22 Mayıs 2015 05:00

Metalciler öğretiyor ve çağırıyor

Paylaş

Renault işçilerinin eylemi ilk bakışta “Durgun gökyüzünde çakan bir şimşek” etkisi yaratmış olsa da, işçi sınıfının sorunlarını ve mücadelesini yakından takip edenler için durum oldukça farklıydı. Evet ortalık son metal grevinin yasaklanmasından sonra durgun görünüyordu, ancak yeryüzünde yaşamı yeniden şekillendiren işçilerin çalışma ve yaşam koşullarının derinliklerinde damla damla biriken öfke, artık önüne çekilen bentleri parçalayacak bir güce ulaşmıştı. Bu nedenle bentte ortaya çıkan sızıntı tüm bendin parçalanmasına götüren hareketi başlattı.
Parçalanan bent, patronlar, onların emrindeki sendikacılar, hükümetler ve devlet  tarafından konulan yasalar ve alınan tedbirlerle uzun yıllar önce örülmüştü. AKP Hükümeti ve büyük sermaye bu bendi daha da tahkim etmek üzere el ele vermişler, İşçinin fıtratları arasına ucuz çalışmayı, ölmeyi, çalışarak yoksullaşmayı, örgütsüzlüğü vicdansızca ve yüzsüzce eskisinden daha fazla eklemişlerdi.
Her halde hesaplamadıkları tek şey, alttan alta biriken bu öfkenin bir gün dipten gelen dalga olarak tüm bu bentleri, barikatları parçalayıp aşacak güce ulaşacak olmasıydı. Ama görüldü ki: gerek eyleme geçiş biçimlerinde, gerekse açıklama ve çağrılarında, gerekse de taleplerini dile getirmedeki açıklık ve kararlılıkları ile Renault işçileri tüm geçmiş deneyimleri özümsemiş, eski işçi kuşaklarının tecrübesini özenle inceleyerek gerekli dersleri çıkarmışlardı.
İşte bu nedenledir ki, Renault işçileri eyleme geçtiklerinde TOFAŞ, Ford ve diğerleri onları izlemekte fazla tereddüt etmedi, çünkü sorunları ortaktı ve talepleri de neredeyse tıpa tıp aynıydı. Son toplu sözleşme işçilerin çıkarına iyileştirilecek, patronların hizmetindeki mafyavari yöntemlere sahip sendika fabrikalardan defolacak, tek bir işçinin bile kılına zarar gelmeyecek, sendikaları yeniden işçilerin evi yapacak bir tutumla hareket edilecekti. Bu aynı zamanda “yasallığa” mahkum olmayan yeni bir mücadele anlayışının güçlü belirtilerinin ortaya konulması anlamına da geliyordu. Ve yine aynı zamanda grevlerinin yasaklanmasına boyun eğenlere de çıkış yolunu gösteriyordu. İşçiler haklı ve meşru mücadelelerinde yasaların alması gereken biçimini de herkese gösteriyorlar. Sermayenin çıkarına değil, işçinin ve emekçilerin çıkarına yasalar!
Renault işçilerinin destek vermek isteyen işçi ve emekçilere mesajları da son derece açık ve doğruydu. En iyi destek kendi iş yerinde benzer ve kendi talepleri ile eyleme geçmekle verilebilirdi ve eğer işçiler bu yolu tutarlarsa birleşik bir sınıf olarak hareket edebilirler, patronları ve onların her türden uşaklarını dize getirebilirlerdi. Böylece destek, duygu ve düşüncelerin, yardımların ötesine taşınmış, aynı iş kolundaki işçilerin ortak ve birleşik mücadelesine dönüşmesinin yolu açılmış oluyordu. İşçilerin birleşik bir sınıf olarak hareket edebilmesinin başka bir yolu da bulunmuyor.
İşçiler böyle davranmakla emek hareketinin yıllarca işçi sınıfına kazandırmak istediği bir bilincin doğruluğunu da kanıtlamış oldular. Bu bilinç işçi sınıfının harekete geçen kesimlerine verilecek desteğin ancak diğer işçilerin de kendi işyerlerinde harekete geçmesi ile gerçek bir desteğe dönüşecek olmasıydı. Öyle anlaşılıyor ki, Renault işçileri işte bu bilince, kendi deney ve tecrübelerini özümseyerek, birikmiş tecrübeyi süzerek ulaşmışlardır. Böylece mücadele, birlik ve dayanışma gerçekten ete kemiğe bürünmüş, işçi sınıfının gücünün yattığı asıl alan bir kez daha belirgin ve güçlü bir biçimde ortaya çıkmış oldu.
İşçi sınıfının mücadelesinde elbette inişler, çıkışlar, yenilgiler ve zaferler hep olmuştur ve olacaktır. Ancak bugün metal işçilerinin Renault işçilerinin önderliğinde ortaya koydukları mücadele ve direniş, patronlar cephesini çökertecek özelliklere sahiptir ve işçiler bu kararlılıklarını ve birliklerini korudukları takdirde kesinlikle zafere ulaşacaklar, taleplerini elde edeceklerdir. Daha şimdiden sermaye cephesinde çözülme belirtileri ortaya çıkmıştır. Ayrıca şu da oldukça önemlidir: İşçi sınıfının farklı sektörlerdeki, çok daha kötü çalışma koşullarına sahip işçilerin de hareketlenmesinin önünün açılması için koşullar gittikçe daha fazla olgunlaşmaktadır.
Diğer taraftan nereden bakılırsa bakılsın metal işçilerinin eylemleri ülkede son 25-30 yılın en önemli işçi hareketidir ve son dönemde dünya çapında da böylesi bir hareket görülmemiştir. Bu hareket daha şimdiden Türkiye işçi sınıfının mücadele tarihinde ve uluslararası işçi sınıfının tecrübeleri arasında çok önemli bir kazanım olarak yerini almıştır. İşçi sınıfının diğer kesimleri de bu tecrübeyi hiç kuşkusuz özümseyecek, kendi mücadelesi için sonuçlar çıkaracaktır. İşçi sınıfı için artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır. İşçilerin mücadelesi de, sendikacılıkta, işçilerin kendi aralarındaki ilişkilerde farklı ve daha ileri bir evreye doğru dönmektedir ve eskiyi sürdürmekte direnen her ilişki, her kurum çözülüp dağılmaya mahkum olacaktır.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa