İş cinayetlerine karşı mücadeleyi yenilemek ihtiyacı


21 Ekim 2017 04:15

Şırnak ile Cizre arasında, Cudi Dağı eteklerindeki kömür ocakları bölgesinde bulunan 3 No’lu açık kömür ocağında, 17 Ekim 2017’de yaşanan göçükte 7 işçi yaşamını yitirdi.

Böylece maden ocaklarındaki vahşi çalışma koşulları ve iş cinayetlerinin aslında devlet görevlilerinin ve yerel idarecilerin gözetim altında işlendiği yeniden gündeme geldi.

KESK, DİSK, TMMOB, TTB, HDP, DBP, EMEP ve çeşitli sendikalar, basın açıklamalarıyla, çalışma koşullarını eleştirdiler; Hükümeti, yerel idarecileri de olup biteni seyrettikleri için suçladılar; gözünü kâr hırsı bürümüş patronların yanında, ülkeyi yönetenleri de bu iş cinayetinin sorumlusu olarak gösterdiler.

Elbette bu eleştiriler de suçlamalar da doğrudur, haklıdır!

Aynı 17 Ekim günü, 301 işçinin, 13 Mayıs 2014’te, hayatını kaybettiği Soma katliamı davasının 19. duruşması yapıldı. Bütün kanıtlar toplandığı halde; mahkeme heyeti değiştirilerek, yeni bilirkişi raporları istenerek,...10 aydır da karar verilmemesi için ayak sürtülen davada katliamın en önemli sorumlularından Vardiya Amiri Mehmet Ali Günayçelik tahliye edildi!

Aslında Soma davasının seyri bile, kömür ocaklarındaki, hatta TÜPRAŞ gibi en modern tesislerdeki iş cinayetlerinin nedenini göstermeye yeterlidir. 

Soma’daki Türkiye tarihinin en büyük işçi katliamının yarattığı infial baskısıyla çıkarılan “İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nın uygulanmasının 2020 yılına ertelenmesi, bu iş cinayetlerinin asli faillerinin kimler tarafından korunup kollandığını gözler önüne sermektedir. 

Kapitalizmde, ekonominin çarklarının dönmesi kâr ve rantı artırmaya sabitlenmiş olup, işçilerin iş cinayetlerine kurban gitmesinin arkasında elbette ki, kapitalist sistem vardır. Ama sistem; cinayetleri “nedensiz” ve “aletsiz” işlemez. Tersine her iş cinayetinin planlayıcıları, tetikçileri, katillere kol kanat gericileri, destekçileri, katillerin kollayıp korucuları vardır.

Soma, Şırnak, TÜPRAŞ, ya da öteki iş cinayetlerine bakıldığında, en başta hükümetlerin uyguladığı özelleştirme, taşeronlaştırma politikalarının bu iş cinayetlerin zemini oluşturduğunu görüyoruz. Patronlar ise “planlayıcılar” olarak sahneye çıkarken, patronların görevlileri ise; tetikçiler, yardımcılar olarak rol almaktadır. Hükümetler, cinayetten sonra katilleri ve yardımcılarını koruyup kollayan bir rol üslenmek üzere yeniden sahneye çıkmaktadır.

Gelişmiş kapitalist ülkelerde, iş cinayetlerinin bizdeki kadar olmamasında, çok uzun mücadeleler içinde işçilerin, patronları ve hükümetleri, iş cinayetlerini azaltan önlemleri almaya zorlaması belirleyici olmuştur.

Ve elbette ki bu cinayetlerin öteki yüzünde ise, işçilerin haklarını korumak üzere kurulmuş sendikaların başına geçerek işçilerden ödediği aidatlardan aldıkları on binlerce liralık maaşlarla, “dolçe vita” bir hayat yaşayan sendika bürokratları, iş cinayetlerinin en önemli ortağıdırlar. Bu bürokrasinin en iğrenç temsilcilerini Soma’da örgütlü Türkiye Maden-İş Sendikası’nın yöneticilerini şahsında gördük! 

Bunlar, elbette Evrensel okurları için bilinmez şeyler değil. Ancak, Türkiye iş cinayetleri ülkesi olmaya devam ettiği sürece de bunları yeniden yeniden yazacağız!

Çünkü, bu konuda işçilerin zoruyla bir adım ileri atan patronlar ve hükümetleri, kamuoyunun dikkati biraz başka yöne kaydığında iki adım geriye sıçrıyorlar. Gerek Soma davasının seyri, gerekse TÜPRAŞ ve Şırnak’ta arka arkaya ortaya çıkan iş cinayetleri;

- İş güvenliği ve işçi sağlığı ile ilgili sorunları yeniden gündeme getirilmesi, iş yerlerinde iş güvenliği ve işçi sağlığı ile ilgi talepler konusundaki sistematik bir ajitasyonun yapılması,

- 2016’da, Soma katliamını yol açtığı infialin baskısıyla çıkarılan ama patronların isteği ile Hükümet tarafından uygulanması 2020’ye ertelenen “İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası”nın derhal yürürlüğe sokulması,

- Sendikaların TİS’lerde iş güvenliği önlemlerine özel önem vermesinin istenmesi,

- İşyerlerinde işçi sağılığı ve iş güvenliği komisyonlarının kurulması, kurulanların çalışmasında ileri işçilerin ve mücadeleci sendikacıların inisiyatif alması, iş cinayetlerinin azaltılması olduğu kadar sınıfın örgütlenmesinin yeni bir dayanağı olarak değerlendirilmesi bakımından da önemli olacaktır.

Ancak bunları yapabilirsek; Soma’da, Ermenek’te, Şırnak’ta, TÜPRAŞ’ta, inşaatlarda, fabrikalarda iş cinayetlerine kurban  giden işçiler hayatlarını boşa kaybetmemiş olacaktır.

www.evrensel.net