir istihdam biçimini kabul etmeyecekler. Bunu işçiler ve sendikacılar yıllardır söylüyorlar. 

Ancak AKP Hükümetinden, bugüne kadar işçiler lehine, hele de devlet memurlarının iş güvencesini kaldırıp onları taşeron işçisi statüsünde bir istihdama mahkum etmeyi amaçlayıp, bunu da Cumhurbaşkanının ağzından açıkça ve defalarca ilan ederken, “taşeron işçilere kadrolu istihdam” sağlamasını beklemek aşırı bir iyimserlik olur. Dahası Hükümetin, “taşeron işçiliği” ile ilgili çalışmayı böyle uzattığına göre; ortaya kolayca anlaşılamayacak ama sanki taşeron işçiliği kaldırıyor gibi görünürken gerçekte, taşeron çalışmayı daha da yaygınlaştırıp genelleştirecek bir istihdam biçimi geliştirme ihtimali çok kuvvetlidir. Getirilecek biçimin kamuoyunda sır gibi saklanmasının nedeni de bu olmalıdır!

Ancak işçilerin taleplerini elde etmesinin tek şartı vardır o da; işçilerin talepleri etrafında birleşerek; kamu, özel demeden taşeron çalışmasının kaldırılması, tüm taşeron işçiler için kadrolu (güvenceli) iş talebinde ısrar edeceklerini göstermeleridir. 

Yani işçiler, bugüne kadar çeşitli etkinliklerde ifade ettikleri “mücadeleyi” hayata geçirmelidir.

Bu yüzden de gerek ileri işçiler gerekse mücadeleci sendikacılar böyle bir hedefe yürümek için harekete geçmek durumundadır. Kamuda ve özel sektördeki milyonlarca taşeron işçi; talepleri etrafında birleşerek harekete geçtiklerinde karşılarında hiçbir güç duramaz.

Hele de taşeron işçiliğin kaldırılacağına dair defalarca söz vermiş, AKP Hükümetinin işçilerin mücadelesi karşısında direnmesi kolay olmayacaktır.

Kamuda çalışan taşeron işçilerin mücadelesine belediyenin işyerlerinde çalışan ve bugüne kadar belediyeler bünyesinde kalarak taşerona karşı mücadele eden taşeron işçilerin de “Biz de kamu işçiyiz” diye katılacağının ortaya çıkması; (Ki, birçok belediyede işçiler kadro için zaten mücadele ediyorlardı), taşeronun kaldırılması mücadelesine sadece daha çok işçinin katılmasını sağlamayacak, aynı zamanda bu mücadelenin tüm yurt sathına da yayılmasına yol açacaktır.

Hükümetin de önümüzdeki günlerde “taşeron” konusunda tavrını açıkça ortaya koymak zorunda kalacağı dikkate alındığında, gelen günlerde işçilerle hükümet arasında bir hesaplaşmanın yakın olduğunu söylemek yanlış olmaz.

www.evrensel.net