Halkın emeğidir adalet


13 Temmuz 2017 04:15

Adaletin yürüyüşü bitti, şimdi adalet perisini bekliyoruz.
Hangi taşın altında, hangi ağacı kovuğundaysa çıkıp gelecek.
Ama taşları bağlayıp köpekleri koyvermişler ülkede.
Kurtulması zor görünüyor.
Umut, Alaaddin’in Sihirli Lambası’nda.
Gözümüz kulağımız lamba cininde, bekliyoruz.
Savcıdan, yargıçtan ümidi kestik de cine, muskaya inancımız noksansız.
Önümüz 15 Temmuz.
Malum, “Demokrasi ve Milli Birlik Günü”
Meydanlarda nutuklar atılacak. Camilerde, tekkelerde, dergahlarda vaazlar verilecek.
“Demokrasi duası” okunacak.
Araya “adalet duası” da sıkıştırılsa diyeceğiz ama öyle bir dua yok.
İşimiz duaya kaldıysa vay halimize, demeyin.
Başbakanın “şehit evleri gezileri”ni gördünüz.
Hakkari’den, Batman’dan, Şırnak’tan, Hatay’dan yoksul gecekondu evlerine cenazeler geliyor.
Başbakan, taziye ziyaretleri yapıyor.
Bayrak üç kez öpülüyor, üç kez alna konuyor.
Kur’an üç kez öpülüyor, üç kez alna konuyor.
Sonra avuçlar açılıyor, gözler yumuluyor.
“Elemtere fiş, kem gözlere şiş”
Nazar akıtma.
“İyyâke  na’budu”
Toplu fatiha.
Teröre toplu çözüm (!)
Laik bir ülkede devlet ve yurttaş işleri böyle dinî törenlerle yürütülmez, demeyin.
Yürütülüyor.
Çocukların aileleri “Allah verdi, Allah aldı. Allah, vatanımıza milletimize zeval vermesin.” diyor.
Devlet erkanıysa “Kana kan intikam...”
Ülkenin çocukları ölüyor.
Duayla muskayla kurtulacak gibi de değiller.
Ortadoğu’dan Ege’ye, Marmara’ya savaş sürüyor.
IŞİD, palazlandıkça palazlandı.
Kanlı örgütle alışverişin ipliğini pazara çıkaran gazeteciler ya sürgün ya mahpus.
Büyük yürüyüş, onlar için başlamış gibi görünse de ateşi ülkenin kapısını bacasını sardı.
Bütün tutsak milletvekilleri, belediye başkanları, akademisyenler, kamu emekçileri için adalet isteği yinelendi.
Zorbaların değil, halkın adaletini kurmak için...

Brecht de böyle söylüyor “Halkın Ekmeği”nde:

...

Ekmek her gün gerekliyse nasıl,
adalet de gerekli her gün,
hem o, günde birçok kez gerekli.
Sabahtan akşama dek, iş yerinde, eğlencede,
hele çalışırken canla başla,
kederliyken, sevinçliyken,
halkın ihtiyacı var pişkin, bol ekmeğe,
günlük, has ekmeğine adaletin.

Madem adaletin ekmeği bu kadar önemli,
onu kim pişirmeli, dostlar, söyleyin?

Öteki ekmeği kim pişiren?

Adaletin ekmeğini de
kendisi pişirmeli halkın,
gündelik ekmek gibi.

Bol,  pişkin, verimli.

Fransız şiirinin güzel oğlu Paul Eluard da gösteriyor o adaletin hangi yolları aşıp kalplerimize oturduğunu “Asıl Adalet” şiirinde. Eluard’a bırakalım köşeyi:

İnsanlarda tek sıcak kanun,
Üzümden şarap yapmaları,
Kömürden ateş yapmaları,
Öpücüklerden insan yapmalarıdır.

İnsanlarda tek zorlu kanun,
Tekmil harplere, sefaletlere rağmen
Kendilerini ayakta tutmaları,
Ölüme rağmen yaşamalarıdır.

İnsanlarda tek güzel kanun,
Suyu ışık yapmaları,
Hayali gerçek yapmaları,
Düşmanı kardeş yapmalarıdır.

Hep var olan kanunlardır bunlar
Bir çocukcağızın ta yüreğinden başlar
yayılır, genişler, uzar gider,
ta akla kadar.

Gerçek adalet, budur işte!
Halkın adaleti.

www.evrensel.net