‘Özelleştirmeye ve taşerona hayır’ demek için yeniden...


31 Ekim 2017 04:54

Şırnak’taki maden faciasında 8 işçinin hayatını kaybetmesi, bu ocaklardaki vahşi sömürü koşullarını ve Hükümetin maden işçilerinin kâr, daha çok kâr için ölümlerini umursamamasını yeniden gündeme getirdi. 

Öte yandan sanki işçilerin hayatıyla alay edercesine Hükümet, Meclis gündeminde olan “torba yasaya” eklediği bir maddeyle Zonguldak’taki TTK ve TKİ’ye ait kömür madeni alanlarının taşerona devrini ve böylece TTK ve TKİ’nin ocaklarının da adım adım özelleştirilmesini yeniden gündeme getirdi.

Zonguldak ve özelleştirme bir araya gelince, gerek bu alandaki girişimleri izleyen emek mücadelesi odakları gerek Genel Maden İşçileri Sendikasının (GMİS) yöneticileri, gerekse Zonguldak maden işçileri; 1990’larda “Maden ocaklarını kapatalım somon balığı üretelim daha kârlı olur” tezini savunan büyük sermaye propagandasını; Soma, Ermenek başta olmak üzere diğer maden ocaklarındaki ardı arkası kesilmeyen kaza adı altındaki iş cinayetlerini yeniden hatırlamadan edemiyor. 

Dahası; 2000’li yılların başından beri Zonguldak’ta, taşerona açılan alanlardaki pek çok iş cinayetini de anımsıyoruz. Ve elbette ’90’lı yıllardan beri Zonguldak havzasında taşeron sisteminin yaygınlaştırılması karşısında GMİS’in “Madenlerde özelleştirmeye hayır” diyen bir mücadele yürütmeye çalıştığını ama OHAL’le birlikte bu mücadelenin de baskı altına alındığını biliyoruz. 

Yine Soma’da 301 işçinin hayatına mal olan büyük madenci katliamının arkasında ülke çapında ortaya çıkan infialin baskısıyla çıkarılan madenlerdeki cinayetleri az çok önleyecek önlemleri zorunlu kılan yasal düzenlemenin, önce bir yıl, geçtiğimiz temmuzda da üç yıl ertelendiği de tüm emek kamuoyunun bildiği bir gerçektir. 

Peki şimdi ne olacak?

OHAL’in işçilerin değil patronların çıkarını gözeten bir “hal” olduğunu fark eden işçilerin ve GMİS’in havzada, “özelleştirmeye ve taşeronlaştırmaya karşı mücadele” için yeniden harekete geçeceği anlaşılmaktadır. AKP’nin Zonguldak Milletvekili Hüseyin Özbakır’ın işçilerin değil “taşeroncu madencilerin” sözcüsü olduğunu, bizzat GMİS Genel Başkanı Ahmet Demirci’nin ağzından gazetemizde okuduk. GMİS Başkanı Demirci’nin sözlerinden havzada taşeronlaştırmaya ve özelleştirme girişimlerine karşı yeni bir mücadelenin başlatılacağını anlıyoruz. Ki, elbette bu girişimle, emek güçlerinin gündeminde gerilere düşen “özelleştirme ve taşerona karşı mücadele”nin, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin de öne çıktığı bir gündemin emek güçlerinin üst sıralarına tırmanması şaşırtıcı olmayacaktır. 

Hükümet, “Kamuda taşeronu bu yıl kaldıracağız” diyor. Ama, AKP Hükümetinin kamudaki taşeron işçiliğini kaldırarak tüm taşeron işçileri kadrolu hale getirmesini beklemek elbette ki ham hayaldir! Tersine bu vaadin emek mücadelesinin kazanımlarına yönelik yeni bir saldırıya dönüşmesi daha büyük bir olasılıktır. 

Bunun önlenebilmesinin yolu ise “emek cephesi”nin topyekün bir karşı duruşla hareket etmesinden geçmektedir.

Bu yüzden;

* Madenlerde doğrudan ve dolaylı özelleştirme girişimlerine son verilmesi,

* Taşeron çalışmasının kamuda ve özel sektörde yasaklanarak, tüm taşeron işçilerin “kadrolu” yapılması,

* Yürürlüğü üç yıl daha ertelenen “İş Sağlığı ve İş Güvenliği Yasası”nın derhal yürürlüğe sokulması,

* Maden ocaklarındaki çalışmanın yakından denetlenmesi,

* “Torba yasa”daki Zonguldak’ta TTK ve TKİ’nin özeleştirmesini amaçlayan maddenin “torba yasadan çıkarılması”(*), talepleri etrafında mücadele elbette ki acildir.

Kuşkusuz bu mücadele, sadece GMİS’in, sadece Zonguldaklı madencilerin mücadelesiyle sınırlı kalırsa başarılı olması çok zordur. Tersine sorun, bir yandan hâlâ işçi sağlığı ve iş güvenliği sorunu olarak, öte yandan özelleştirmelere ve taşeron çalışmasına karşı mücadele olarak, işçilerin çalışma koşulları, hatta “hayatları”yla ilgili de bir mücadeledir. Çok çetin geçecek bir mücadeledir. 

(*) Gazetemizde görüşleri yer alan Şırnaklı maden işçileri, maden ocaklarının kapatılmasını değil, “islah edilmesini”, gerekli önlemlerin alınarak çalıştırılmasını istiyorlar. Bu işsizliğin ve yoksulluğun baskısındaki tüm maden işçilerinin de talebidir. Elbette bu dikkate alınması gereken bir taleptir.

www.evrensel.net