Ege'de de aşk olsun onlara


24 Ağustos 2017 04:15

“Aşk olsun onlara.” diye bitirmiştim önceki yazımı. Son cümleyi bu yazının da başlığı yaparak başlıyorum bu hafta Boş Ders’e. 15. Gençlik Yaz Kampı’nın ilki Antalya, Çıralı’da bitti.
Yazın ikinci kampına bugün Kuşadası’nda başlıyor gençler. Özgürlük türkülerini Akdeniz’den Ege’ye taşıyacaklar. Aşk için, barış için, özgürlük için sözleri yere düşürmeyecekler. Eray Canberk’in şiirine kulak kabartacaklar ve bu şiiri türküye dönüştürecekler bir ağızdan: Ne demişti şair “Başlayan ve Bitmeyen” şiirinde?

Bitmeden susarsa
bitmiş gibi türküsü
biliyorsanız eğer
siz sürdürünüz
 
Solarsa çiçegi
vaktinden önce
anılarda yaşatın
kalsın ölümsüz
 
Yılgıya karsı umut
ölüme karşı yasam
savaşa karşı barış
geceye karşı gündüz
 
İlkyazlarda açmayan
soldu sanılan çiçek
emeğin yağmuruyla
yeşerecekmiş her güz
 
Şimdi Ege’de sürdürecekler Akdeniz’in türküsünü. Özgürlük çiçeğini soldurmamak, ölümsüz kılmak için.
Karabiber ve çam ağaçlarının, zakkumların gölgesinde başladıkları türkü, Ege’de çınlayacak. Akdeniz’den barış ateşi götürecekler Ege’ye. Çıralı’da yanan ateş, Kuşadası’nda kıvılcımlanacak. Aynı yıldızlar, ateşböcekleri gibi yalaplanacak üstlerinde. Atölye birikimlerinden aldıkları sözleri, Kuşadası’na, yeni yurtlarına taşıyacaklar.

Akdeniz’de en çok düşündükleri, ülkelerinin barışı ve özgürlüğüydü. Özgürlük için düşler kurdular, şarkılar söylediler, şiirler yazdılar. Edebiyat atölyelerinde de özgürlük isteklerini bir ortak şiire dönüştürdüler. Kamp sakinlerinden aldıkları dizeleri yan yana getirerek bir özgürlük şiiri yazdılar.

Caretta Carettaların yumurta bırakma zamanıydı. Olimpos Dağı’nın gölgesinde gezinen kaplumbağaların özgürlüklerine de  selam göndererek atölyelerinin adını “Kerata Keratalar” koydular. Şiirin, romanın, öykünün de soyunun sürmesi gerektiğini düşündürmek istediler belki de.   
Ortak şiirlerinin teması da özgürlüktü. Kurduyla kuşuyla tüm yeryüzünün özgürlüğü için sözcükler diz dize verdi ve “Özgürlük Diyor Yerliler Ona” şiiri yazıldı. Bu şiiri Boş Ders okuruna da gönderdiler özgürlük için yeniden yeniden düşünelim diye.
Yürekleri, sözcükleri dert görmesin, Ege’de de düşleri ışıl ışıl olsun diyerek yazıyı Kerata Keratalar Edebiyat Atölyesi’nin ortak şiirine bırakıyorum.

Bazen bir kitabın ortasından başlamak bile
ya da bir yılkı gibi birike birike
ister kaplumbağa hızıyla ister fırtına.

Adını sesinden alan o kuşlar ülkesinde
göğüs boşluğunu zorlayan göğün
yürümesi parmak uçlarındaki keskin çizgiden
bir ağacın en ince dalına.

O ağaç ki ışıklı ve serin
özgürlük diyor yerliler ona
genç kızlar topluyor yemişlerini
göğü griye boyayan elleri ile.

Özgürlüğe değmiş tırnakları
yakmış canını eflatuni kuş uçumlarının
ve tadı damağımda ekşi umarsızlıkların.

Yaklaştı şimdi kaldırım taşlarının sesine
örülecek başkaldırının upuzun kökleri
                                             ve söylevleri.

 
Bir tarla kuşunun çığlığıdır o söylevler
duyulur tüyden ve ateşten ayak sesleri
bir bağdan ya da bir buğday tanesinden
anlamak için yıldızların masmavi uzaklığını.

www.evrensel.net